Puan vermedi
Bilimkurgu türüne hep mesafeli olmakla birlikte bu kitabı çok uzun yıllardır merak ediyordum. O kadar çok adını duyuyordum ki, en nihayetinde hadi okuyayım dedim ve... ne yazık ki benim için bir hayal kırıklığı oldu. Elbette sevenleri için çok güzel bir kitaptır, ki zaten beğeniler tartışılmaz. Ama bana hiç hitap etmedi. Hikâye, kurgu, mizah (kahkahayı geçtim, sadece üç dört yer hoşuma gitti ve gülümsetti)... hiç beklediğim gibi çıkmadı. Evet, bilimkurgu sevmem, ama mesela Matt Haig - İnsanlar'a hayran kalmıştım. Belki de hikâyelerde, bilimkurgu da olsa bir miktar gerçeklik arıyorum. Kitaptaki övülen mizahın beni etkilememesi çeviri kaynaklı mı acaba diye bile düşündüm. (Bendeki 2025 basımı, daha önceki basımlarda belki çeviri farklılığı vardır, bilemiyorum.) Neyse, bu da bir okurluk deneyimi oldu, deyip geçiyorum. :) Ama objektif olarak şunu ekleyeyim; sıkı bilimkurgu -özellikle uzay temalı bilimkurgu- severler için kesinlikle güzel bir kitap.
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:35
Bugün, kalemini severek okuduğum Beyza Alkoç'un Bul Beni serisinin ikinci kitabının yorumuyla geldim. İlk kitap; yaşanan kayıp ve peşinden ortaya çıkan olaylarla kendisini merakla okutmuştu. İkinci kitap ise gerçeklerin ortaya çıktığı, bilinmeyenlerin öğrenildiği, beni şaşırtan ve keyifle okutan bir eser oldu. Her şey, Derin'in yakın arkadaşı Baran'ın kaybolmasıyla başlamıştı. Baran'ın onunla yaptığı kavgadan sonra ortadan kaybolması, tüm okları Derin'in üzerine çekmişti. Derin için en büyük şans; Dünyaca, Can ve Berfu gibi arkadaşlara sahip olmasıydı. Aziz Ata ile yolları kesiştikten sonra geçmişin sırları da bir bir ortaya çıkmaya başlamıştı. İkinci kitap, Derin'in yaşananlardan sonra uzaklaşmaya karar vermesiyle başlıyor. Yurt dışında olan Derin, Türkiye'den aldığı bir telefonla geri dönmek zorunda kalır ve gelir gelmez kendisini yine bir kaosun içinde bulur. Üstelik artık sadece kendisini değil, yanında olması ve bu ortamdan koruması gereken bir canı da vardır. Derin'in iki kitapta da yaşadıkları hiç kolay değildi. Genç yaşına rağmen ayakta durmaya ve güçlü olmaya çalışıyordu. Aziz Ata hakkındaki düşüncelerim ise karışık; bazen beni sinir etse de onun da haklı olduğu yanlar vardı. Yine de Derin'le gelişen ilişkilerini okumayı sevdim. Dünyaca, enerjisi ve neşesiyle beni yine gülümsetti. Berfu için "Herkesin hayatında böyle bir arkadaşı olmalı," dedim. Mahperi ablanın yeri de çok başkaydı. Bu grubun arkadaşlıklarını ve aralarındaki bağı çok sevdim. Kitabın sonuna doğru ortaya çıkan gerçekler beni hem şaşırttı hem de üzdü. Bu kitabı her yönüyle ilk kitaptan daha çok beğendim. Türü sevenlere tabii ki tavsiye ederim
Bul Beni 2Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202667 okunma
Reklam
Puan vermedi·210 syf.··
2026 163. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 12:11
Yu Hua'nın Yaşamak adlı romanı okurken yalnızca bir hikâyeye tanıklık etmedim; aynı zamanda hayatın ne kadar acımasız, beklenmedik ve buna rağmen yaşamaya değer olduğunu da gördüm. Romanın başkahramanı Fugui'nin yaşadığı kayıplar ve karşılaştığı zorluklar, insanın dayanma gücünü sorgulamasına neden oluyor. Yazar, sade bir anlatımla çok derin duygular aktarmayı başarıyor. Kitabın en çok etkileyen yönlerinden biri, karakterlerin yaşadığı trajedilerin gerçekçi bir şekilde anlatılmasıydı. Özellikle Fugui'nin kızıyla ilgili bölümleri okurken çok üzüldüm. Hatta bazı sahnelerde gözlerim doldu ve zaman zaman benim de bu ağlama seanslarından payımı aldığımı söyleyebilirim. Roman ilerledikçe yaşanan her yeni kayıp, okuyucunun karakterlerle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlıyor. Bununla birlikte, kitapta ağlama ve hüzün teması o kadar sık işleniyor ki bazı bölümlerde bunun biraz abartılı olduğunu düşündüm. Hatta kitabın sonunda öküzün bile ağlayacakmış gibi bir duygusal ağırlık taşıması beni hem şaşırttı hem de gülümsetti. Buna rağmen bu durum, eserin etkisini azaltmak yerine akılda kalıcılığını artırıyor. Genel olarak Yaşamak, yalnızca bir insanın yaşam öyküsünü anlatan bir roman değil; aynı zamanda sabır, dayanıklılık ve hayata tutunma üzerine güçlü bir eser. Okurken üzüldüğüm, düşündüğüm ve duygusal olarak etkilendiğim bu kitap, ilk okuduğum kitap olması nedeniyle hafızamda her zaman özel bir yere sahip olacak.
