Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kitap bitmedi, bitemedi...
Puan vermedi·272 syf.·
2026 57. kitabı
Çünkü Şato’ya ulaşmak ya da o sistemi çözmek imkansızdı. Çünkü yarım kalmasının sebebi sadece Kafka’nın hastalığı veya ömrünün yetmemesi değildi; bu felsefi olarak da bitirilmeye mahkûm bir kitaptı. Kafka bu kitabı 1920’lerin başında yazdı. O günden bugüne köprünün altından çok sular aktı, teknolojiler gelişti, sistemler dijitalleşti ama özdeki o soğukluk ve labirent yapısı hiç değişmedi. Eskiden kağıt evrakların arasında kayboluyorduk, bugün dijital ekranların, e-devlet kapılarının, onay kodlarının ve telesekreterlerin arkasına saklanmış bir Şato var. Güç yine aynı güç, sadece maskesi değişti. İnsan yine sistemin karşısında aynı mecburi çaresizlikle bekliyor. Bu yüzden de kitap bitmedi, çünkü o düzenin yarattığı çaresizliğin insanlık tarihinde bir sonu yok. Kafka da, sonunun olmadığını bildiğinden romanı üç noktayla, yarım kalan kelimelerin ortasında o büyük boşlukla bıraktı, olamaz mı? Bizim için en somut kanıt bu olabilir: K. o kapıdan içeri girmedi ya da köyden tamamen çekip gitmedi. Bugünün dünyasından Şato'ya bakınca ona bürokrasi deriz, devlet deriz ya da insanı ezen herhangi bir kurumsal çark deriz. Ne içindeyiz, ne dışında kalabiliriz. İnsanı yutan o ruhsuz, devasa sistemlerin ta kendisi. Bitebilir mi... Çevirmen İlknur Özdemir önsöze şu cümleyle başlıyor: "Şato’nun, edebiyatın anlaşılması zor yapıtları arasında yer aldığı kuşkusuz." ve şöyle bitiriyor: "Kafka’nın yapıtları kuşkusuz kendi kişisel nevrozunun simgelerini taşıyor... Yapıtları, günümüz toplumunda çoğunluğun değilse de pek çok kişinin hissettiği bir şeyi ifade ediyor: başka insanlara temelden duyulan bir güvensizlik, kişinin kendi değeri konusunda içini kemiren kuşku, bireyin başkaları tarafından takdir edilme ve tanınma hakkı. Şato gerçekten okuyan insanı boğabilir. Çünkü kitapta göze çarpan
Alıntı
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Bürokrasiden Doğan İktidar
Puan vermedi·272 syf.··
2020 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 22:44
"Kafka'nın dünyası, insanın, gerçekte eline hiçbir şey geçmeyeceğini bilerek, banyo küvetinde balık avlamak gibi acı verici bir lükse kendini kaptırdığı, tanımlanamaz bir evrendir." -Albert Camus İnternetteki birçok yoruma, hakkında yazılan makalelere veya köşe yazılarına göz gezdiren çoğu kişinin, Kafka’nın tanımlanması ve anlaşılması çok zor, melankolik ve karanlık bir birey olduğu izlenimine kapılacağını ve bunun okuma istekleri üzerinde olumsuz bir etki yaratacağını söylemek mantıksız olmaz. Fakat başka bir pencereden bakacak olursak, Kafka okumaya başlamadan önce yazarın kişisel özelliklerinin eserlerine büyük ihtimalle yansıyacağı, dolayısıyla eserlerinin çok katlı, çözümlenmesi zor, bireysel problemler aracılığıyla toplumsal problemlere ışık tutma ihtimali olan alt metinlerle ve alegorilerle dolu olacağı gerçeğini fark edebiliriz. Bu da okuma hevesimizi artırabilir. Babaya Mektup’u inceledikten sonra Kafka’nın babasıyla olan ilişkisinin temel taşları olan otoriteyle ve iletişimsizlikle alakalı büyük problemleri olduğu hemen anlaşılır. Şato’yu okumaya başladığımda da bu iki kavramın eserdeki yeri üzerine yoğunlaştım. Her ne kadar Kafka eserini bitirmeden hayatını kaybetmiş olsa da okuma sürecini bitirdikten sonra Şato’nun da bu iki kavram üzerine temellendirilmiş olabileceği üzerinde durdum . -spoiler içerebilir* Romanın başında bilmediği küçük bir köye kadastrocu (yeryazımcılık) yapmak için gelen K. isimli (Kafka bu ismi pek çok romanında kullanmıştır. Genel kanı bu ismin muhtemelen kendi isminin bir kısaltması olduğudur) karakter romanın ana karakteridir. Köye geldiği anda yerden yüksekliği ve hacmi yüzünden (ulaşılmazlık burada devreye girer. Şatonun bu özelliklerini ve toplum üzerindeki etkilerini ele aldığımızda, alt ve orta tabakaya şatonun ve
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2025 151. kitabı
"Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Franz KafkaFranz Kafka 'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı." Şato (Fransızca: château), bir lorda veya krala ait konut görevi gören bir tahkimat türüdür. Şatolar bulundukları bölgenin ekonomik, siyasi ve idari merkeziydi. "Şatoda yaşamak pek bana göre değil, çünkü hep özgür kalayım isterim ben. ŞatoŞato "Esrarengiz bir kont, ona ait bir şato; diktatörce eğilimler gösteren, hiyerarşi içindeki çok sayıda bürokrat… Roman, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde yazıldığından, Kafka geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceğini sorguluyor olsa gerektir. Okur, romanın muammalarını çözmek için her türlü karmaşa, ikilem ve belirsizlik arasından yolunu bulmaya çalışacağı "aktif" bir okumaya davetlidir. ŞatoŞato Kadastrocu K.'nın profesyonel ve bireysel kimliğinin gizemli bir şato ve temsilcileri tarafından tanınması için verdiği beyhude mücadeleyi anlatan eser, iktidar yapılarının yarattığı sistematik düzeni sorunsallaştırır ve bu yapıların ürünü olan bürokratik labirentin karşısında pasif boyun eğişi yüzümüze çarpar. ŞatoŞato
Dünya klasikleri roman edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 16:01
17 günde bitirebildim. Elime hem sevinçle hem de bıkkınlıkla aldım. Yine ne detaylar vardır diye heveslendim. Laf uzayınca sıkıldım (sıkılmak kötü manada değil). En küçük insan etkileşimini bir karakterin ağzından anlatması sonra diğer karakterin tüm bu algıyı ters yüz eden ifadeleri benim "evet ikisi de haklı" veya "vay öyle mi olmuş gerçekten" diyerek düşünmemi sağladı. Kafka her zaman olduğu kadar "dark" yine de.
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2021 19:08
Zor ve yoran, belki de nefret ettiğim bir düzen olduğu için bana zor gelen bir kitap. Inanılmaz bir katı kuralcılık ve bağnazlığın doğurduğu bir hüküm altında tutulma serüveni. Şato'nun katı bürokratik yapısı ile insana çok da yabancı gelmeyen bir sistemin tanıklığında gidiyor kitap. Açıkçası bir aya yayılan okuma sürem nasıl bir huzursuzluk ile okuduğumu gösteriyor kitabı. Zor ama düşündüren, değerlendirme fırsatı veren bir kitap olduğu için okunması gerektiğine inandığım bir kitap olmuş oldu.
İlişkiler
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
6/10
·272 syf.··
2021 41. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 12:27
Kitabın başları, Dava kitabını anımsattı. Kahramanımız K. kadastrocu olarak atandığı yerdeki görev tanımını ve yerini öğrenebilmek için kapı kapı dolaşmak ve bu kapılarda anlam veremediği olumsuz tavırlarla karşılaşmaktadır. Dava gibi sonuçsuzluklar içerisinde devam edecek derken, aralarda başkalarının hikayelerine de yer vermiş Franz Kafka. Şato ile K. arasında elçilik yapan Barnabas ve ailesinin yaşadıklarına şahit olup Şato'nun işleyişini, daha doğrusu işleyemeyişini anlamış oluyoruz. Tam kahramanımız için yeni bir hikaye başlıyor derken de kitap maalesef yarım kalıyor. Okuması zor bir kitap. Özellikle sonlara doğru uzun uzun paragrafları takip etmesi zor. Keyifli bir kitap mı? Değil. Okurken konunun çıkmazlığı nedeniyle iç daralması kaçınılmaz. Okunmalı mı? Kafka seviyorsanız, evet. Konu ne kadar çıkmaz olursa olsun, Kafka anlatımıyla sizi o çıkmazlığa çekiyor. Karakterlerle beraber oradan oraya dolanıyorsunuz. Kitabın sonu gelebilseydi nasıl biterdi en ufak bir tahminim yok ve bu yüzden Kafka'yı seviyorum.
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 72. kitabı
Dava'yı okurken de zorlanmıştım ve sıkılmıştım. Bu kitabın ana karakteri Dava'nın ana karakteriyle aynı. K. ağabey... Yine sıkıcı bir öykünün baş karakteri.
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
Kafkaesk
8/10
·360 syf.··
2024 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 20:36
l Kafka'dan okumuş olduğum bu eser, Yarım kalmış bir kitap. Kafka'ya 1917 yılında Tüberküloz tanısı konur, Eseri 1921-22 yılları arasında yazmaya başlar. 1924 yılında vefat eder. Yarım kalmış bu romanı Kafka'nın yakın arkadaşı Max Brod tarafından neşredilen eseri Şato, Dava kitabı ile ilişkilendirilebileciği gibi, başlı başına ele alınmaya değer bir yapıttır. l Eser, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde kaleme alındığından, muhtevasında geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceği hususunda sorgulamalar barındırarak, K. isimli bir kadastrocunun şato tarafından görevlendirildiğini iddia etmesi üzerine gittiği köyde karşılaştığı esrarengiz bir kont, ona ait bir şato, diktatörce eğilimler gösteren ve hiyerarşi gölgesi altındaki çok sayıda bürokrat içerisinde şato'ya ulaşma gayreti gözler önüne serilmektedir l Kafka, tıpkı Dava adlı kitabında olduğu gibi Şato'da şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlar ile otorite ve bürokrasiyi hicvederek, politik ve sosyolojik açıdan modern insanın köyden kente göçüyle köküne, memleketine yabancılaşmasını ve hiçbir yere ait olamayışını; yine modernleşme ile beraber ivme kazanan sınıflar arası eşitsizlik ile yozlaşan toplumsal dengeye atıfta bulunmakta, psikolojik açıdan ise bireyin iç dünyasındaki çatışmaları sembolik olarak resmederek, iç dünyayı dış evren ile harmanlayarak yazıya dökmektedir. l Şato okuyucusu, eserin muammalarını çözmek adına her nevi karmaşa, ikilem ve müphemliğin arasından yolunu bulmaya çalışacak, 'aktif' bir okuma seyrine dalarak, alt metni çok zengin, çok katmanlı bir kitap olan Şato ile devletin ve bürokrasinin çetrefilli yapısına, statü sahibi insanın erişilmezliğine beraber eşlik edecek, öte yandan hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne
İnceleme
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kafkaesk...
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2023 98. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 13:39
Karamsarlığı, yalnızlığı, varoluş sancıları, umutsuzluğu, yaşadığı topluma yabancılaşması, yahudi oluşu ve şanssızlığı ile Franz Kafka… Üç kız kardeşini nazi kamplarında kaybeden, aşktan yana şansız olan ve üç defa nişanlanan, anksiyete bozukluğu ile mücadele eden, babasının baskısı ile büyüyen, eğitimini bile bu yönde değiştiren, gündüz boş vakitlerinde uyuyup gecelerini yazmaya ayıran, eserlerinde metaforik anlatımı benimseyen, tüberküloz hastası, hayatı boyunca kendini “zavallı ve yararsız” hisseden, yazar Franz Kafka… Şaheser olarak tanımladığı ilk eseri Yargı için, “beden ve ruhun eksiksiz açılımı” diye bahseden Kafka, aslında bütün eserlerini bu cümle üzerine temellendirmiş. Franz Kafka, 1922 yılında tüm yazılarını ölümünden sonra imha etmesi için bir mektupla birlikte en yakın arkadaşı Max Brod’a gönderir. Mektupta günlüklerinin, mektuplarının, el yazmalarının, eskizlerinin okunmadan yakılmasını ister. 1924 yılında Kafka vefat eder. Max Brod okuduğu bu yazıları derleyip toparlayarak 1925 yılında “Dava” kitabını yayınlatır. Kafka’nın yazılarının orijinalleri Prag’taki Kafka Müzesi’nde sergileniyor. Kafka, tüberküloz hastalığından dolayı işten erken emekli olduğu dönemde, kendini tamamen yazmaya adar ve bu dönemde “Şato” kitabını kaleme alır. Bu kitabında gecenin bir vakti, karla kaplı ıssız bir köye Şato tarafından kadastrocu olarak atanan Bay K.’nın hikayesini okuyoruz. Bay K.’nın topluma kendini kabullendirme çabasını, bürokrasi ile mücadelesini, okuyoruz. Bay K.’nın otorite ile mücadelesini okurken satır aralarındaki o sıkışmışlık duygusu biraz okuyucuyu boğuyor ama kitap bırakılmıyor. Kafka eserleri içerisinde en çok yarım bırakılan eserin Şato olmasının temel sebebi sanırım bu. Ulaşılmaz bir hedefin boş ve umutsuz arayışıdır, Şato kitabı. Franz
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
7/10
·360 syf.··
2025 192. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 11:18
Şato – Franz Kafka Şato, Kafka’nın insanın sistem karşısındaki çaresizliğini en yoğun hissettiren romanlarından biri. K.’nın şatoya ulaşma çabası, baştan sona bir belirsizlik ve engellenmişlik hâliyle ilerliyor. Ne kurallar net, ne muhataplar gerçek anlamda ulaşılabilir. Bu da okurda sürekli bir tedirginlik duygusu yaratıyor. Roman boyunca asıl mesele şatoya varmak değil; varamamak. K. ne kadar çabalarsa çabalasın, her adımda daha karmaşık bir bürokrasinin içine çekiliyor. Kafka, burada bireyin kendini kanıtlama ihtiyacını ve sistemin buna nasıl kayıtsız kaldığını çok güçlü bir şekilde gösteriyor. Ancak Şato kolay okunan bir kitap değil. Tekrar eden diyaloglar, uzayan konuşmalar ve bitmeyen bekleyiş hissi zaman zaman yorucu olabiliyor. Yine de bu zorluk, anlatılan duygunun bir parçası gibi. Okur da tıpkı K. gibi sabırsızlanıyor, sıkışıyor ve bir türlü ilerleyemediğini hissediyor. Şato, bana insanın sürekli bir yere ait olma ve kabul edilme arzusuyla yaşadığını düşündürdü. Ama bu arzu, çoğu zaman karşılık bulmuyor. Kafka’nın dünyasında umut var gibi görünüyor ama hiçbir zaman tam olarak somutlaşmıyor. Bitirdiğimde içimde kalan şey, cevapsız sorular ve bitmeyen bir eksiklik hissi oldu.
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.