-BEN BOĞULMAKTA OLANIM,ARTIK BATMAKTAN KORKMAM-
8/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 176. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Yahya Sinvar-Diken ve Karanfil (Bir Komutanın Kaleminden) Kitap İncelemesi Yahya Sinvar’ın İsrail hapishanelerindeki uzun tutsaklık yıllarında, oldukça zor ve kısıtlı imkânlar altında parça parça kaleme aldığı Diken ve Karanfil romanını bitirdiğimde, sadece bir direniş hikâyesi okumuş gibi değil; bir halkın elli yıllık kederini, onurunu ve sarsılmaz iradesini bizzat tecrübe etmiş gibi hissettim. Bu eser, 16 Ekim 2024’te tüm dünyanın zihnine kazınan o son direniş anında, yaralı koluna rağmen düşman dronuna sopa fırlatarak teslim olmayan bir adamın, dünyayı sarsan hayatının ve ruhunun kâğıda dökülmüş halidir. Sizinle bu sarsıcı kitaptan yaptığım, her biri birer hayat dersi niteliğindeki alıntılar eşliğinde bu eseri neden mutlaka okumanız gerektiğini paylaşmak istiyorum: "Ey insan, evet, bir dakikalık onur ve şeref içinde yaşamak, işgal askerlerinin çizmeleri altında bir ömür yaşamaktan daha değerli..." Sinvar bu satırları yazarken aslında 1962’de Han Yunus Mülteci Kampı’nda başlayan ve ateşle örülmüş hayatının felsefesini ortaya koyuyordu. Onun için özgürlük sadece çalınmış bir hak değil, acıdan doğan ve sabırla şekillenen bir fikirdi. Bu kitap, onuru her şeyin, hatta canın bile önünde tutan bir ruhun manifestosudur. "Kısa sürede kamp bir 'Direniş Akademisi’ne dönüştü: Bir çadırda Filistin davası tarihi dersleri, diğerinde güvenlik bilimleri ve sorgu teknikleri, bir başkasında cihat ve şehitlik fıkhı, okuma-yazma kursları ve Arapça hat sanatı eğitimleri veriliyordu." Hikâyeyi küçük Ahmed’in gözünden izlerken, mülteci kamplarının sadece sefalet yuvaları değil; gençlerin altı aylık idari gözaltı sürelerinde bile kendilerini her alanda geliştirdiği devasa birer bilinçlenme merkezi, yani bir "direniş akademisi" olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Sinvar, siyasi
Otobiyografi
Diken ve KaranfilYahya Sinvar · Vera Kitap · 20251,042 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 30. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:41
‘’çünkü nasıl olursa olsun sevgi, zamanla yorulur, kendinden bir şeyler kaybeder; hele sevmek isteği yoksa tamamen söner” çok hoşuma giden cümlesi ile… Mevlevi tekkesinin şeyhi olan Ahmed Nureddin’in iç dünyasını ve trajedisini konu alır. Ahmed Nureddin, dış dünyadan ve onun pisliğinden kaçıp tekkede huzur bulmuş, inancıyla kendine korunaklı bir kale inşa etmiş saygın bir derviştir. Ancak bu huzur, erkek kardeşi Harun’un haksız yere tutuklanıp idam edilmesiyle paramparça olur. Kardeşini kurtarmak için adalet arayışına giren derviş; devlet mekanizmasının soğukluğu, yolsuzluğu ve acımasızlığıyla yüzleşir. Kardeşinin ölümü sonrası içindeki intikam ateşi onu tekkeden çıkarıp güç ve iktidar mücadelesinin tam ortasına fırlatır. Roman, totaliter sistemlerin ve bürokrasinin bireyi nasıl ezdiğini mükemmel bir şekilde işliyor.Ahmed Nureddin, adalet ararken devletin adaletsizliğiyle; din adına hareket ederken dinin nasıl bir baskı aracına dönüştürüldüğüyle yüzleşir. En trajik olanı ise, dervişin daha sonra iktidarı ele geçirdiğinde, eleştirdiği o acımasız çarkın bir parçası (kadı) haline gelmesidir. Ahmed Nureddin, roman boyunca sürekli kendisiyle ve Tanrı’yla hesaplaşıyor.Kardeşinin ölümü, onun sarsılmaz sandığı inanç dünyasında devasa bir gedik açar. Roman bu yönüyle Dostoyevski romanlarını veya Albert Camus'nun varoluşçu felsefesini andırıyor..İnsanın mutlak yalnızlığı, hayatın anlamı ve ölümün kaçınılmazlığı dervişin iç sesinde yankılanıyor. "İnsan her zaman kaybeder, kaybetmek için yaşar."
Derviş ve ÖlümMeşa Selimoviç · Timaş Yayınları · 20242,189 okunma
Reklam
Puan vermedi·404 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:54
Kirke, mitolojik bir hikâyeyi yalnızca yeniden anlatan bir kitap değil; bir kadının kendini bulma yolculuğunu yavaş yavaş işleyen bir eser. Kitabı okurken ilk dikkatimi çeken şey olaylardan çok duyguların ön planda olmasıydı. Büyük savaşlar, tanrılar ve büyüler arka planda dursa da aslında merkezde yalnızlık, dışlanma ve aidiyet arayışı var. Kirke karakteri başlangıçta diğer tanrılar arasında zayıf, farklı ve hatta biraz değersiz görülen biri gibi duruyor. Ancak hikâye ilerledikçe onun değişimini izlemek kitabın en güçlü taraflarından biri hâline geliyor. Gücünü başkalarından değil, kendi deneyimlerinden kazanması karakteri daha gerçek hissettiriyor. Bu yüzden onu bir tanrıdan çok insan gibi gördüm. Yazarın dili oldukça akıcı ve betimlemeleri güçlü. Özellikle ada sahneleri, doğa tasvirleri ve büyüyle ilgili bölümler okurken zihinde canlı görüntüler oluşturuyor. Ancak kitabın temposu bazı yerlerde oldukça yavaş ilerliyor. Hareketli bir olay örgüsü bekleyenler için zaman zaman durağan gelebilir. Fakat ben bu yavaşlığın karakterin iç dünyasını daha iyi anlamayı sağladığını düşündüm. Kitapla ilgili en sevdiğim noktalardan biri, güçlü olmayı klasik anlamda göstermemesi oldu. Burada güç; savaş kazanmak ya da herkesi yenmek değil, kendini tanımak ve kendi hayatının kontrolünü ele geçirmek şeklinde sunuluyor. Genel olarak Kirke, mitoloji sevenler için güzel bir tercih olmasının yanında, karakter gelişimine önem veren okuyucuların da sevebileceği bir eser. Bitirdiğimde aklımda büyülerden çok Kirke'nin yalnızlığı ve değişimi kaldı. Bence bir kitabın etkisi de biraz burada saklı: Sayfalar bittiğinde geride ne bıraktığında.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:50
Kemal Varol'un Kara Sis romanı, Taşkale Cezaevi'nin C-6 koğuşunda geçen, suçluluk, vicdan ve suskunluğun ağırlığını merkezine alan hüzünlü bir varoluş hikâyesidir. Roman, sadece fiziksel bir hapishane hayatını değil, her yıl koğuşun üzerine çöken "kara sis" metaforu üzerinden karakterlerin zihinlerindeki bulanıklığı ve yüzleşemedikleri geçmişlerini anlatır. Hikâyenin kalbinde, müebbet hapse mahkûm edilen ve yaşadıklarına dair tek bir kelime dahi etmeyen Barana yer alır. Diğer mahkûmların birbirlerine hikâyeler anlatarak kendilerini var etmeye çalıştığı koğuşta, Barana'nın sessizliği hem bir direnç biçimi hem de taşınan büyük bir acının sessiz çığlığıdır. Anlatıcı konumundaki Mesut Hoca'nın gözünden izlediğimiz bu süreç, bir öğretmenin vicdani hesaplaşmasıyla birleşerek okuru hikâye anlatma ihtiyacı, pişmanlık ve zamanın ağır akışı üzerine düşündürür. Barana'nın geçmişine dair simgesel detaylar ve Kemal Varol'un şiirsel, atmosferik diliyle birleşince, Kara Sis okurun zihninde silinmesi güç, melankolik ve sarsıcı bir iz bırakan bir başyapıta dönüşür; nihayetinde eser, sessizliğin bazen en güçlü anlatım biçimi olduğunu kanıtlar.
