Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Eril Dişil Bilgeliği Üstüne Kitaptaki psikolojik tespitler, ampirik (kanıtlanabilir) veri ve çağdaş çift terapisi ekolleri (Gottman, Imago veya Duygu Odaklı Terapi gibi) yerine, yazarın kendi şahsi ideolojik filtresine dayanmaktadır. Bu durum, bilimsel gerçeklik gibi sunulan ama aslında tamamen öznel ve dogmatik olan dogmaların okuyucuya "psikolojik rehberlik" adı altında dikte edilmesine yol açmaktadır. Bu tarz yetkinlik dışı psikolojik anlatılar, okuyucu üzerinde suçluluk ve yetersizlik hissi yaratma riski taşıdığı için klinik açıdan oldukça sakıncalı. Kitabın ana omurgasını, toplumsal cinsiyet rollerini dini kavramlarla harmanlayarak mutlaklaştırma çabası oluşturmaktadır. "Erkek Rahman isminin tecellisidir, kadın Rahîm isminin... Rahman isminin hayatımızdaki yansıması baba, dünyadaki yansıması güneştir ve temsil ettiği ateş elementi bedenimize hareket etme arzusu verir. Koruyan ve güvende hissettirendir. Rahîm isminin hayatımıza yansıması anne, dünyadaki yansıması ay, temsil ettiği element su elementidir. Gece gibi olan, kusurlarımızı örten, koşulsuz sevgi verendir." Bu satırlar, ilk bakışta manevi bir derinlik taşıyor gibi görünse de, özünde insan psikolojisini katı kutuplara sıkıştıran muhafazakar bir evren tasavvurudur. Erkeği "güneş, ateş, hareket ve koruyan aktif güç"; kadını ise "ay, su, gece, edilgen ve kusur örten" olarak kodlamak, 21. yüzyılın sosyo-ekonomik ve bireysel gerçekleriyle tamamen çelişmektedir. Kadını yalnızca "koşulsuz kabul eden ve örten bir gece" pozisyonuna indirgemek, onun bireysel sınırlarını, öfkesini, hak arayışını ve rasyonel varlığını yok saymaktır. Yazar, eril ve dişil prensipleri tanımlarken kendi içinde derin mantıksal çelişkilere düşmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, "Dişil uyumlu, eril muhalif olandır. Dişil
Celal ve Cemal Aynasında Eril Dişil BilgeliğiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 2023457 okunma
17 yaşından yetkinliyə: Paşanın böyümə hekayəsi
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:02
Mahbud Siracinin “Tehranın damları” əsəri ilk baxışda bir sevgi romanı kimi görünür. Lakin romanın dərin qatlarına endikdə onun əslində bir gəncin yeniyetməlikdən yetkinliyə keçidini, həyatın sərt həqiqətləri ilə qarşılaşmasını və daxili dəyişimini görürük. Əsərin baş qəhrəmanı Paşa, romanın əvvəlində Tehranın damlarında dostu Əhmədlə birlikdə gələcək haqqında xəyallar quran, həyatın gözəlliyinə inanan, məsum və xəyalpərəst bir gəncdir. Tehranın damları onun üçün sadəcə bir məkan deyil, azadlığın, ümidin və insanın özünü sərbəst hiss etdiyi bir dünyanın simvoludur. (Mənə görə Dam məfhumu burda göy üzü ilə yer arasındaki o boşluğun gətirdiyi xoşbəxtliyi simvolizasiya edir) Paşanın həyatı Zariyə duyduğu sevgi ilə yeni bir rəng qazansa da, onun həqiqi dəyişimi qarşılaşdığı ağır sınaqlarla başlayır. Doktorun siyasi səbəblərlə həbs edilməsi və ölümü Paşanın dünyaya baxışını dəyişir. O, ilk dəfə anlayır ki, dünya hər zaman ədalətli deyil və bəzən yaxşı insanlar da siyasi sistemin və ictimai şəraitin qurbanına çevrilə bilirlər. Romanın ən təsirli hissələrindən biri xəstəxana bölməsidir. Mənə görə, Paşanın həqiqi böyüməsi məhz burada başlayır. O, yalnız bədənindəki yaralarla deyil, daxilindəki günah hissi, kədər və itki duyğusu ilə də mübarizə aparır. Nənəsi ilə olan söhbətləri vasitəsilə həyatın hər zaman insanın istədiyi kimi davam etmədiyini, bəzi itkilərin qəbul edilməli olduğunu və insanın bütün ağrılarına baxmayaraq yoluna davam etməli olduğunu anlayır. Əsərdə məktəb mühiti də diqqət çəkən məqamlardandır. Məktəb cəmiyyətin kiçik bir modeli kimi göstərilir; burada güc münasibətləri, qaydalar və insanın öz fikrini ifadə etmə mübarizəsi görünür. Bu təcrübələr də Paşanın ədalət anlayışının formalaşmasına təsir edir. Mənim fikrimcə, “Tehranın damları”nın ən
