Roma Cumhuriyeti’nde de aynı şey olmuştu. Yurttaşlar yoksul, devlet zengin olduğu sürece, herkes yurt uğruna ölmeye can atardı, ama yurttaşlar zenginleşince, herkes kendi çıkarı uğruna yurdunu batırmaktan çekinmez oldu. Onun için toplum sevgisi, çokça suya akıtılmış bir damla baldan çok, topu ateşleyen kıvılcıma benzer…
On iki kişi de öfke içinde bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılıyordu. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzlara bir insanlara bakıyor ama hangisinin hangisi olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyordu..
Kasım 1943 — Şubat 1944
Ama yine de düşüncelerimle geziniyorum kafalarının üzerinde; ve kendi hatalarımın üzerinde gezinmek istesem bile onların ve kafalarının üzerinde olurum hâlâ.
Çünkü insanlar eşit değildir: bunu söyler adalet. Ve benim istediğimi onlar isteyemezlerdi!
Böyle söyledi Zerdüşt.