Kara SisKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,421 okunma
Bu nasıl karakter bu nasıl final SPOİLER
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
her şeyden önce değişen P.O.V sistemini beğendim ama dört bakış açısında kalmak biraz yetersiz olmuş son savaşta nyxin bakış açısından cyra ve ronan ile olan dövüşleri görmek isterdim hazır nyxden konu açılmışken başka bir konudan devam edelim ilk kitaptan beri gördüğümüz tanıdığımız sevdiğimiz gelişimine şahit olduğumuz bir karaktere bu son uygun mu gerçekten, yazar sanki "ya, ben bir final savaşı yazıyorum birilerini öldürüp dram yaratmalıyım" Demiş gibi ne olduğu belirsiz bir karakter ile gelip boş yere hiçbir işlevi olmayan bir ölüm yaşadı nyx, ölmeseydi eğer hiçbir şey değişmezdi her neyse biraz daha bu konu hakkında konuşmaya devam edersem buraya sığmaz gelelim başka bir meseleye, lin konusuna bu kitabın elimizde dört ana karakteri var diğer üçünün zaten tamamen onlara ayrılmış koskoca kitapları var yani yaşayacakları gelişimleri tamamlamışlar bu kitapla artık hikayelerine bir nokta koyacağız ama lin öyle değil biz lin ile yeni tanıştık ondan bir gelişim bekleriz yok geldiğinde neyse gittiğinde de oydu karakter hiçbir gelişim göstermedi sözde gösterdiği fiziksel gelişim ise bana gram geçmedi andros ile aralarında olan şey ise aşırı muğlak bırakıldı kardeş siz nesiniz neden böylesiniz gram cevap yok tam diyoruz aha bişey olacak tak ikiside ölüyor yani lin konusunda azda olsa bir gelişim okuyup dahada bağlanmak isterdim özgüvenine yersiz diyenler olmuş ama diğer karakterlere göre daha farklı psikolojideki bir karakter okumak güzel hissettirdi en sevdiğim karakterler ise kesinlikle irithel ve euria irithelin aradan geçen 7-8 yılda geçirdiği devasa gelişim hoşuma gitti baya, okurken gururlandım o derece eurianın ise kafasındaki sesler ikilemler aldığı fevri kararlar aşırı hoşuma gitti güç ve hırsın insanı nasıl parçaladığının canlı örneği bildiğin, drystan ve zaiden
Edebiyat
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202674 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 79. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:00
Fonda Lee’nin kalemiyle ilk tanışmam Özgürleşen Gökyüzü oldu ve kitap boyunca kurduğu fantastik dünyanın içinde kaybolduğumu söyleyebilirim. Güçlü karakterleri, merak uyandıran olay örgüsü ve akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla aktı. Yazar, yalnızca olay örgüsü kurmakla kalmıyor; aynı zamanda yaşayan, nefes alan bir dünya yaratıyor. Kitaptaki toplum yapısı, güç dengeleri, karakterlerin geçmişleri ve gelecekleri öylesine detaylı işlenmiş ki okurken her şey gerçekmiş hissi uyandırıyor. Bu da hikâyeye daha güçlü bağlanmamı sağladı. Kitap boyunca aksiyon ve merak duygusu hiç eksik olmadı. Bir yandan karakterlerin kaderini takip ederken diğer yandan dünyanın sırlarını keşfetmeye devam ediyorsunuz. Bu da sayfaların hızla akıp gitmesini sağlıyor. Özellikle final bölümlerinde tempo iyice yükseliyor ve kitabı elden bırakmak zorlaşıyor. Yazarın dili akıcı ve betimlemeleri oldukça güçlü. Gökyüzü, doğa ve fantastik unsurlar öyle güzel anlatılıyor ki bazı sahneleri gözümde bir film izler gibi canlandırdım. Bu yönüyle kitap sadece bir fantastik kurgu değil, aynı zamanda hayal gücünü besleyen etkileyici bir yolculuk sunuyor. Ben okurken hem kurulan evrenden hem de karakterlerin gelişiminden büyük keyif aldım. Fantastik türü sevenlerin şans vermesi gereken, macera ve duygu dengesini başarılı şekilde kuran etkileyici bir eser olduğunu düşünüyorum. 🪽
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma
Reklam
Reklam