Bırak ey bîçare feryadı, beladan kıl tevekkül. Zira feryad bela-ender, hata-ender beladır bil. Eğer bela vereni buldunsa, safa-ender, atâ-ender beladır bil. Eğer bulmazsan bütün dünya cefa-ender, fena-ender beladır bil. Cihan dolu bela başında varken, ne bağırırsın küçük bir beladan, gel tevekkül kıl! Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Alıntı
Biz birlikte güldükçe… Gökyüzünde kuşlar dans ediyordu sanki, denizin altında balıklar minik şovlar yapıyor, ağaçlar çiçek açıyor, bahar her yere biraz daha yaklaşıyordu. Kurak topraklar nemleniyor, susuzluk bitiyordu. Sanki biz her gördüğümüzde yeryüzündeki bütün savaşlar duruyor, yoksulluk bitiyor, acıların sesi susuyordu. O an öyle hissediyordum. Sanki dünya bizim gülüşümüzle dönüyordu. Sanki her şeyi… Bizim gülüşümüzle değişiyordu. Kelebek etkisi gibi. kahkahamızdan yükselen titreşim bütün evrene yayılıyordu. Ve hiçbir şey, bir daha eskisi gibi olmuyordu. Ve evet… İçimden bir ses fısıldıyordu: Dünya, iki insan birbirini saf sevgiyle sevdiğinde… Gerçekten biraz daha güzelleşiyordu.
Sayfa 176·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan ,gel tevekkül kıl! Tevekkül ile bela yüzünde gül,tâ o da gülsün . O güldükçe küçülür,eder tebeddül.
Sayfa 101 - Rnk Neşriyat·Kitabı okuyor
Alıntı
Melek “Sende Eyi aliştun ha beni kucaklamaya” Güldü dudağının kenarıyla ama o nasıl gülüş yarım tapılası bir gülüş üstelik bu yakından güldükçe çenesinde belirginleşen gamzesi fazlasıyla netti offf ben gene sıcaklandım sobadan mı nedir? Tahir Tuna Boral’ı “Sıcaklığın hala kucağımda dememiş miydum saa…aralarında mıknatus varidur daa çekey kızum “
Sayfa 444 - Vera kitap yayınları·Kitabı okuyor
beni bin yerimden kırdılar, olsun
izim bulunuyordu, ben yoktum sen öyle güzel imkansızken ve rüzgarda devrilirken oğlunun dağdan inmesini bekleyen annelerin çadırları Seni karşıma çıkaran şiirdi; daha ne olsun ne olsun bir suikast olarak doğmuşken bir ekim geçesi yüzünde sigara söndürdüm geçmişimin • - - bir karanlık yerimizi ele veriyor saklanıyorum bir aşkı, bir aşkla erteleyerek halbuki senin gözlerindeki nemden töhmet altında kalırdı mevsimler söyle kimden çıkarayım hıncımı kimin gözünün yaşına bakmayayım arkamı dönüp usulca ağlayark sen mi cesaret edeceksin yoksa ben mi susacağım bir tanışma provasında vurularak beni bin yerimden kırdılar, olsun yine kalkarım koynunda upuzun bir bahar gördüm, ayrılmam ki oradan pasaklı bir hastane odasında uyandığım sabahlar refakatçilerin çekingen ve yorgun sorularıydım sense bir iç savaş çıkarıyordun güldükçe omzunu bir daha, bir daha öperken ne de olsa kuruyacak göğsündeki karanfil üstüne kuma gelmiş bir kadın gibi öğrenecek uzaklara dalmayı benimse kiralık katillerin ödediği elektrik faturası kadar şaşkı akle hiç anlamayacak giderken bitmeyen bir yol, dönerken niçin kısalıyor?
Sayfa 140 - Ketebe Yayınları
Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.