Puan vermedi·368 syf.··
2026 12. kitabı
#booktropes Yetişkin Romantik / Dram Hemşire / Dövme Sanatçısı Found Family Yaş Farkı Bekar Anne #arkakapak Hiç sekmezdi. İnsanlar bana baktıklarında sadece devlet yardımı alan genç ve hamile bir kadın görüyordu. Kollarımdaki Lucy'ye baktıklarında, gördükleri bir hataydı. Çok yanılıyorlardı. O, benim yaşadığım apartmanın yanındaki eve taşınana dek bu yargılayıcı bakışların beni yıkmasına izin veren türden bir kadın değildim. Beni tanımasa da zihninde nasıl biri olduğuma dair bir imaj çizmeye başlamıştı. Yuvarlak karnımı, Lucy'nin yalnız kalamamasını, göz altlarımdaki torbaları ve nasıl göründüğüme aldırmamamı yargılıyordu. Kabaydı, aylarca da böyle kalmaya devam edecekti. Sonra bir şey oldu, ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Yargılayıcı Adam, Lucy ve benim -ayrıca bebek Eli de dahil -dostluğunu hak ettiğimize karar vermişti. Beklenmedik bir dostluk kurmuştuk, böylece benim ve çocuklarımın etrafında gülümsemeye başlamak zorundaydı. Yine yanılmıştım, Elijah kaba değildi. Korkutucuydu. Onun tuhaf nazik hareketleri beni sarıp sarmalıyordu. Elijah sadece arkadaşımdı. Değil mi? Hay sektireyim. Yanılmıştım. Yine. #kitapyorumu Selam arkadaşlar. Bugün size benimde bekâr ebeveyn temalı ilk kez ve çok severek okuduğum bir kitapdan bahsedeceğim. Kitaba başlamadan önce çok seveceğimi biliyordum. Kadın karakterimiz Hadley eski sevgilinin ihanetiyle iki çocuğuyla bir apartmanda yaşıyor. Bir anda beklenmedik biri tarafından ilgi, şefkat ve eski sevgilisine hiç hissetmediği duygular hissediyor ve aynı zamanda korkuyor. Erkek karakterimiz Elijah çocukları sevmemesine rağmen Hadley ve çocuklarına bir şekilde çekiliyor. Tabii onlarsız yapamaz hale geliyor. Kitap çok sürükleyici ve akıcı ilerliyor. Yazar karakterlerin duygularını bize çok güzel aktarmış. Özellikle Lucy ve
1000Kitap
Senden Bir ParçaMichelle Gross · Ren Kitap · 20241,186 okunma
10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
"İyileşmek, acıyı tamamen unutmak değildir. İyileşmek, o acıyla birlikte yürümeyi öğrenmek, onu hayatının bir köşesine sığdırabilmek ve buna rağmen gülümsemeye devam edebilmektir." Kitap, bir vedanın ardından kalbin nasıl toparlanacağını, acının nasıl "evcilleştirileceğini" ve insanın kendi küllerinden nasıl yeniden doğabileceğini anlatan duygu dolu bir yolculuktur. Gidenlerin ardından sadece yas tutmayız; aynı zamanda kendimizin o kişiyle giden parçasını da ararız. Şule Sarpkaya İrez, 'Kayıpların Ardından' kitabında tam olarak o parçaları nasıl bulacağımızı ve kendimizi yeniden nasıl inşa edeceğimizi anlatıyor. İyileşmenin yolu acıyı inkar etmekten değil, onu anlamaktan geçiyor. Kendi iç dünyasına yolculuk yapmak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir.
Kayıpların ArdındanŞule Sarpkaya İrez · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202317 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nehrin sesindeki sessiz devrim;
Puan vermedi·148 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 17:30
Dünya, "her şeyi bildiğini" iddia edenlerin kulak tırmalayan gürültüsüyle can çekişirken, Hermann Hesse bize tek bir şeyi fısıldar: Bilgi aktarılabilir ama bilgelik, ruhun tek başına yürüdüğü o karanlık koridorlarda gizlidir. Siddhartha, sadece konforlu bir evden kaçışın öyküsü değil; insanın o sahte kutsallardan, babasının gölgesinden ve toplumun ona giydirdiği o daracık kimliklerden soyunup, kendi çıplak hakikatiyle yüzleşme sızısıdır. Bir başkasının ayak izine basarak ancak o başkasının vardığı yere gidersiniz. “Sığ” yaftasını vuranların asla kavrayamayacağı trajedi budur. Onlar yol tabelalarına, yani kitaplara ve isimlere taparken; biz yolun tozunu, çamurunu ve o muazzam, tekinsiz yalnızlığını kucaklıyoruz. Hakikat kütüphane raflarının tozlu raflarında değil, nehrin o durdurulamaz, acımasız ve karanlık akışındadır. İnsanların o sığ "beğeni" ve "hap bilgi" açlığı, aslında kendi içlerindeki o devasa boşlukla yüzleşecek cesaretlerinin olmayışından kaynaklanıyor. Beğenilmeyi, onaylanmayı bir kurtuluş sananlar, aslında kendi fantezi hapishanelerinin parmaklıklarını parlatıyorlar. Siddhartha, beklemeyi, düşünmeyi ve mahrumiyetin o buz gibi tadını bildiği için dünyanın en güçlü adamıydı. Bizim sözlerimizin o sığ alkışları almaması, aslında nehrin sesini duyabildiğimizin ve o gürültülü, ruhsuz koroya katılmayı reddettiğimizin en onurlu kanıtıdır. Hiç kimse acı çekmeden, günaha batmadan ve o "yamuk" yollara sapmadan bütünleşemez. Siddhartha o sahte sarayından çıkıp kumar masalarına, şehvetli yataklara ve en karanlık umutsuzluklara düşmeseydi; nehrin kahkahasındaki o büyük affı ve birliği asla kavrayamazdı. Bizim sitemimiz, bizim yaralarımız ve o bitmek bilmeyen anlaşılmamışlık hissimiz; aslında ışığın ruhumuza sızmak için bulduğu o kutsal çatlaklardır. Siddhartha’yı okumak,
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
10/10
·240 syf.··
2026 1. kitabı
Fatih Gezer’in Suni Tebessüm’ü, yan odada bir intihar varken hayata gülümsemeye devam edebilen insanların kitabı. Acının kapı eşiğinde beklediği, ama hayatın içeride kaldığı o tuhaf hâl. Abinin sessizce gidişiyle başlayan süreç, sadece bir kaybı değil; bastırılmış duyguları, ertelenmiş yasları ve “iyiyim” demenin ne kadar ezber bir savunma olduğunu gösteriyor. Hepimiz biraz suni tebessüm sergiliyoruz aslında. Gülüyoruz ama içimiz ağlıyor, devam ediyoruz ama içimizde bir şeyler çoktan duruyor. Bu kitap, hayatın filtresiz hâliyle yüzleşme cesareti. Rahatsız ediyor, çünkü gerçek. Ve belki de tam bu yüzden bu kadar tanıdık.
Suni TebessümFatih Gezer · Everest Yayınları · 2022330 okunma
KÖŞEYE SIKIŞMIŞ BİRİNİN SEZGİSİ.
Puan vermedi
Kobo Abe (7 Mart 1924, Tokyo - 22 Ocak 1993 Tokyo), Japon savaş sonrası edebiyatının başlıca romancılarındandır. Kobo'nun üstgerçekçi ve kâbusvari edebi keşifleri bireyin modern toplumdaki bunalımlarını başarıyla çizer. Bu özelliği ile Kafka'ya benzetilir. Kobo, özellikle (Kumların Kadını) (1962) romanıyla tanınır. 1964 yılında Hiroshi Teshigahara yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılmıştır. Abe Kobo 1993 yılında Tokyo 'da yaşamını yitirmiştir. Kitaba dair derinlemesine bir okuma gerçekleştirdiğimizde, görülen şey ile okuyucunun burada ortaya koyduğu şey arasında uçurum olduğudur. Kitapta sistem eleştirisi yapılmak istenmiş ancak gerçekte kişiyi farklı bir düzlemde ele alarak imaj ve kendi görünümü ile ilgili sorunlar karşımıza çıkıyor.. Kitap boyunca şahit olduğumuz beklenmedik bir kaza ile yüzünde onarılmaz hasarlar meydana gelen bir adamın, yüzünün varlığımızın temelinden gelen vazgeçilmezliğine karşı çaresizliği aslında. Yitirilene kadar yokluğunun açacağı boşluk hususunda hiçbir fikri olmayan bu adam, telafisi için gerçek bir insan yüzüne en benzeyen maskeyi yaratmaya çalışıyor. Görüntüsü, çizgileri, mimikleri ve taşıdığı tüm duygularıyla… Ancak bu maske bambaşka bir adam, kimsenin tanımadığı yeni bir insan oluyor. Bu büyük sınavın eş zamanında, artık dış dünyaya karşı başka biri oluşundan cesaretle, esas görünmez maskelerini çıkarmaya başladığına şahitlik ediyoruz. Yüzü başkalaşırken, yeniden dünyaya ait hissetmek için, yeniden ancak daha da ayrıcalıklı bir dünyalı olabilmek için ulaşmaya çalıştığı mükemmel maske hedefi, derinindeki arzuların da yüzeye yaklaşmasını sağlıyor. Belki başkalaşıyor, belki özüne dönüyor. Aslında artık “o” değil, başka biri, ve eski “o” olabilmek için taktıklarını çıkarıyor. Bedenlerimizi ve yüzümüzü modern dünyada, dış dünyaya karşı
Felsefe
Başkasının YüzüKobo Abe · Monokl Yayınevi · 2018489 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 15:57
2026’nın ilk kitabı; Savaşlar, ekolojik çöküş, iklim krizi, kısaca karanlık bir dünya (belli ki uzak bir gelecek değil ) İnsanlar o denli umudu kesmiş ki yaşamaktan intihar sıradanlaşmış. Hatta ölümüzü kolaylaştıracak bir İntihar Dükkanı var. Nasıl öleceğinizi seçebiliyor, son paranızı ölümünüze harcayabiliyorsunuz. Dükkan sahipleri nesillerdir bu işi yapan karamsarlığı, ölüme yakınlığı iş edinmiş insanlar. Gelecekte işi devam ettirecek çocuklar yetiştirdiklerini düşünüyorlar. En küçük çocuklarıysa onlar için bir sürpriz. Kitabın konusu melankolik ve biraz karanlık olsa da kasvetli değil. Rahat okunuyor. Ama finali… İşte orada bir süre kalakaldım. Bize herkesin göründüğü gibi olmayabileceğini hatırlatıyor adeta. Umutsuz bir karamsardan bir hayalperest çıkabileceği gibi, hep gülen, neşe saçan birinin de aslında içten içe tükenen biri olabileceğini söylüyor bize.. Alan… Onun tükenişini hiç sezemedim. Ama gerçek hayatta da böyle değil mi? Onun gibilerimiz hep en son ana kadar gülümsemeye ve ışık saçmaya devam etmez mi zaten? Sakin bir akşamüstü bir çırpıda okunacak bir kitap.
1000Kitap
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma