Mantıkut Tayr
7/10
·350 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
İranlı şair Ferîdüddin Attar tarafından Farsça yazılmış alegorik bir eserin 1317'de Türk şair Gülşehrî tarafından Türkçe'ye çevirisi. Gülşehrî eseri yine beyitlerle çevirmiş, kendisinden de bir şeyler katarak yeni bölümlerle esere beni bir hayat vermiştir. Günümüz Türkçesine aktaran hocamız bu eseri bilimsel bir şekilde aktardığı için yayınevi bu aktarmayı olduğu gibi almış galiba. Bu nedenle eserde edebî bir dil genel anlamda bulunmamaktadır. Bu durum okuyucuyu biraz sıkabilir. Özetle eserde, padişahsız kalan kuşlar ülkesinde kuşların kendilerine hüthüt kuşunu rehber edinmesi ve onun rehberliğinde Kaf dağı'nın ardındaki Simurg'a yolculukları anlatılır. Simurg kuşların padişahıdır. Ancak bu yolculukta birçok kuş farklı bahaneler ileri sürerek zorlu yolculuktan vazgeçer. Geriye kalanlar yolun sonunda ulaştıkları yerde aslında simurg diye bir kuş bulamazlar. Simurg, Farsça "si" (30) ve "murg" (kuş) kelimelerinin birleşimidir. Aslında bu yolculuk kuşlar nezdinde insanın özüne, yaratılış amacına daha doğrusu yaratıcıya ulaşmasıdır. Yolda bahaneler sürerek yolculuktan vazgeçen kuşların bahaneleri insanın dünya yolculuğunda karşılaştığı imtihanları göstermektedir. Dinî, ahlâkî bir eser olan Mantıkut Tayr'ı okurken elbette çıkaracağımız güzel dersler de vardır. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Kapı Yayınları · 20196,4bin okunma
Türkçenin Söz Varlığı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 16:31
Bir proje kapsamında ‘ödev’ olarak verilen bu kitabı okumak beni çok yordu. Okurken dikkat gerektiren, önemli yerleri gözden kaçırmamak gereken bir kitaptı. Özetini çıkarmam gerektiği için, incelemeden ziyade bende buraya özetini bırakacağım. Yazar Prof. Dr. Doğan AKSAN bu eseri ile bu alanda araştırma yapacak olan ya da bu alan ile ilgili ilgili olacak olanlara harika bir kaynak kitap yazdığını belirtmek isterim. Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini keşfetmek isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde kaynaktır. Aksan, Türkçenin söz varlığını analiz ederken dilin geçmişten günümüze nasıl everildiğini, kökenlerini ve dilsel zenginliğini keşfeder. Aksan, Türkçenin tarihsel süreç içerisindeki değişimlerini ve bu değişimlerin toplumsal, kültürel ve coğrafi etkilerini de inceler. Aksan, bu eserinde Türk dilinin dönemsel evrimini, yabancı dil etkilerini, kelime türetme süreçlerini ve dildeki farklı lehçeleri tartışarak, okuyucusuna Türkçenin dilbilimsel yapısına derin bir bakış açısı sunar. Hangi kısmını eklemesem üzüleceğim ancak Türk dinin söz bilimleriyle ilgili gözlemler ve saptamalarını başlık başlık değinmeye çalışacağım. KÖKTÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI Türkçenin elimizde bulunan en eski yazılı kaynağı Köktürk yazıtlarıdır. VIII. ‘da yazılmıştır. Köktürk yazıtlarında saptanan özellikler şöyledir; -Türkçenin eldeki bu en eski ürünleri tek tek 900 kadar sözcüğü içeren, konuları sınırlı yazıtlar olduğu halde yalnız somut kavramlar açısından değil, soyut kavramlar açısından da zengin bir dil niteliği göstermektedir -Yazıtlarda görülen ve bizim “ileri öğeler” olarak adlandırdığımız kimi sözcükler, yazıtlarda geçmeyen, ancak o dönemde yaşadığı anlaşılan kimi sözcüklerin varlığını ortaya koymaktadır. -Türkçenin ilginç bir özelliği olan ikilemelerin o dönemde de çok yaygın
Türkçenin SözvarlığıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2015103 okunma
Reklam
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 02:27
Öylesine bir kitap ki; ismi olup bir vakte unutulanlarla, cismi olup ismi olmayanların alacasında Yunus'un sadasını işitiyor ve orada duruyorsunuz.. Bir masal hülyasıyla tatlı düşlerin içindeyken, bozkırın destanını seyre dalıp, asırlar evvelinden Gülşehri'nin selamıyla şiirin deryasına dalıyorsunuz.. Sonra Esma çıkıp geliyor. Kadıncık Ana.. Melek.. Hürü.. Altı evladını kucağına alamadan rüyasında kefenleyen o kadın.. Her biri bir tahterevallinin bir köşesinde.. Yükselişte ve inişte.. Doğuşta ve gurub edişte.. Zaman ise tüm bunların merkezinde.. kimi anda bir zehir acılığında kimi anda ise bir panzehir şifasında.. Anlatmaya ve okumaya değer öylesine derinlikli ve katmanlı bir hikaye var ki karşımızda, insan o hikayedeki ruhu hissediyor.. Öyle bir ruh ki okumaya başladığınız an sizi çepeçevre kuşatıyor..
Kimse Kalmadığında Bunu HatırlaSilvan Alpoğuz · Ketebe Yayınevi · 202382 okunma
HÜSN Ü AŞK- ŞEYH GALİB
Puan vermedi·464 syf.··
2023 4. kitabı
Hüsn ü Aşk "Gayret dedi Aşk’a ey birâder Gel yol eri yolda olmak ister" Besmele-Hamdele-Salvele.. Merhum Şeyh Galib Hazretlerini Rahmetle yâd edelim. Hamd ile salvele getirip evvala; Hazretin ruhuna bir Fatiha armağan edelim. Elimden geldiğince ve kalemim yettiğince, bu şaheseri terennüme ve dahi izaha yelteneceğim. Haddimiz ile güreşe tutuşuyor ve teşebbüsümüzün "çocuk aklı işte!" şefkatiyle mazur görülmesini temenni ediyoruz. Derine inmeden, yüzeysel bir anlatı sunmaya gayret edeceğim. "Bir halk ozanına nazım ile destan yaz deseniz, bir çırpıda tamam eder ve fakat bir dilekçe yaz deseniz apışıp kalır" çıkarsamasına dayanarak söylüyorum ki; nesir hususundaki acziyetim zatımca malumdur. Tahammülünüzü istirham ediyorum. Şüphesiz sürc-i lisan edeceğiz, affola. *** Kadim edebiyatımızın, asırlar boyunca mazmunları ve bu mazmunlarla teşbihe sedrettiği Leyla ile Mecnun nüktesini aşındırdığı demlerdi. Divan şairleri ve halk ozanları evvela şiirlerinde Mecnun makamına çıkmaya çalışıyordu. Aşıkların kutbu olarak telaffuz edilen Mecnun, şairin aşkta çıkabileceği en ulvi makamdı ve bu makamın postnişini Mecnun idi. Bu yüzden şairler, Mecnun'a mürid olma yarışındaydı. Divan Edebiyatında Mecnun; "Hevâ-yı aşk ile Mecnûn kenâr-ı maksada erdi Uyupakla Felâtûn gark-ı bahr-ı hayret olmışdur" (Mecnûn, aşk arzusuyla maksadının sahiline ulaştı, fakat Eflâtûn, akla uyarak hayret denizinde boğuldu.) / Fehîm Yahut: "Anınçün murg Mecnun başı üstünde mekan eyler Ki kûy-ı Leyla hâşâkından anca âşiyan eyler" (Kuşlar senin başında yuva yapsa şaşıracak ne var? Kays'ın başı irfan aleminin bağdaki ağaçları gibi değil miydi?) / Seliki
