"Sevgi insan kalbini nasıl acıyla canlandırırsa, aptallık da bilginin yollarını öyle öğretir insana. Acı ile aptallık, büyük bir sevince ve eksiksiz bir bilgiye birlikte götürür bizi, çünkü ebedi bilgelik güneşin altındaki hiçbir şeyi boşuna yaratmadı."
Seattle'da yapılan bir araştırmada, kadınların yüzde 67'si şehrin bazı tehlikeli yerlerinden kaçındıklarını, yüzde 42'si yanlarında birisi olmadan dışarı çıkmadıklarını ve yüzde 27'si ise bazen çalan kapılarını açmadıklarını söyledi. Yunan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada kadınların yüzde 71' i geceleri yalnız başına dışarı çıkmaktan kaçındığını, yüzde 78'i ise şehir içindeki tehlikeli yerlere girmekten kaçındığını belirtti. Kadınlar ayrıca seks hakkında çok konuşan, cinsel açıdan agresif ve çok sayıda kadınla yatmakla ün yapmış erkeklere karşı temkinli davranırlar. Kadınlar, iyi tanımadıkları erkeklerle buluşmak için kalabalık yerleri tercih ettiklerini belirtmektedir. Belirli erkeklere karışık cinsel sinyaller vermekten kasıtlı olarak kaçınırlar. Bazen biber gazı, düdük veya silah taşırlar. Bazense iyi tanımadıkları erkeklerin yanında sınırlı sayıda içki tüketirler
“Seninle ilgili her şeyi seviyorum, benim ışıltılı, küçük casusum.” Elini çevirip parmaklarını benimkilere geçirdi.
“Civciv ceketimi bile mi?”
“özellikle,” Zor bir nefes aldı,“özellikle civciv ceketini, mila maya."
“Seni seviyorum, Drago.”
Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Biliyorum
Bana tatlı bir gülümseme gönderdi. "Seni seviyorum."
"Biliyorum. Ve seni, farkına bile varmadan çok daha uzun zamandır seviyorum. Ve seni bu hayatta da, öbür hayatta da seveceğim."
Uluslararası denizcilikte "light vessel" (fener gemisi) denilen o sevimli yapılar uzun kahırlı seferlerin, pervanenin o yorulmadan denizi döven kanatlarıyla çiğneyip geçtiği binlerce mil mesafenin, gökle deniz arasında yaşanan binbir çilenin sonunda gemiciye karanlığın içinden gülen sevgililerdir. Elde dürbün, karanlıklarda esen tipi, duvar gibi sisleri delip geçmeye zorlanan kısılmış gözler, dikkat kesilmiş endişeli yüzler, fener gemisinden karanlığa göz kırpan ışığın ilk fark edilişi ile birden rahata erer. Sinirler boşalır, bir sigara yakılır, bir kahve daha söylenir. Sanki karanlıkta el yordamıyla güvenilir, tutunulacak bir ele dokunulmuştur. Yaklaştıkça o ışık büyür, güçlenir, giderek bir gülümseme olur. O aralıklarla çakan ışık demeti, gelen gemiye, gemicilere, karanlıkların içinden uzanan sıcak bir kadının kolları gibidir. Gizem doludur, davet yüklüdür..