Tehranın DamlarıMahbod Serajı · Qanun Nəşriyyatı · 2021606 okunma
Reklam
Puan vermedi
Vladimir ve Estragon isimli iki ana karakterimiz, Godot isimli birini tek bir ağacın bulunduğu ıssız bir ovada beklemektedir. Godot’yu beklerken zamanın geçmesi için bazen saçma ve anlamsız uğraşlara yönelirler. Beckett burada aslında gündelik hayatta yaptığımız, bizi oyalayan ve zaman geçirmemizi sağlayan anlamsız alışkanlıklara vurgu yapar. Godot, eserde önemli bir metafordur. Tanrı, umut, kurtuluş veya insanın hayat boyunca beklediği anlam olarak yorumlanabilir. Godot’nun hiç gelmemesi ise insanların sürekli bir şeylerin değişmesini beklemesine rağmen bu değişimin çoğu zaman gerçekleşmemesini simgeler. Godot’nun gelmeyeceğini haber veren küçük çocuk ise, beklenen umudun gerçekleşmemesine rağmen insanların “yarın her şey düzelecek” düşüncesiyle umut etmeye devam etmesini temsil eder. Vladimir ve Estragon’un sürekli ayrılmayı düşünüp bir türlü ayrılamaması ise insanların zaman zaman birbirlerinden sıkılsalar bile yalnız kalma korkusuyla birbirlerine tutunmalarını anlatır. Pozzo ve Lucky karakterleri ise güç ve itaat ilişkisini temsil eder. Başta gücü elinde bulunduran tarafın zamanla güç kaybedebileceğini göstererek, hiçbir konumun kalıcı olmadığını vurgular. Absürd tiyatronun en önemli eserlerinden biri olan Godot’yu Beklerken, yoğun sembolizmi ve alışılmışın dışındaki anlatımıyla okuyucuyu düşünmeye zorlayan bir kitap. Sembolizm ve varoluşsal sorgulamalar ilginizi çekiyorsa etkileyici bir eser olabilir; ancak daha klasik bir anlatım sevenler için yer yer zorlayıcı gelebilir. İyi okumalar.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
9/10
·243 syf.··
2026 56. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:18
Bitirdikten sonra birkaç gün etkisinde kaldığım bir günce... Daha önce Nijinsky ve Van Gogh'un güncelerini de okumuştum fakat Ahmet Uluçay, belki de bizden biri olduğu için insanın içine çok daha fazla işliyor. 2000 - 2004 yılları arasındaki düşüncelerini günlüğüne aktarmış Ahmet Bey. Kısa ama son derece etkili ifade etmiş kendini. Okurken Ahmet Uluçay'ın olayları ve dünyayı farklı bir şekilde görebildiğine, gerçekten özel bir insan olduğuna şahit oluyorsunuz. Güncenin içeriğinden de anlayabileceğiniz üzere; bir hayali olan ve bu hayalinin peşinden inanılmaz bir inatla giden yönetmen, normal bir insan için son derece ağır, kaldırılması pek güç meşakkatlerle ve sancılarla dolu bir yol seçmiş. Benim için kitaptaki en özel kısımlar, şüphesiz Ahmet Uluçay'ın bu sıkıntılar karşısında yaradana sığınış şekli ve seçtiği güzel dualar oldu. Gerçekten temiz bir kalbin ve güzel bir insanın kurabileceği türden, insanın içine işleyen cümleler... Kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar. :)
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?Ahmet Uluçay · Küre Yayınları · 2018306 okunma
Bizler toplumun sırtında taşınan birer yük müyüz?
