…Bu deney, içimizden gelen sesi dinlemenin ya da başkalarının yanında kendi inançlarımızı sürdürmenin, ne kadar güç olduğunu gösterdi bize. İçinizden biri çıkıp, 'ben olsam kendi istediğim gibi yürürdüm' diye düşünüyorsa, kendi kendisine alkışlara neden katıldığını sorsun. Gençler, hepimizin içinde başkaları tarafından benimsenme dürtüsü vardır. Ne var ki, içinizdeki tek ve farklı olan şeye, bu size aptalca görünse bile, güvenmelisiniz.
Sayfa 73·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır. Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı, kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir. Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akışı özünde olan cevherler değişerek kendilerine yabancılaşmazlar, tekâmül ederler. Tohum bir gün fidan olur, ağaç olur, çınara dönüşür; bu yolculuğun her aşamasında başka bir şeydir. Ama her aşamada ağaç olarak kalır ve kendini gerçekleştirir. İnsanda köklerinden uzaklaşarak değil köklerine bağlı kalarak gelişmelidir çünkü gelişim, köklerden kopmak değil; köklerden güç alarak yükselmektir.
Ucunda güç, toprak, para olmasın inanıyorum ki ne töre kalır ne de savaş.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
“O gün Olimpos'ta bir şey değişti. Güzellik süs olmaktan çıkıp güç haline geldi. Ve tanrılar anladı: Bu yeni çağda en tehlikeli olan, kılıç taşıyan değil "bakılan" olacaktı. Ama Afrodit güzelliğin kaynağıydı, aşkın değil. Çünkü aşk, güzellikten doğmaz, O’na dokunma, O'nu merak etme arzusundan filizlenirdi. İște tam da bu anda, Eros'un zamanı gelmişti...”
Sayfa 33
Dayatma Şiddetini Artırdıkça Yurttaş Devrim Bilinci de Büyüyor
İçi boş kalan tencerenin eseri mevcut zulmün, içi dolu tencere vaad edemeyen gücü ele geçirmek için aldatmak dışında hiçbir çabası olmayan tüm niyetler aynı küresel soyguncu kuklacılara hizmet ettiği bir çağda hukuk içinde adalet ile devrim yapmak dışında bir çare kalmamıştır. Güç, saray, makam, koltuk vb adaleti yok eden imtiyazı korumak dışında hiçbir işe yarar bir çaba kalmadı. Yurttaş etik ahlak anlayışı içinde devrim kararlılığı iradesi her gün biraz daha dayatma şiddetini artırdıkça aynı doğrultuda güçlenerek büyüyor.
Hayata Dair