isteyen yazdığım kağıtları okusun, isteyen sittin sene okumasın. benim için aciliyet kazanan yazma ihtiyacı dolayısıyla yazıyorum . muhtacım buna; eskisinden de çok.düşüncelerimi kendi hayali varlığım, kendi gölgemle ilişkilendirmek ihtiyacındayım. kandil ışığında duvara düşen şu yamuk gölgem yok mu; şu uğursuz gölge! yazdıklarımı dikkatle okuyup yutuyor adeta. kuşkum yok; şu gölge benden iyi anlıyor. sadece kendi gölgemle güzel güzel konuşabilirim.beni konuşmaya zorlayan da o zaten. sadece o tanıyabilir beni; mutlaka anlar.
düşün ki her an ben değişiyorum, her an sen değişiyorsun, buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik?
eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekunları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiç kimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahtır.hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır.