#alıntı
#BinMuhteşemGüneş
“Şu malum klişeyi bilirsin,” dedi. “Issız bir adaya düşüyorsun. Yanına yalnızca beş kitap alabilirsin. Hangilerini seçerdin.? Bir gün bu na ciddi ciddi mecbur kalacağım hiç aklıma gelmezdi.”
“Sana yeni baştan bir kütüphane oluştururuz, Babi.”
“Hım.”Kederle gülümsedi. “Kabil’i terk ettiğime inanamıyorum. Okula burada gittim, ilk işime burada başladım, bu şehirde baba oldum. Yakında bir başka kentte, bir başka gökyüzünün altında uyuyacağımı düşünmek öyle garip geliyor ki.”
“Bana da öyle.”
“Kabil hakkında şu şiir bütün gün beynimde çınlayıp durdu. Şakın-i Tebriz’i, yanılmıyorsam on yedinci yüzyılda yazmış. Tamamını ezbere bilirdim, ama şu an yalnızca iki dizesini hatırlayabiliyorum:
Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi.”