Geçrekle kurgu karışık bu kitap. Yazarın Tudor serisi zaten böyle ama kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Hiçbir kitabı Boleyn Kızı kadar akıcı ve heyecanlı olmasa da tekrar okuyacağım muhakkak. Gerçekten bu da etkileyici bir kitap. Kitap Hannah'nın gözünden anlatılıyor ve Kraliçe I. Mary ile kız kardeşi Elizabeth'in hikayesini anlatıyor. Özellikle Mary'nin saltanatı üzerinde duruyor 5 senelik kısa dönemini, Fransa'ya karşı nasıl kaybettiğini, yalancı hamileliklerini, kötü giden evliliğini ve her şeye rağmen tahtı Boleyn Kızı'nın kızı Elizabeth'e bıraktığını anlatıyor. Boleyn Kızı kitabında iki kız kardeşi okurken burada da iki kız kardeşi okuyoruz.
Kitap gerçeği çok yansıtmıyor Catherine gerçek hayatta böyle karakterde biri değildi ama yine de Catherine'in sabrını tam olarak göstermişti. Tudor Dönemi'ne oldukça hâkim olduğum için tabii ki okuyorum beğendim biraz diğer kitaplarına göre yavaş ilerliyor ama yine de o Tudor sadayında dolaştırıyor bizi. Yine de Aragonlu Catherine'i böyle yazdığı için biraz hayal kırıklığına uğradım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben ne okudum öyle!
Bildiğiniz tüm okuma deneyimlerinizi unutun. Hatta kitabı düz tutup okumayı bile... Yapraklar Evi yalnızca bir roman değil, okuma alışkanlıklarına karşı açılmış küçük bir isyan.
Sayfaları soldan sağa takip etmeye, anlatıcının peşinden güvenle yürümeye alışmışsanız bu kitap sizi ilk fırsatta yoldan çıkarıyor. Zaman zaman kitabı döndürmeniz, sayfalar arasında ileri geri gitmeniz, dipnotların peşinde kaybolmanız gerekiyor. Bir sayfada tek bir kelimeyle karşılaşırken, bir başka sayfada metin sizi bilinçli olarak yoruyor.
Üstelik bütün bunlar bir gösteriş denemesi değil. Biçim ve içerik birbirine öylesine sıkı bağlanmış ki, karakterlerin yaşadığı yön kaybını okur da fiziksel olarak deneyimliyor.
Kitabı okumuyorsunuz; içinde dolaşıyorsunuz.
Korku edebiyatından, deneysel metinlerden ya da postmodern oyunlardan hoşlanmasanız bile, Yapraklar Evinin sınırlarını zorlayan yapısına hayran kalmamak zor.
Çünkü bu kitap hikâyesini sadece anlatarak değil, sayfanın kendisini kullanarak kuruyor. Ve sonunda geriye bir evden çok, zihninize yerleşmiş bir labirent kalıyor.
Derler ya, delilikle dâhilik arasında çok ince bir çizgi vardır diye. İşte o çizgide yol alıyorsunuz 702 sayfa boyunca. Bazen ne diyor bu diye düşünürken bazen yazarın dehasına hayranlık duyuyorsunuz.
Gregory Maguire kitap için; "Peter Pan'nın asıl düşmanının Kaptan Kanca değil de Var Olmayan Ülke olduğunu şöyle bir hayal edin, yahut da Yunus'u yutan balinanın Moby Dick olduğunu; işte o zaman bu kitabın ne anlattığını anlamaya başlayacaksınız. Korkuyla bekleyin onu, sımsıkı tutup kavrayın." diyor
Yapraklar EviMark Z. Danielewski · Monokl Yayınları · 2018228 okunma
Kitap güzel ancak çok kendini tekrar ediyor bence gereksiz uzun. Bitirmek için okudum biraz. Konusu İskoçyalı Mary' in birçok insanın hayatına edişi :d Sevdiğim tek karakter Bess
RasputinW. Le Gueux
William Le Queux'un, 20 Yüzyılın başlarında yazmış olduğu bu tarihsel roman, Gregory Rasputin'in hayatını ve Çarlık Rusyasında ki etkisini anlatıyor.
Rasputin, Sibiryalı bir köylü olduğu halde, olağanüstü zekası ve kurnazlığı sayesinde Çar II. Nikolay'ın ailesine kadar nüfus edip, Rusya'nın iç ve dış politikaları üzerinde, bakanların iş başına getirilmelerine kadar söz sahibi olmuştur.
Kadınlara olan düşkünlüğü ile bilinen Rasputin; hipnoz edici bakışları ve kudretli olan etkileyiciliğiyle kadınları kolayca ağına düşürmektedir. Etrafına zayıf iradeli kadınları toplayarak bir sürü müritler edinmiştir. Kendisini aynı zamanda yeni bir dinin kurucusu ve Tanrının elçisi olarak görmüştür.
Kitapta, Rasputin'in Rus İmparatorluğunu nasıl manüpüle ettiğini ve çevirdiği entrikalarla Romanovların çöküşüne kadar olan etkisi anlatılıyor. Biyografik roman sevenler zevkle okuyabilirler...
Yazar, Yunanistan'ın özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra kültür, sanat ve edebiyat alanlarında yeniden gelişmesini objektif bir dille, hataları ve sevaplarıyla anlatıyor. Türkiye Yunan ilişkilerini tarafsız, olduğu gibi anlattığı bölümleri keyifle okudum. Bilinçli olmadan milliyetçi olmanın zararını güzel özetlemiş.