Hayattaki durumu, aşaması ya da makamı ne olursa olsun herkes zaman zaman herkesin hayatını etkileyen kuvvetli rüzgârlara karşı ağır ağır da olsa ilerlemek için psikolojik ve tinsel güç sahibi olmalıdır.
İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rasgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Reklam
Ben adam olmam diyor Andronikos, gülerek, sesini işitmekten haz duyarak, ben adam olmam, sabahleyin burayı gözden geçirmek niye gelmedi aklıma tırmanmağa başlamadan? Sonra seviniyor. Güç yoldan işe başladığı için. Kendini duymak, gücünü sınamak, istediğini yapmağa gücü yetebileceğini anlamak için güç yoldan gitmek, iyidir, gereklidir. İnsanın, gerçekleşmesini istediği bir işe önce kendi benliğini koşması, işe önce kendinden başlaması gerekir.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
İnanmak iyi bir şeydir ama bu inançları uygulamaya koymak bir güç denemesidir. Denizlerin gürlemesi gibi konuşan ama yaşamları kokuşmuş, bataklıklar gibi sığ ve durgun olan bir sürü insan var. Başlarını dağların doruklarına kaldıran ama ruhları mağaraların karanlıklarında uyuşuk duran bir sürü insan var.
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Büyük komutanlar hep ilgimi çekti benim. Nasıl onca insanı ölüme gönderebildiklerine şaştım hep. Ve açık söyleyeyim daima bir hayranlık duydum onlara içten içe. Düşünsene, ne diyor: “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum.” Bu ne güç! Bu ne kendine inanç! Doğruyu yaptığına ne güven! Ancak Tanrı olduğuna inanırsa insan bu kadar emin olabilir kendinden. Ya da Tanrı‘nın isteğini yerine getirdiğine inanırsa. Evet ya, o zaman vicdanını kolayca askıya alabilir insan. Neden en büyük cinayetlerin din ya da başka ideolojiler uğruna işlendiğini görebiliyor musun? Hepimizin vicdani sorumluluğunu taşıyacak kadar vicdansız biri çıksın, bu yeter. Onun çekiciliği, bizi içimizdeki Tanrı‘ya karşı koruyan vicdanımızı askıya alabilecek güçte olduğumuzu göstermesinden gelir. Hepimiz onun peşinden gitmeye hazırızdır. Çünkü bizi durduran vicdani sorumluluğu yenecek kadar güçlü hissederiz kendimizi o biz içinde. Biz ben olur, ben de biz.
Kendini düşünüyor; yalnızlıktan, başkalarıyla ancak istediği zaman görüşmekten, istemediği zaman başkalarından kaçmaktan hoşlanıyor. Ama yalnızlıktan hoşlandığı, yalnızlığı aradığı halde, asıl sevdiği, asıl aradığı, kalabalık içinde bulunduğu, kalabalıktan uzak olmadığı bir sırada, bu kalabalıktan ayrılabilmek, yalnız kalabilmek, başkalarının yanından çekilmek, istediği için tek başına durabilmek... Farkında bunun. Yalnızlık zorunlu bir durum olmadığı zaman daha çok hoşlanıyor. Ama bir şey daha var bu duyguların içinde. Bir şey daha. Anlatılması güç... Sanki başkalarının varlığı, uzaktan da olsa kendini sezdirmedikçe, Andronikos, bir türlü rahat edemiyor. Kendilerinden uzaklaşmak için de olsa başkalarının varlığı kendisine gerekli. Öyle bir şeyler, öyle bir şeyler dönüyor kafasında... Hep başkalarının varlığı gerek bu yalnızlığına. Şimdi ise, gerçekten yalnız, şehirden uzak, gerçekten tek başına kaldığı şu anda, şehirdeki yaşayışı, şehir yaşayışının küçük alışkanlıklarını arıyor; aradığının farkında; aramaktan korkuyor. Çekidüzen vermek istiyor kendine. Barınağı düşünüyor. Suyu, yiyeceği düşünüyor.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam