Jokey yemek salonunun kapısına geldi. Bir an durduktan sonra yana çekilip sırtını duvara vererek kımıldamadan kaldı. Üç gün önce sezon açıldığı ve kentteki bütün oteller dolduğu için yemek salonu kalabalıktı. Salondaki beyaz keten masa örtülerinin üzerinde demet demet ağustos gülleri vardı; yandaki bardan hararetli sarhoş konuşmaları duyuluyordu. Jokey, sırtı duvara dönük bekliyor, kısık ve kenarları kırışık gözleriyle salonu kolaçan ediyordu. Karşı köşedeki bir masada oturan üç adama gözü ilişinceye dek bakındı. Onlara bakarken başını dikleştirdi, yana eğdi; cüce bedeni gerildi, elleri kasılıp parmakları boz pençeler gibi içeriye doğru kıvrıldı. Sırtı yemek salonunun duvarında, öylece bakıp bekledi.
O akşam üzerinde, çocuk bedeni ölçülerinde dikilmiş, üstüne tam oturan, Çin ipeğinden yeşil bir takım vardı. Gömleği sarıydı, açık renk çizgili bir kravat takmıştı. Şapkası yoktu, fırçalanmış, sert, ıslak saçları alnından aşağıya dökülüyordu. Yaşını belli etmeyen, bitkin ve külrengi bir yüzü vardı. Şakaklarındaki girintiler gölgeliydi, dudaklarında acı bir gülümseme vardı...
Sayfa 99 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9.Basım, Ağustos 2024·Kitabı okuyor