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma
10/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 133. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:17
Doğa'nın Karargâh Günleri | İrem Oruç "Bazen gideriz ama hep geri geliriz..." Bazı kitaplar vardır; sayfalarını çevirdikçe sadece bir hikâye okumaz, çocukluğun o sınırsız hayal gücüne doğru bir yolculuğa çıkarsınız. Doğa'nın Karargâh Günleri tam da böyle bir kitap. Doğa'nın bitmek bilmeyen enerjisi, sıra dışı bakış açısı ve birbirinden komik maceraları beni sık sık gülümsetti. Büyükbabasının askerî disiplinle dolu karargâhında yaşanan olaylar hem eğlenceli hem de sıcacık bir aile hikâyesine dönüşüyor. Özellikle Doğa'nın dünyayı kendi frekansından algılayışı, farklı düşünmenin aslında ne kadar değerli olduğunu çok güzel hissettiriyor.. Yunus Atılgan'ın çizimleri hikâyeye ayrı bir canlılık katarken, kitap çocukların hayal gücünü destekleyen, kendilerini oldukları gibi kabul etmelerini teşvik eden güçlü bir mesaj da veriyor: "Farklı olmak bir sorun değil, bir süper güçtür." Kahkahalarla okunan, sıcacık aile bağlarıyla içinizi ısıtan ve çocukların dünyasına sevgiyle yaklaşan bu kitabı; ilkokul çağındaki okurlara ve içindeki çocuğu hâlâ koruyan herkese gönülden tavsiye ederim.
Doğa’nın Karargâh Günleriİrem Oruç · İkinci Adam Yayınları · 202629 okunma
Öykü kitabı olduğunu baştan söyleyelim
5/10
·128 syf.··
2026 18. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 16:31
İlk eleştiriyi kendime yapacağım. Öykü kitabı olduğunu anlayana kadar birkaç öykü bitirmem gerekti. O yüzden başlangıçta beğenmedim ama sonra bu gözle okumaya başlayınca işler değişti. Yine de öykü türünün bana hitap ettiğini pek düşünmüyorum. Gelelim kitaptaki öykülere. Öykülerde herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Yazar çok iyi tespitler yapmış. Ara ara “vaaay be, doğruuu” derken buldum kendimi. Çocukluktaki iç sesimiz gibi konuşuyor yazarımız. O yüzden gülümsetiyor ve hüzünlendiriyor zaman zaman. Ama öykülerin çoğunda bir katarsis yaşayamıyorsunuz. Başı var, sonu yok; bazen başı da yok, sonu da yok. Bağlandığı bir yer yok. O yüzden yarım hissettirdi bana. En çok “Sabit Bey’in Spor Ayakkabıları” öyküsünü beğendim. Çünkü bir başı ve bir sonu vardı,hem hüzünlendirdi hem gülümsetti. Çünkü bir yere bağlandı.
Bana Kuşlar SöylediYekta Kopan · Can Çağdaş Yayınları · 2021674 okunma
Puan vermedi·328 syf.·
2026 16. kitabı
Sonra Sen Geldin kitabını elimden bırakamadan bitirdim diyebilirim. İlk başta klasik bir romantik hikâye okuyacağımı düşünmüştüm ama Caleb ve Sadie’nin atışmaları, aralarındaki çekim ve yavaş yavaş açılan geçmişleri beni hikâyenin içine çekti. Özellikle karakterlerin kusursuz değil de yaralı ve gerçek hissettirmesi kitabı daha samimi yapmış. Bazı sahnelerde gülümsetti, bazı sahnelerde ise karakterlerin duvarlarının arkasındaki yalnızlığı hissettirdi. Aralarındaki kimya çok güzeldi ama benim en sevdiğim şey, hikâyenin sadece aşka değil, iyileşmeye ve güvenmeye de odaklanması oldu. Akıcı, sıcak ve kafa dağıtmalık bir romantik kitap arıyorsanız bence şans vermelisiniz. Kitabı bitirdiğimde yüzümde tatlı bir gülümseme bırakan hikâyelerden biri oldu.
Edebiyat & Roman
Sonra Sen GeldinJill Shalvis · Nemesis Kitap · 202174 okunma
Reklam
Reklam