Kitabı nereden anlatmaya başlayacağımı inanın bilmiyorum.
Ne yazsam içindeki binbir çeşit duyguyu aktaramam. Sema Soykan hanımefendiyi ve kalemini çok sevdiğimi söylemekle başlamak istiyorum. Harika bir tarihi romanla bizleri buluşturdu. Tarihi, araştırmalar sonucu elde ettiği belgelerle öyle bir anlatıyor ki anlatılanlar arasında şüpheye düşmüyorsunuz. Zaten bu kitapta düşülecek bir şey yok. Tüm dünyanın gözünün önünde olan ve saklanan, hala görmezden gelinen bilgiler var.
Kitapta gerçeklerden yola çıkılarak uygulanmaya çalışılan siyasi planlar-günümüzde de sürüyor-, Kıbrıs halkının acıları, işkencelerle geçen yıllarda tarifi olmayan acımasızlıklar ve merhametsizlikler, zafer, gurur ve tabii ki aşk var.
En önemli noktası da GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ TAYİN EDEMEZ dediği yazıları var. Günümüz siyasetine de değindiği satırlarda bazı şeylerin seneler önce planlandığını görebiliyoruz. Görmek isteyene. Ben bazı yerleri utanarak ve bilmediğimden hayıflanarak okudum. Belli başlı şeyleri bilsek de okumadığım ve araştırmadığım için üzüldüm.
İncir ağacının anlatıldığı yerde kendimi zor tuttum.. Gülten, öğretmen Zeyno, Süha, Sevgi, Yiğit, Sarah, Elena ve bilmediğimiz nicesinin hikayeleri size selam olsun..
Yakından da yakın Kıbrıs tarihini okumak için fazla zaman kaybetmeyin. Yazar’la tanışmadıysanız da geç kalmayın! İşin özü okuyalım arkadaşlar, sahip çıkalım! Ülkemize, vatanımıza! Kıbrıs’ı sadece casinolarıyla hatırlamayalım!!!