7/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:45
Beyaz Zambaklar Ülkesi Grigori Petrov’un ölümsüz eseri Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bataklıklar ve kayalıklardan ibaret fakir bir coğrafyanın, azimli bir halk ve idealist aydınlar sayesinde nasıl örnek bir ülkeye dönüştüğünü anlatan büyüleyici bir küllerinden doğuş hikayesidir. Kitap, toplumsal kalkınmanın yukarıdan aşağıya değil, aksine her bireyin sorumluluk almasıyla başlayacağını savunur; çünkü Petrov’un da belirttiği gibi, "Gerçek vatanseverlik, oturduğun evi, çalıştığın sokağı temiz tutmakla başlar." Bu dönüşümün mimarları olan aydınlara büyük bir sorumluluk yükleyen yazar, lüks kafelerde memleket kurtarmak yerine, halkın içine karışıp onlara yol gösteren idealistleri överek, "Öğretmenler, bir milletin geleceğini fırıncılar gibi her gün yeniden yoğurur," der. Finlandiya'nın modernleşme sürecindeki en büyük itici güç ise askeri ya da ekonomik güç değil; akıl, ahlak ve çalışkanlıktır. Ülkenin vizyoner lideri Snellman’ın halkına yaptığı, "Eğer dünyada saygı görmek istiyorsak, her bir Fin vatandaşını canlı birer pırlantaya dönüştürmek zorundayız," çağrısı, tembelliği bir milletin en büyük düşmanı olarak gören bu felsefenin temelini oluşturur. Nihayetinde kitap, dürüstlüğü ve inancı sadece söylemlerde değil, yapılan işin kalitesinde aramamız gerektiğini hatırlatarak bizi can alıcı bir soruyla baş başa bırakır: Bizler toplumun sırtında taşınan birer yük müyüz, yoksa o toplumu yukarı kaldıran birer güç müyüz?
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,7bin okunma
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:19
SPOİLER. KİTABI OKUMAYANLARIN OKUMASINI TAVSİYE ETMİYORUM. Grenouille karakteri ile ilgili karakter analizi Ben grenouille'ye karşı hiçbir şey hissetmedim. Yani şöyle açıklayayım. Kendisi zaten bir katil olduğu ve insnalara sevgi göstermeyen biri olduğu ve çok rahatça cinayet işlediği için ondan nefret etmeliyim. Ya da yeteneğinden ve neredeyse tüm dünyayı kendisine köle yapabileceği bir parfüm yaratabildiği için ona hayranlık duymalıyım..ama ikisini de hissetmedim ki işin en güzel tarafı buydu sanırım. Grenouille, eylemlerini sorgulamanın çok anlamsız kılındığı bir karakter. Çünkü herhangi bir inancı, ahlaki değeri ve hissi yok. Bunu bir noktada zevk için yapsaydı veya güç arzusu için ondan nefret edebilirdim ama o insanları sadece, projesinin bir maddesi olarak görüyor. Öldürdüğü kadınları parfüm yapmak için kullandıkları çiçekler gibi görüyor özlerine sahip olduğunda da onlarla işi bitiyor. Canlı ya da cansız olmaları onun için önemli değil. Kitabın ilk başlarında onun kibirli biri olduğunu düşünmüştüm ama bence kibirli biri de değil. Elindeki yetenekle dünyanın en zengin parfümcüsü olabilir ve zenginlik içinde yaşayabilirdi. Ama o gittiği çoğu yerde bir gölge olmayı tercih etti. Dünyanın en iyi parfümünü yapmaya çalışırken bile motivasyonu şöhret, güç ve para değildi. Daha çok yeteneğiyle ve elindeki materyallerle ne kadar ileri gidebileceğini merak eden ve çözmeye çalışan bir araştırmacı gibiydi. Çünkü zaten kendi deyimiyle onun yaptığı sanatı, onun gibi kimse de anlayıp takdir edemeyecekti. Bu yüzden ona hayranlık veya nefret beslemiyorum. Aksine hayata ve insanlığa dair, insanca bir motivasyonu olmadığı için eylemlerinin tahmin edilemezliği, kitabı ve hikayeyi daha sürükleyici yaptığı için beni her saniye şaşırtan, meraklandıran tahmin edilemez bir
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Reklam
Reklam