Kunçuy'un karşısında, eve konuk gelenlerin oturduğu yere bağdaşınıp kurulduktan sonra “İşi yordamınca yapmak gerek. Size gönderdiğim ulağa uyup buraya kadar geldiniz ama gerektiği gibi sorsam daha doğru olacak. Kunçuy'um, gün doğarken, gün batarken evimin tümüldüğünün kolanını tutup çeker misiniz?" dedi. Elbette evin tümüldüğünü koca bir Kunçuy çekecek değildi ama bizde gelenek böyle işte. Erlerimiz doğrudan "Benimle evlenir misin?" diyemez de sözü dolaştırıp böyle o anlama gelecek sorular sorar...Kunçuy soruya küçücük bir gülümseme ile karşılık verip "Şimdi buraya kadar gelmişken geri dönsem inanılmaz olur, değil mi?" dedi.
Bendim.
Benim çizimimdi. Etrafımda okyanusun ve dağların olduğu bir havuzdaydım. Başımı geriye atmıştım, yüzümde bir gülümseme vardı. Hissettiğimi hatırladığımdan daha özgür ve daha mutlu görünüyordum. Dudaklarımın yukarı kıvrılışı, gözlerimdeki ışıltı, hatta kulağımın altındaki minik ben...
Her ayrıntıyı zarif, özenli bir şekilde yakalamıştı. Kendime onun gözlerinden baktığımda, dünyanın en güzel kadını olduğuma inandım.
Ve bana hayatımda aldığım en güzel hediyeyi vermişti.
Haklıydı, pahalı bir çanta ya da elmas takı değildi ama ondan bir resim almayı yüz Tiffany elmasına tercih ederdim.
Herkes bir elmas satın alabilirdi. Fakat ondan başka kimse beni onun çizdiği gibi çizemezdi. Ayrıca sanatını benimle ilk kez paylaşıyor olması da dikkatimden kaçmamıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ona son bir bakış attıktan sonra arkamı dönüp koridora doğru yürüdüm, yanaklarımdan süzülen birkaç gözyaşını sildim ve yüzüme parlak bir gülümseme yerleştirdim; odama giderken karşılaşabileceğim personel veya herhangi biriyle yüzleşmeye hazırdım.
İnsanlar her zaman gözyaşlarından korkarlar, ağlayan kişiyle ne yapacaklarını veya ona nasıl yardım edeceklerini bilemezler.
Gülümsemeler çok daha tehlikelidir.
En parlak gülümsemeler, en acı verici travmaları bile örtbas eder.
Bunu ancak cehennemde yaşamış olanlar doğrulayabilir.
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır.
Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu?
Banuhan: Biri biterken öbürü başlıyor.
Tomris: Hayırlısı, ben seviyordum bu diziyi.
Bahadır: Ben de seviyordum.
Banuhan: Ay, sen sevmesen hatrım kalırdı. Hem sen söyle, projeler ne alemde?
Bahadır: Çalışıyoruz.
Banuhan: Bana yazdığın kadar kod yazsaydın şimdiye bin kere bitmişti.
Tomris: Doğru vallahi.
Bahadır: Yan gazi, yan.
Tomris: Gaziyan demişken, arkadaşlara benden selam söyle.
Bahadır: Güvenlik nedeniyle görüşemiyoruz.
Tomris: Nedenini sormuyorum.
Bahadır: Sorma.
Tam o sırada, Fatih salona girdi. Yüzündeki gülümseme, diğerlerini de rahatlatıyordu.