Puan vermedi
#OkudumBitirdim Mariana Çukuru/ Jasmin Schreiber Yazarla tanışma kitabım olan bu eser, bir yakının öldükten sonraki hayatıma nasıl devam edeceğimizi öğreten bir klavuz niteliğinde, her insanın düştüğü Mariana Çukurundan nasıl çıkacağını anlatıyor. Yakınlarını kaybeden Paula ve Helmut'un tesadüfen karşılaştıları mezarlıkta birbirini tanımayan bu genç kadın Paula ile 85 yaşındaki Helmut'un Alplere yolculuğa çıkmaya karar vermesiyle başlayan bu iki karakterin İçinde bulunduğu karanlık, adeta okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru kadar derindir. Bu yolculuk sadece fiziksel değildir, aynı zamanda Paula’nın acıyla yüzleşme, suçluluk duygusunu bırakma ve yeniden yaşamayı öğrenme sürecine dönüşüyor. Zaman zaman üzücü ve şaşırtıcı olsada gülerek okuduğum bölümleri de olan akıcı bir anlatımla yazılmış güzel bir okuma oldu benim için. Siz genç bir kadın olarak 85 yaşındaki bir ihtiyarla Alp dağlarına çıkarmısınız ?
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024676 okunma
Puan vermedi·570 syf.··
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:47
Anita FELIPOVA - Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 'Demek ki mükemmel aramak,mükemmeli bulmak ya da mükemmel olmak mümkün değil.' Selamlar. Nasılsınız? Ben uzun zamandır ortak olduğum masalın bugün sonuyla geldim. Hak ettiklerini yaşadıklarını okumak bana çok iyi geldi. Bahar ve Ozan bir çok acıdan geçip bugünlere geldiler ve inanin dibine kadar haklarıydı. İlk üç kitaptaki Bahar ile son kitapta gördüğüm Bahar aynı kişi gibi gelmedi bana ve en sevdiğim şey de buydu. Çünkü o artık sevdiği adama kavuşmuş, korkulariyla ve gerçeklerle yüzleşmeyi öğrenmişti. Aldığı terapiler ve sevdiği adam Ozan'ın desteği ile yollar çiçek açmaya başlamıştı. Ayrıca açmasa bile açacağına inanan bir kadın olmuştu. Ozan ve Bahar’ın arasındaki anlar çok güzeldi ama karakterlerin kusursuz olmaması daha çok hoşuma gitti. Herkesin hataları vardı, herkes biraz kırık biraz eksikti. Lakin bunları toplamayı ve yaraları doğru sarmayı öğrendiler. Iskeçe sahnelerine âşık oldum. Babaanne ve dede tam kafalık karakterler. Sırtıma çantamı atıp gitsem kimsin demek yerine yatak serecek o sevecen büyüklerden. Yastık detayı ve Ozan'ın annesine dair okuduklarım beni hüzünlü - mutlu eden bir başka detaydı. Bahar bildiğiniz elimizde büyüyen bir karakter oldu. Gelişimi harikaydı. Ozan ise en mükemmel olanı ararken çok şey kaçırıyor gibi duruyordu. Sanırım bu karaktere tek sitemim bu olurdu. Seri boyunca beraber güldük, ağladık ve çokça sinir olduk. Sizin anlayacağınız bir çok duyguyu aynı anda yaşadık. Ozan'ın babasıyla geçen bölümlerde açıkçası biraz gerildim. Bazı tespitleri doğruydu ama Biraz abarttı. Yine de Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu çok güzeldi. Bakınız bu özelliği ile bile sevilesi bir karakter olduğunu belli etti. Özellikle bazı sözlerini okuduğumda durup ‘işte olması gereken bu’ dedim. Sevdiği
1000Kitap
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202610 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:43
Okudum Bitti! Aptallık sadece varoluştan mı gelmektedir, yoksa varoluşun temelinde zaten aptallık mı yatar? Kitap boyunca bu iki kuram arasında sürüklenip duruyorsunuz. Sayfa sayfa ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, dünya biraz da bu “aptallık” sayesinde dönüyor. İnsanlar hata yapıyor, inanıyor, umut ediyor, tekrar deniyor… Ve bu “aptalca” döngü olmasaydı hayat belki de hiç bu kadar renkli olmazdı. Kitap yüzyıllar önce yazılmış olsa da bugünün insanına tabiri caizse cuk oturuyor. Sanki Erasmus bir zaman makinesine binmiş ve günümüz dünyasını da gözlemlemiş gibi. Okurken “Yahu, bu hâlâ mı böyle!” dediğim pek çok an oldu. Tavsiye kısmına gelecek olursak... Eğer alışılmışın dışında bir kitap okumak isterseniz, klasiklerin dilinden hiç korkmayın; çünkü bu eser oldukça keyifli ve akıcı. Okurken hem gülecek hem düşünecek, hem de kendinize ve çevrenize biraz daha mizah penceresinden bakmayı öğreneceksiniz. Kendinizi çok “akıllı” hissettiğiniz zamanlarda ya da etrafınızdaki “aşırı akıllı” insanlardan sıkıldığınızda bu kitap size çok iyi gelecek. Bazen hayatı biraz da “aptalca” (yani delice) yaşamak gerek, değil mi?
Aptallığın ÖvgüsüDesiderius Erasmus · Koridor Yayıncılık · 202115,2bin okunma
10/10
·360 syf.··
2026 20. kitabı
Orhan Kemal'in 1952'de yazdığı, Türk edebiyatının en güçlü karakterlerinden biri olan Murtaza kitabını çok beğenerek okudum. Selanik göçmeni, dürüst, vazifeşinas bekçi Murtaza, amirlerine ve kurallara karşı koşulsuz bir itaat içinde, onu yalnızlaştırsalar da kendi doğrularıyla yaşayan bir adamdır. "Karısıyla çocuklarında hep, böyle birinin karısı ve çocukları olmaktan gelen bir şey arar, ama bulamaz." Vazifesinin aslanı, kurs görmüş, amirlerinden sıkı terbiye almış, damarlarında Balkan şehiti dayısı Kolağası Hasan Bey'in kanını taşıyan Murtaza'nın hikayesini yer yer gülerek okuyacaksınız çünkü hem karakter çok ilginç, hem de çok tatlı bir Balkan şivesiyle konuşuyor. "Vazife bir sırasında görmeyecek gözün evladını bile, demeyeceksin evladım, ciğerparem!" Kitapta bir bölümde fabrika genel müdürü Murtaza'yı Don Kişot'a benzettiğinde fen müdürü şunu diyor: "Don Kişot yeryüzünde tek değildi malumualiniz. Ve Don Kişot'ların kökleri hiçbir devirde kurumadı." Gerçekten Murtaza da hayal ile gerçeği birbirine karıştıran Don Kişot gibi kendi dünyasının doğruluk ve disiplin şövalyesi. Don Kişot'u çok seven ben, belki biraz da bu yüzden bu kitabı da çok sevdim. Özetle mutlaka okunmalı der, keyifli okumalar dilerim
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,585 okunma
Suç ve Ceza / Hangi çeviriyi okumalıyız? /
10/10
·687 syf.··
2025 2. kitabı
Suç ve Ceza’yı Can yayınlarından okudum, daha sonra İş Bankası. Can yayınları resmen karakterin psikolojik derinliğini bu pasajda yok ediyor. Bakın, aynı pasaj iki farklı yayınevinde nasıl çeviriliyor. İş Bankası: Sayfa: 456 "Estetik bir bitim ben, başka bir şey değil." diye sürdürdü düşüncesini; başkalarının felaketleri karşısında öç alırcasına sevinç duyanların duygularına benzer bir duyguyla bu düşüncesini didiklemeye, onunla oynamaya, ondan avuntu ummaya başladı. "Evet, gerçekten bir bitim ben; çünkü ilkin, şu anda bir bit olduğumu düşündüğüm için bitim; ikincisi, bir ay boyunca, bu işi kendi zevk ve keyfim uğruna bir şeyler sağlamak için değil, sözde, soylu ve güzel bir amaca erişmek için yaptığıma, o yüce varlığı tanık gösterdiğim, onu rahatsız ettiğim için bir bitim. Hah-hah-ha. Can Yayınları: Sayfa: 341 Eh, estetik olarak ben bitim, başka bir şey değilim," dedi çıldırmış gibi gülerek. "Evet, gerçekten bitim," diye devam etti haince bir neşeyle bu düşünceye sarılarak, ona yerleşerek, onunla oynayıp eğlenerek, "bu da sırf şu yüzden birincisi, artık bit olduğuma karar veriyorum; ikincisi, bütün bir ay boyunca her şeye kadir inayeti rahatsız ettim, kendi hevesim için yapmadığımı, yüce ve güzel bir hedefim olduğunu kanıtlamak için... Ha ha! Ayrıca bu platformda Dostoyevski’ye Suç ve Ceza da atfedilen bazı sözler de kitapta yok. Yazarın sözleri değiştiriliyor. Sizin yorumunuz nedir?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma