Karşısında gözleri bir hüzün ve şiir damlasıyla ıslanmış, dalmış görünen Suat’a bakarak, onu hiç görülmemiş bir güzellikle görerek, tutkusunu birden son ateş derecesine çıkaran bir cazibe hissediyor, ona nasıl kırılmaz bağlarla nasıl dehşetli bir şekilde bağlı olduğunu kalbine hücum eden helecandan, sadece ona bakmak helecanından anlıyordu ve bunu çoğaltmak için gibi en küçük yüz çizgilerine kadar dikkat edip cazibesini artırmak isteyerek, içinden onun ateşlerini çoğaltıp ölerek yaşamak istiyordu. Ona hayatın en can yakıcı, en dehşetli saadeti bu hal gibi geliyor, ancak şimdi, hayatının hep zevke ve hazlara müptela geçen senelerinde, ancak şu saatlerde hayatımı yaşıyorum hissi geliyordu.