Byung-Chul Han yolculuğu üçüncü durak ve burada her şey ne kadar da şeffaf, başlık bile...
"İnceleme"ye bu sert başlıkla girmek zorunda hissettim kendimi çünkü yazarın kullandığı
Sisler geçidi de değil aslında. Pessoa şiirlerine tamamen somut şekilde başlıyor ve soyuta, bilinmeze doğru sürükleyip sonra sisler içinde bırakıyor. Öyle matematiksel bir dizilim var ki şiirlerinde, bunu "içindekiler" bölümünde başlıkları peş peşe okurken daha yalın halde anlıyor insan ve o zaman evet, Pessoa gerçekten de bu kitabı süssüz, hilesiz yazmış, düşünmüş yani, ilmek ilmek dokumuş hissi geliyor. Bu yüzden sevdim.
Pessoa
Uzaklıklar, Eski Denizler kitabında koca bir kalabalık barındırıyordu, tek bir adam değildi. Burada sadece Pessoa olarak çıkıyor okurun karşısına. O şiirsel ve farklı duygu geçişlerindeki atmosferi soluduktan sonra burada daha vatansever ama bir o kadar da mistik ve ezoterik bir yönü var. Onu farklı yönleriyle gösterdiği için bunu da sevdim.
En çok da düz şiir gibi okunup geçmek yerine her isimde duraklatıp araştırmaya sevk edişini sevdim. İmparatorlar, krallar, deniz canavarları, hiç var olmamışlar ve gerçek var olanlar. Bir şiir kitabı da böyle olur muymuş? Olurmuş, Pessoa yazmış. Ben okudum ve sevdim.
Küçük bir not: Sadece klasik bir şiir beklentisiyle okuyacaklara pek tavsiye etmem, sonra bana söylenmesinler. :)
İyi kitaplar okumanız dileğiyle...
(ya da en azından kafan karışıyor)
Han'ın kitaptaki genel derdi bu: Bizim ötekini kovdukça, aslında kendimizden de bir şeyler kovduğumuz. Asıl ihtiyacımız olan ise diyor: Ona sarılmak, onu
Kitap kısa ama yoğun bir okuma gerektiriyor.
7 bölümden oluşuyor ama bazı bölümlerinde (özellikle Arendt, Agamben ve Baudrillard tartışmalarında) yazar kendi tezini anlatmak için fazla dolambaçlı yollara giriyor. Bu filozofları okumamış biri için o kısımlar havada kalabilir. Özellikle 4. ve 6. bölümde bunu bizzat yaşadım. "Bu biraz fazla gereksiz" diye geçtim ama bu benim bilgi eksikliğim tabii :)
Yine de kitabın temel fikri ilgi çekici: "Ne kadar aktif olursan, o kadar özgür olacağına inanmak bir yanılsamadır."
Han'ın "paradoksal özgürlük" dediği şeyi okuduğunda herkes kendinden bir parça görecektir. Hepimiz sürekli bir şeyler yapma, yetiştirme baskısı altında kalıyoruz. Kendimizin hem mahkumu hem gardiyanı oluşumuzu çarpıcı şekilde anlatıyor.
Kendinden kendine gına gelmiş olanlar okuyabilir :)
İyi kitapları okumanız dileğiyle...
Bir tecavüz travmasının iyileşmesi ise kimi için bir yıl sürer, kimi için on iki. Kimi baş edemez, canına kıyar. Kimi konuşur, anlatır, yazar. Kimi susturulur, unutulur, bir istatistiğe dönüşür.