“Allah’ım,” dedi, “bana her şeyi verme; çünkü her şeye sahip olan, bazen şükretmeyi unutur. Bana sabır ver, güç ver ve kalbimi karanlığa teslim etme. Yolumu kaybettiğimde bir işaret, düştüğümde yeniden kalkacak cesaret nasip et. Çünkü insanı ayakta tutan, sahip oldukları değil; vazgeçmeden taşıdığı umuttur.”
Umut var, hem de her zaman var. En güzeli şu ki: En çaresiz hissettiğin anda bile Rabbin imdadına yetişir, imanına güç, kalbine huzur verir. Vazgeçme. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gecenin Yağmuru Kimse bilmez gece yağan yağmuru; Tıpkı en kuytu saatlerde sana yağan sevgimi bilmedikleri gibi. O karanlıkta büyür ya tüm doğa, Benim sevdam da öyle işte: Yalnızlıktan beslendi, geceden güç aldı.
nişan aldım kalbine bir güç bir umutla
“Kendini kaybettiğini sandığın yerde bile, içinde hâlâ seni ayağa kaldıracak bir güç var. Her kırgınlık seni eksiltmez; bazıları seni daha güçlü, daha derin ve daha kendin yapar. Başkasının sevgisini beklerken kendi değerini unutma… Sen, biri seni seçtiği için değil, zaten değerli olduğun için varsın.”
… Ya çok seviyoruz çocuklarımızı ya da tam anlamıyla ilgisiziz… Sevgiyle büyümek, sevgiyi verenin de alanın da karşılıklı hoşnutluğuyla ölçülebilen bir kavram. Neye göre sevmek, nasıl sevmek, kendini tatmin etmek için mi, mutlu etmeye yönelik mi? Kendi korkularını çocuklarının üstünde yok etmeye çalışanlar, katlanılamaz ölçüdeki korumacı tutumlarıyla önce kendileri yaralıyorlar çocuklarını, sevgilerinin kurduğu hâkimiyet kalesiyle tüm sorunları çözdüklerini düşünüyorlar. Ancak sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocukların durumu daha güç ne yazık ki. Keşke, anne-baba okulları olsaydı, nasıl iyi bir anne-baba olunur, öğretilseydi çocuk sahibi olmayı düşünen çiftlere; ama ülkemizde düşünülerek gerçekleştirilen eylemler sonucunda doğmuyor bebekler ve çoğalttığımız ‘keşke’lerle büyüyüp insan olmaya çalışıyorlar. Bizlerse mutsuzlukla beslenen her çocuğun ardından, keşke anne-baba olabilme özelliğini taşımayan insanlar çocuk sahibi olmasalardı, demeyi sürdürüyoruz…