selim koç

selim koç
@grabowski
Düşman devletler, Osmanlı devlet ve memleketine karşı maddî ve manevî saldırıya geçmişler, Onu yok etmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve Halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükûmeti de aynı durumda. Farkında olmadığı halde, başsız kalmış olan millet, karanlıklar ve belirsizlikler içinde olup bitecekleri beklemekte, felâketin dehşet ve ağırlığını kavramaya başlayanlar, bulundukları çevreye ve alabildikleri etkilere göre kendilerince kurtuluş çaresi saydıkları tedbirlere başvurmakta… Ordu, ismi var cismi yok bir durumda. Komutanlar ve subaylar, 1. Dünya Savaşı‘nın bunca çile ve güçlükleriyle yorgun ve vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor; gözleri önünde derinleşen karanlık ve felâket uçurumu kenarında beyinleri bir çare, kurtuluş çaresi aramakla meşgul…
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı 'ndaki mücadele amacının, özellikle ekonomik alanda bağımsızlığı elde etmek olduğunu ve bunun bizim için hayati önem taşıdığını, şu cümlelerle en kesin ve pek açık bir biçimde dile getirmiştir: "Adana, senevi 35 milyonu, pamukla pekala temin edebilir. Yalnız bunun için bir şeye ihtiyaç vardır: İktisadiyatımızda istiklali tam. Güzel vatanımızı fakra, memleketi harabiye sürükleyen esbabı muhtelife içinde en kuvvetli ve en ehemmiyetlisi iktisadiyatımızda istiklalden mahrumiyetimizdir. Şayanı şükr ve mahmedettir ki, bu istiklali bugün fi 'len istihsal etmiş bir mevkide bulunuyoruz. Ancak fi 'len sahip olduğumuz bu istiklali düşmanlarımıza şeklen ve resmen de tasdik ettirmek lazım edendir. Devletin ve milletin son hedefi işte bu noktayı temine matuftur. Kuvvetle ümit ediyoruz ki, bu noktayı teminde muvaffakiyet hasıl olacaktır. Bu nokta o kadar hayatidir ki, onu behemehal elde edeceğiz."
Mussolini sınırsız bir özgürlük içinde devlet kurulularını özelleştirerek İtalyan halkını sonu kanla bitecek bir maceraya sürüklerken aynı yıllarda Atatürk, yoksul Anadolu'da devletçilik yoluyla mucizeler yaratıyor, sosyal bir halk devleti kuruyordu.
İhtilâl, tam ve eksiksiz anlamıyla hükmünü yürütebilmek için dört unsuru kavramalıdır.. Politik, sosyal ve özellikle ekonomik alana girmeli ve ileri bir rejim kurmalıdır. Böylece, eskiliğin yerini, yeni bir düzen ve kuruluş almalıdır. 1789 Fransız İhtilâli’ni, 1917 Rus Sosyalist İhtilâli’ni, 1919 ’da başlayan Atatürk İhtilâli ’ni, tam ve eksiksiz ihtilâllerin örnekleri diye hatırlayabiliriz. Çünkü bunlar düzeni baştan başa değiştirdiler ve ileriye götürdüler.
Mustafa Kemal, yanlış işitmemişti. Türk askerlerinin üstün savaş morali ve dayanıklılığı karşısında, sayı bakımından daha güçlü olan Yunan birliklerinin saldırı gücü kırılmıştı. Tutsak edilen bir Yunan askeri şöyle dedi: ''Bize Ankara'nın saldırdığımız dağın ardında olduğunu söylediler. Oysa 16 gün geçti, henüz Ankara görünmüyordu.''Meydan savaşının bu dönüm noktasına kadar Yunanlılar 18.000 ölü vermişlerdi. Türklerin ölü sayısı 13 bindi. Mustafa Kemal karşı-saldırı buyruğunu verdi; önce cephenin sağ kanadından.. Kısa bir topçu hazırlığından sonra Türk birlikleri ileri atıldılar. Bununla birlikte, ancak günlerce sonra düşmanı dize getirmek olanağı sağlandı. General Papulas, Türklerin sol kanatta yarık açmaları halinde kendi ordusunun tümünü bekleyen tehlikeyi zamanında anladı. Bu yüzden geri çekilme buyruğunu verdi. 13 Eylül'de Sakarya'nın doğusunda tek bir Yunan askeri kalmamıştı. Çoğu eski çetelerden olan Türk süvarisi düşmanın arkasına kadar sokuldu, demiryollarını, cephane ambarlarını ve petrol depolarını havaya uçurdu. Düşman geride çok sayıda savaş malzemesi bıraktı. Az kalsın bir Türk devriyesi Kral Konstantin'i tutsak ediyordu. Bu korkulu durumdan sonra kral, güvenlik kaygısı içinde İzmir'e çekildi ve vapurla Atina'ya döndü.