Asıl değişmesi gereken şey dışarıdaki dünya değil
“Asıl değişmesi gereken şey dışarıdaki dünya değil, dünyaya bakan gözüdür. Çünkü aynı olay bir insanı yıkarken, başka bir insanı büyütebilir. Aynı acı bir insanı karanlığa sürüklerken, başka bir insana görüş kazandırabilir. Farkı oluşturan şey olayın kendisi değil, onu gören şuurdur. Belki de bu yüzden en büyük nimet para, makam veya güç değildir. En büyük nimet doğru görebilmektir. Çünkü insan doğru gördüğünde doğru düşünür. Doğru düşündüğünde doğru karar verir. Doğru karar verdiğinde ise kaderinin içindeki kapılar birer birer görünmeye başlar”
1000Kitap
Yolda olmanın küçük bir bahsi
"Bir kez ayaklarının üstüne dikildi mi , öylece kalmamalı insan." Yıllarca yürümenin felsefesi üstüne düşündüm durdum. Benim için yürümek eylemi daima yolda olmayı hayatta var olmak için hareket etmeyi çağrıştırır. Oruç aruoba da der ya hani, önemli olan varmak değil yolda olmaktır diye işte tam buradan tutuyorum yürüme felsefesini. Bugün bir dostumla sohbet ederken bir amaca varmak için çok çalışması sınava girmesi gerektiğinden ama bir türlü bazı kararları alamadığından bahsetti. Yani aslında durduğundan... Durma eylemi yürüme eylemine göre daha tatlı daha keyifli görünüyor olabilir belki de hissi de öyledir. Fakat doğmak , yaşamak ve ölmek üçlemesinde başımızın üstünde yer alan kum saati için bu keyifli ve tatlı eylem tehlikeli değil mi? Şöyle bir es vereyim. Burdaki terim üzerine konuşurken durmanın felsefesi olarak adlandıramayız bunu çünkü bu daha çok an'da kalmak zihni dinlendirmek anlamlarına gelebilir. Benim bahsim daha çok eylemsizlik. Düşünce eylemsizliği, öğrenme eylemsizliği, sorgulama eylemsizliği. Forrest Gump vari bir koşturmadan bahsetmiyorum tabiki :) Bir kitabı açtığımızda, bir sorunun peşine düştüğümüzde, bir karar aldığımızda aslında kendi içimize büyük bir adım atmış oluruz. Ama eylemsizlik dışardan tehlikesiz gibi görünsede insanın iç dünyasında bir tortu bırakır. Birikir birikir ve zaman geçtikçe daha çok birikir. Biz yürümedikçe birikir. Meseleye dönecek olursam aslında dostumun keyifsizliği yolun zorluğundan değil, harekete geçmeyi sürekli ertelemesindendi. Kusursuz adımı aradığı belliydi , ama durum aslında o kusursuz adımı bulmak değil sadece bir sonraki adımı atmasından ibaretti. Yolunun fazla engebeli olması mı korkutuyordu veyahut nefesinin bu yola yetemeyeceğinden mi bilmiyorum. Ama bunu zaten kim bilebilir ki yola çıkmadan? Bir güç
Reklam
Kırıldığım yerden kırıyorum artık.
Küresel siyaset sahnesinde bugün haritalara baktığımızda gördüğümüz sınır çizgilerinin çok büyük bir kısmı, adil birer bölüşümün değil, sömürgeci imparatorlukların geri çekilirken bilerek yanlış attığı dikişlerin eseridir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi emperyal güçler egemenlik alanlarını terk ederken arkalarında net, hukuki ve homojen sınırlar bırakmak yerine, pimi çekilmiş el bombaları andıran "Kasıtlı Çözümsüzlük" alanları imal etmişlerdir. Bu stratejinin temel amacı; yeni kurulan devletlerin enerjilerini birbirleriyle savaşarak tüketmesini sağlamak, bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek ve her iki tarafı da kalıcı olarak Batılı bir hakeme ya da silah tüccarına muhtaç kılmaktır. Dünya üzerinde bu sinsi mühendislikle üretilmiş, günümüzde hâlâ kanayan ve küresel dengeleri sarsan en kritik sınır sorunlarını şu şekilde haritalandırabiliriz: 1. Güney Asya ve Uzak Doğu: İngiliz Sömürge Laboratuvarı İngiltere, sömürgelerinden çekilirken harita üzerinde cetvelle çizgi çekme ve etnik/dini unsurları birbirine düşürme konusunda en kusursuz sabıkaya sahip ülkedir. Keşmir Meselesi (Hindistan - Pakistan): 1947 yılında İngiltere alt kıtayı apar topar ikiye bölüp giderken, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ama yöneticisi Hindu olan Keşmir’in statüsünü ucu açık bıraktı. Bu bilinçli belirsizlik, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürükledi. Sorun bugün hâlâ iki ülkenin kalkınma enerjisini emen kalıcı bir kara deliktir. Durand Hattı (Afganistan - Pakistan): 1893 yılında İngiliz diplomat Mortimer Durand tarafından çizilen bu sınır, Peştun etnik kökenine sahip halkı tam ortasından ikiye böldü. İngiltere bölgeyi terk ettikten sonra Afganistan bu sınırı hiçbir zaman tanımadı. Bugün Taliban yönetimi dahil tüm Afgan hükümetleri ile Pakistan
Tarih
Küresel Güç Siyasetinde "Kasıtlı Çözümsüzlük" ve Güvenlik Paradoksu: Böl-Yönet Mirasından Bölgesel Kırılmalara Uluslararası siyasetin tarihsel akışı incelendiğinde, coğrafi sınırların ve egemenlik alanlarının belirlenmesinde küresel güçlerin bıraktığı yapısal mirasın, bugünkü jeopolitik krizlerin temel yakıtı olduğu görülmektedir. Emperyalist vizyonun bir sonucu olan ve siyaset biliminde emperyal miras olarak tanımlanan bu durum, sömürgeci güçlerin bir bölgeden fiziki olarak çekilirken arkalarında kalıcı barış hatları yerine pimi çekilmiş el bombalarını andıran kronik sorunlar bırakması esasına dayanır. Kasıtlı çözümsüzlük olarak nitelendirilebilecek bu strateji; egemenlik çatışmalarını körüklemek, yeni kurulan yapıları eski hamilerine bağımlı kılmak ve bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek amacıyla yüzyıllardır sistematik bir biçimde uygulanmaktadır. Fiziksel varlığını sonlandıran sömürgeci irade, ardında bıraktığı istikrarsızlık alanları sayesinde bölgenin geleceğine ipotek koymaya devam etmekte, krizlerin kendisini sistemin devamlılığını sağlayan birer yakıta dönüştürmektedir. Bu sistematik mirasın en somut ve kanayan örnekleri, Güney Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bugün bile sıcak çatışma potansiyelini korumaktadır. İngiltere’nin bin dokuz yüz kırk yedi yılında Hindistan alt kıtasından çekilirken apar topar çizdiği sınırlar, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ancak yöneticisi Hindu olan Keşmir bölgesini tam bir belirsizliğe mahkûm etmiştir. İngiliz sömürge aklının arkasında net bir hukuki statü bırakmadan çekilmesi, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürüklemiş ve Keşmir’i kalıcı bir istikrarsızlık merkezine dönüştürmüştür. Benzer bir sınır mühendisliği, bin sekiz yüz doksan üç yılında çizilen
Tarih
Dayanman gereken şey ne insanlar, ne şartlar, ne de sahip olduklarındır. Dayanman gereken tek şey senin içindeki güçtür.
Reklam
Reklam