Peki şimdi ne olacaktı? Gregor, sesinin değiştiğini biliyordu ama bu durumun yakalandığı ağır bir soğuk algınlığının yani pazarlamacılarda sık görülen o meslek hastalığının bir ön belirtisi olduğundan şüphe duymuyordu.
Gregor cepheye yaman bir Kazak olarak döndü. Savaşın anlamsızlığına aklının bir türlü yatmamasına rağmen o yine de Kazak şerefini sadakatle savundu.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Atının dizginlerini bıraktı, öldürdüğü Avusturyalı askerin yanına gitti. Adam, dövme demirden süslemeli parmaklığın dibinde, düştüğü yerde yatıyordu; kirli avucu sadaka dilenir gibi açılmıştı. Gregor onun yüzüne baktı. Genç, bıyıkları olmasına rağmen çocuksu bir yüzdü bu; can acısıyla çarpılmış ağzı bu yüze ıstıraplı (bu ıstırap fiziksel açıdan mı, yoksa mutsuz geçen bir hayattan mıydı?) bir ifade veriyordu.
Gregor onu geçti, ileriden atının başını çevirdi ve hızını azaltarak Avusturyalının üzerine geldi. Askerin dehşetten çarpılmış köşeli yüzü dökme demir gibi simsiyah kesilmişti. Kolları yana sarkmış, kül kesilen dudakları titriyordu. Kılıç şakağını sıyırdığı için, kesilen deri yanağının üzerine kırmızı bir bez parçası gibi sarkmıştı. Üniformasına şırıl şırıl kanlar akıyordu. Gregor’un gözleri Avusturyalının dehşet içinde bakan gözleriyle karşılaştı. Asker ağır ağır dizlerinin üzerine çöküyordu; gırtlağından boğuk bir hırıltı çıktı. Gregor gözlerini yumarak kılıcını yukarıdan aşağı salladı. Darbe, adamın kafatasını ikiye böldü. Asker kollarını yana açarak yuvarlandı, parçalanmış kafatası tok bir ses çıkararak kaldırımın kenarına çarptı. Kafatasının çıkardığı sesten ürken Gregor’un atı bir homurtu koyvererek yolun ortasına doğru geri geri gitti.
Kurşunun sıcaklığı Gregor’un yanağını yaktı. Gregor mızrağını adamın gövdesine sokarken, aynı zamanda bütün gücüyle dizginlere asıldı. Darbe o kadar hızlı olmuştu ki, mızrağın namlusu ta yarıya kadar Avusturyalının vücuduna girmişti.
Gregor’un atı, bir sel gibi geriden kopan atların önünde sürüklenip dörtnala kalkarak doludizgin ileri atıldığında, Gregor daha mızrağını hazır duruma getirememişti bile.
Reklam
Reklam