Puan vermedi·270 syf.··
2026 264. kitabı
Ahmet Ümit, *Sis ve Gece* adlı bu ilk polisiye romanında, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) içinde dönen karanlık güç savaşlarını, entrikaları ve ortadan kaybolan sevgilisini arayan bir istihbaratçının psikolojik kırılmalarını konu alır. Yazar; ideolojileri, ihanetleri ve insan ruhunun karanlık dehlizlerini İstanbul'un tekinsiz atmosferiyle birleştirerek Türk polisiye edebiyatının en önemli köşe taşlarından birini ortaya koyar.
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324bin okunma
Mengenede Zihinler
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
Sondan başlayalım ve diyelim ki: "Belki Roger Graudy, Avrupa'da yetişmiş bir Hans'ta bazı taşları yerinden edebilir; ama Anadolu'nun suyundan içmiş Rauf'a değemez." Bu kitabın iddiası şudur: Batı'lı kültür/bilim yazıcılığı sakattır; dünyayı kendi merkezli tariflerinde emperyalizm/kapitalizm etkisi vardır. Bu bakış açısı yanlıştır. Bu yanlışlığı ispat için ufak derlemelerle "potpori" hazırlamış Graudy, dünyanın çeşitli coğrafyalarından verilerle. Hindistan, Çin/Japonya, İran, Afrika, Amerika vs... Bu derlemeler şu an günümüzde vikipedi'nin ilk paragrafı okunduğunda elde edilebilecek bilgilerden fazlasına sahip değildir, ne yazık ki! Ayrıca Graudy'inin Avrupa merkezli kültür ve bilim reddini açıklamak adına yeterince incelenmiş ya da tartışılmış durumda da değildir. Bu bilgileri serptikten sonra da kısa bir son bölüm ile Graudy'i der ki; yaşamak için medeniyetlerin kaynaşması gerekmektedir. Neden sorusunun cevabı ise bana "kapalı" kalmıştır. Örneğin sormak lazım Graudy'ye neden en iyisini tespit edipte onun istikameti üzerinden ilerlemiyoruz da; hepsini bir potada eritmeye çalışıyoruz! Ak koyunu kara koyunu neden belirlemiyoruz ki! Eğer Batı medeniyeti (ki gerçek anlamda bir medeniyet sahibidirler mi, tartışmak lazım) doğru yol üzerinde değil ise; neden ondan istifade etme gayesi. *** Rönesans- kapitalizm ilişkisi hakkında alıntı Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür plânında, git gide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar. İşte o zaman
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,961 okunma
Reklam
8/10
·80 syf.··
2026 44. kitabı
Robert A. Johnson tarafından Jungcu analitik psikoloji çerçevesinde yazılmış, erkeklik deneyimini arketipler ve mitolojik anlatılar üzerinden çözümlemeye çalışan bir eser. Kitabın en güçlü yönü, erkek kimliğini sadece toplumsal roller üzerinden değil, daha derin bir “psişik yapı” olarak ele alması. Johnson, özellikle kahraman, savaşçı, baba ve gölge gibi arketipler üzerinden erkekliğin farklı yönlerini açıklarken, okuyucuya kendi iç dünyasını sorgulatıyor. Bu yaklaşım, kitabı yalnızca bir psikoloji metni olmaktan çıkarıp, aynı zamanda sembolik bir okuma deneyimine dönüştürüyor. Özellikle erkekliğin bastırılan duygusal yönleri, kırılganlık ve güç arasındaki gerilim gibi temalar oldukça etkileyici bir şekilde işleniyor. Kitap, erkekliğe dair daha yüzeysel ve klişe anlatıların ötesine geçmeye çalışıyor ve bu yönüyle düşündürücü bir derinlik sunuyor. Buna rağmen 8/10 puanla uyumlu şekilde bazı sınırlılıklar da mevcut. Johnson’ın yaklaşımı büyük ölçüde Jungcu çerçeveye sıkıştığı için, modern psikolojinin farklı ekollerinden (bilişsel, gelişimsel, sosyokültürel yaklaşımlar gibi) yeterince beslenmiyor. Ayrıca bazı genellemeler günümüz erkeklik tartışmaları açısından fazla soyut veya dar kalabiliyor. Genel olarak, erkek kimliğini daha içsel ve sembolik bir düzlemde düşünmek isteyenler için güçlü bir okuma sunuyor; ancak akademik çeşitlilik ve güncel bilimsel yaklaşım açısından sınırlı bir perspektif içeriyor.
Psikoloji
Erkek Psikolojisini AnlamakRobert A. Johnson · Okuyan Us Yayınları · 202289 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 44. kitabı
Nina, idealist bir şekilde sanat tarihi okumuş ancak hayatın gerçekleri ve annesinin tedavi masrafları yüzünden yoldan çıkmış genç bir kadındır. Erkek arkadaşı Lachlan ile birlikte Los Angeles’ın aşırı zengin, şımarık elitlerini dolandırarak geçinmektedir. Vanessa ise milyoner bir ailenin kızı olan, her anını ve lüks yaşamını sosyal medyada sergileyen bir "influencer"dır. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, dertsiz ve rüya gibi bir hayatı vardır. Nina, annesinin ağırlaşan hastalığı üzerine hayatının en büyük ve en riskli vurgununu yapmaya karar verir. Hedef tahtasına ise Vanessa’yı koyar. Plan basittir: Vanessa’nın sosyal medyadaki paylaşımlarını (nerede olduğunu, ne giydiğini, evinde ne tür antika ve değerli eşyalar bulunduğunu) takip ederek onun malikanesine sızmak. Ancak Nina, Vanessa’nın dünyasına girdikçe hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını ve geçmişten gelen bağların onları çoktan birbirine düğümlediğini fark eder. Kitapta sosyal medyanın sahteliği, intikam, para, güç, sınıf çatışması, aile ilişkileri, güven ve ihanet gibi temalar işlenmiş.Nina'nın bölümlerinde zaman zaman hayranlıkla rahatsızlık arasında gidip geldim; çünkü yaptığı şeyler doğru değil ama zekası ve insanları okuma becerisi çok etkileyiciydi.Vanessa'nın hikâyesinde ise daha çok üzüntü ve empati hissettim. İlk kısımda karakter ve arka plan anlatıldığı için biraz durağan ve sıkıcı geçsede dolandırıcılık planı devreye girdiğinde tempo muazzam bir şekilde artıyor. Hele ki kitabın sonlarına doğru ardı ardına gelen ters köşeler nefes kesiciydi.
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026155 okunma
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Puan vermedi·712 syf.··
2026 1. kitabı
Dune’u bitirdim. Başladığımda büyük bir bilimkurgu klasiği okuyacağımı düşünüyordum, bitirdiğimde ise aslında güç, siyaset, din, kehanet, sömürgecilik ve insan doğası üzerine yazılmış devasa bir destan okuduğumu fark ettim. Frank Herbert sadece bir evren kurmamış; yaşayan, nefes alan ve kendi kuralları olan bir dünya yaratmış. Arrakis’in acımasız çöllerinden Atreides ve Harkonnen çekişmesine, Bene Gesserit planlarından Paul Atreides’in dönüşümüne kadar her şey büyük bir bütünün parçası gibi hissettiriyor. Dune, okuru cevaplardan çok sorularla baş başa bırakan ve son sayfasını kapattıktan sonra bile zihinde yaşamaya devam eden nadir kitaplardan biri.
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Reklam
Reklam