Edebiyat
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,682 okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2022 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2022 00:00
"... Aşkıyla dünyaya nam salmıştır Mecnun Aşkı hakkıyla bilip tanımıştır Mecnun. ..." Leyla ile Mecnun un anlatısı, aşkın ve aşıklığın sembolü olarak Türk edebiyatında çok ilgi görmüş ve kullanılmıştır. Bu anlatıyı, Türk edebiyatında ilk defa kullanan sanatçı Gülşehri'dir. Fuzuli nin manzum girişinin hemen arkasından gelen düzyazı bölümünün ilk cümlesinde, "Leyla yı hakikat sırrının; Mecnun u da insan ruhunun sembolü olarak kullandığını" açıkça söyler. Mavi Nefes yayınlarının mitoloji serisinin üçüncü kitabını okuduğumda diğerleri gibi Leyla ile Mecnun nu her ayrıntısına kadar öğrenmekten memnun kaldım. Yine diğer kitaplardaki gibi bu hikayede de anne babanın rolü çok büyük oluyor. Kays ın Leyla nın aşkından Mecnun olup çöllere düşmesi ve sonra Leyla yı görüpte tanımaması ve artık onun insan olarak değil ruhuna aşık olması bu şekilde ilahi aşka erişmesi biz insanlara ders çıkaralıcak nitelikte bir örnektir. Okumak isteyenlere keyifli okumalar.
Mitoloji
Leyla İle MecnunYağmur İlayda Aytekin · Mavi Nefes Yayınları · 20228 okunma
Şeyh Galib ve Hüsnündeki Aşk
Puan vermedi·536 syf.·
2020 130. kitabı
Hüsn ü Aşk "Gayret dedi Aşk’a ey birâder Gel yol eri yolda olmak ister" Besmele-Hamdele-Salvele.. Merhum Şeyh Galib Hazretlerini Rahmetle yâd edelim. Hamd ile salvele getirip evvala; Hazretin ruhuna bir Fatiha armağan edelim. Elimden geldiğince ve kalemim yettiğince, bu şaheseri terennüme ve dahi izaha yelteneceğim. Haddimiz ile güreşe tutuşuyor ve teşebbüsümüzün "çocuk aklı işte!" şefkatiyle mazur görülmesini temenni ediyoruz. Derine inmeden, yüzeysel bir anlatı sunmaya gayret edeceğim. "Bir halk ozanına nazım ile destan yaz deseniz, bir çırpıda tamam eder ve fakat bir dilekçe yaz deseniz apışıp kalır" çıkarsamasına dayanarak söylüyorum ki; nesir hususundaki acziyetim zatımca malumdur. Tahammülünüzü istirham ediyorum. Şüphesiz sürc-i lisan edeceğiz, affola. *** Kadim edebiyatımızın, asırlar boyunca mazmunları ve bu mazmunlarla teşbihe sedrettiği Leyla ile Mecnun nüktesini aşındırdığı demlerdi. Divan şairleri ve halk ozanları evvela şiirlerinde Mecnun makamına çıkmaya çalışıyordu. Aşıkların kutbu olarak telaffuz edilen Mecnun, şairin aşkta çıkabileceği en ulvi makamdı ve bu makamın postnişini Mecnun idi. Bu yüzden şairler, Mecnun'a mürid olma yarışındaydı. Divan Edebiyatında Mecnun; "Hevâ-yı aşk ile Mecnûn kenâr-ı maksada erdi Uyupakla Felâtûn gark-ı bahr-ı hayret olmışdur" (Mecnûn, aşk arzusuyla maksadının sahiline ulaştı, fakat Eflâtûn, akla uyarak hayret denizinde boğuldu.) / Fehîm Yahut: "Anınçün murg Mecnun başı üstünde mekan eyler Ki kûy-ı Leyla hâşâkından anca âşiyan eyler" (Kuşlar senin başında yuva yapsa şaşıracak ne var? Kays'ın başı irfan aleminin bağdaki ağaçları gibi değil miydi?) / Seliki
Şiir
Hüsn-ü AşkŞeyh Galip · Yelkenli Yayınevi · 20201,682 okunma
Reklam
Reklam