Değişmeyen iktidar ve din ilişkisi
Puan vermedi
Teulé 1518 de Strasbourg'da yaşanan "dans vebası" olarak geçen sıra dışı bir olayı edebiyatın malzemesine dönüştürür. Teulé, bu olağanüstü olayın ardında yatan toplumsal, ekonomik ve psikolojik koşulları araştırırken, aynı zamanda Orta Çağ sonu Avrupa'sının iktidar ilişkilerini, dini kurumlarını ve insanın felaket karşısındaki kırılganlığını da sert bir biçimde sorgular. Roman, Troffea Hatun'un bebeğini nehre attıktan sonra sebepsiz görünen bir dansa başlamasıyla açılır. Bu sahne, eserin bütününe yayılacak olan çürümenin ve umutsuzluğun ilk işaretidir. Açlık nedeniyle sütü kesilmiş bir annenin çocuğunu ölüme göndermesi, bireysel bir trajediden çok daha fazlasını temsil eder: Toplumsal düzen artık yaşamı koruyamaz hâle gelmiştir. Dans, bu noktadan sonra bir eğlence biçimi değil, varoluşsal bir çığlık hâline gelir. Romanda sorulan "Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" sorusu, aslında bütün anlatının merkezinde yer alır. Teulé, dans salgınını açıklamaya çalışan farklı otoriteleri karşı karşıya getirir. Din insanları olayı şeytanın veya azizlerin gazabının sonucu olarak yorumlarken, hekimler fiziksel ve psikolojik nedenler ararlar. Belediye yöneticileri ise çözüm üretmek yerine kendi iktidarlarını koruma telaşı içindedir. Bu çatışma, akıl ile dogma arasındaki tarihsel mücadeleyi görünür kılar. Özellikle belediyenin cerrahı Hieronymus Brunschweig'ın dansı yoksulluk, korku ve toplumsal baskının sonucu olarak açıklaması, romanın en güçlü yorumlarından biridir. Ona göre insanlar, dayanılmaz gerçeklikten kaçmak için dans etmektedir. Böylece Teulé, dans salgınını mistik bir olay olmaktan çıkarıp toplumsal bir semptom olarak yorumlar. Romanın en sert eleştiri okları ise Kiliseye yöneltilmiştir. Halk açlık ve sefalet içinde kıvranırken piskoposların zenginlik içinde
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Puan vermedi
“-Karımın mı? Onun benim karım olduğunu kim söyledi size? Ben bekar biriyim, genç adam. Yani kendim aşığım... Anlayacağınız iş böyle..." Karısının peşindeyken bile onun kimliğini inkar eden kocanın içine düştüğü gülünç durumu gösteren bir diyalog.
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Bahar Yayınları · 20055,5bin okunma
Reklam
Feride Çiçekoğlu - Uçurtmayı Vurmasınlar
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Eser, tam olarak Dostoyevski'nin Beyaz Geceleri gibi Barış isimli bir çocuğun İnci isimli kendi gibi cezaevinde büyümüş bir arkadaşına yazdığı tek taraflı mektuplar şeklinde kurgulanmıştır. Tek seferde biten okuması kolay bir eserdi. Barış başta mektuplarını arkadaşına bir türlü ulaştıramamakta, cevap alamamaktadır ancak sonradan tek tük karşılık almaya başlar ancak hapishane yönetimi mektupları okumakta ve düzgün yazılsın diye insanları uyarmaktadır. Bu insanlar genellikle düşünce suçlularıdır ve solculardır. Bazı suçlulardan bahsederken "Onun suçu halkını sevmekmiş, bu yüzden cezaevine atmışlar, ben halkımı sevmeyeceğim.", "Onun suçu kitap okumakmış, ben kitap okumayacım." diyerek eser içerisinde mesajlar verir. Mektupları sansüre uğramasın diye yetişkin bir mahkuma ironik bir şekilde hükümet ağzıyla şifreli mektuplar da yazdığı olur. Zaten Barış'ın mektupları neredeyse tamamen cevapsız kalmaktadır çünkü çocuk aklıyla tabiri caizse "zülfiyare dokunmaktadır". Tvde Af çıkacak haberi görürler ve bir şenlik havası hakim olur ancak palavra çıkar ve insanların bütün tadı kaçar. İnsanlar ekip başı denen koğuş ağasını oylarıyla kendi seçmektedir ancak cezaevi müdürü emrivaki şekilde Sümbül diye bir kadını seçer. Eski sorumlu Zeynep hakkaniyetli bir kadındır ancak Sümbül hoyrat ve adaletsiz biridir. Mahkumlar onu döverler ancak karşılığında kendileri de idareden sağlam bir dayak yerler. Olaydan sonra Sümbül gemi daha da azıya alır. Esere adını veren olaylardan birinde annesi hastaneye gittiği için hayatında ikinci defa dışarı çıkan Barış bir uçurtma görür ve başında bekleyen askerlere "Uçurtma hapishanenin göğünden kaçmış ancak onu vurmayın." der. Hapishane üzerinde yine bir uçurtma uçurulur, kadın mahkumlar bunu izler ancak yönetim buna bile izin vermez. Gülünç bir
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
2/10
·320 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:26
Helloooo Bu ara karmaşık kitaplar okumaya son sürat devam ediyorum. Bir bakmışsınız romcom, bir bakmışsınız bilim kurgu, sonra bir bakmışsınız polisiyelerin dibini sıyırmışım. Aralarında piyangoyu tutturduklarımda var lâkin beğeniyle okuduğum bir elin parmak sayısını geçmiyor. Değişiklik olsun diye hayatıma yeni polisiye yazarlar eklemek güzel bir fikir gibi gelmişti ve bu gazla ilk kez gördüğüm Jennifer Hunter (buram buram mahlas kokuyor) 'ın kitaplarını almış bulundum. İncelediğimde yazarın sadece iki kitabı var o da elimdeki serisi Ryan Strickland serisi. İlk kitap Kayıp Kurban. Aslında bence kitabı daha kaliteli ve tecrübeli biri yazasaymış efsane ötesi bir kurguya sahip olabilirmiş ama bu yazarın elinden acemice bişeyler çıkmış. Anlatımı fazlasıyla bozuk, olay örgüsü basit, diyaloglar gülünç, gerçekçi olmayan sahnelerle yazar birşeyler yazmaya çalışmış. Ortada vahşice işlenen onlarca cinayet var ve olayı katilin elinden kurtulan Olivia'nın sayesinde öğreniyoruz. İşte ondan da ne kadar öğrenebilirsek. Ryan Strickland garip bir tip FBI ile çalışıyor olması mucize gibi (ben olsam bakkalda bile çalıştırmam) Yazar kendisini zeki gibi göstermeye çalışmış başaramamış (kızın mimiklerinden olayı çözmeye çalışması gibi) Adam resmen sessiz sinema oynar gibi olayı çözdü. Bu kısım polisiyeden çok fantastik kurgu gibiydi. Kitaba bayılmadım ama gelin görün ki serinin ikinci kitabını da almış bulundım. Hemen ona da başlayıp bu yazara veda edeceğim. Kitaplığımda durmasının hiçbir anlamı yok. Öneri kısmında ise bildiğimiz yazarlardan şaşmayalım. Paramıza ve zamanımıza yazık olmasın. Önermiyorum almayın OKUMAYIN ve OKUTMAYIN KitapRüyasından Sevgilerle
Kayıp KurbanJennifer Hunter · Sonsuz Kitap · 202629 okunma
Kahkahanın Ötesindeki Mizah..
8/10
·88 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:10
Yves Bossart'ın Her Şeye Rağmen Gülmek kitabı, hacim olarak oldukça kısa olmasına rağmen içerdiği düşünceler bakımından son derece yoğun bir eserdi. Bossart, mizahı sadece insanı güldüren bir şey olarak değil, dünyayı sorgulama, hayatı anlamlandırma ve çelişkilerle başa çıkma biçimi olarak ele alıyordu. Okurken sık sık altını çizdiğim, not aldığım ve geri dönüp okuduğum yerler oldu. Çünkü neredeyse her bölümde durup düşünmeye değer fikirler ve farklı bakış açıları ile karşılaştım. Özellikle yazarın hayatın çelişkilerle dolu yapısını mizah üzerinden okumaya çalıştığı; ruh ve beden, akıl ve duygu, mutluluk ve keder gibi karşıt gördüğümüz kavramların aslında birbirinden o kadar da uzak olmadığını anlatan bölümler oldukça etkileyiciydi. O sebeple kısa sürede okunabilecek bir kitap olmasına rağmen sindirilerek okunmayı hak ettiğini düşünüyorum. Kitapta beni en çok etkileyen düşüncelerden biri, insanın hem gülen hem de gülünç olan bir varlık olduğu fikriydi. Yazarın ifadesiyle bizler hem homo ridens, yani gülen insanız hem de homo risibilis, yani gülünç insanız. Aslında hayatımızın büyük kısmı da bunun örnekleriyle dolu. Kendimizi çok ciddiye aldığımız anlarda bile dışarıdan bakınca ne kadar komik görünebildiğimizi fark etmek, kitabın sık sık hatırlattığı şeylerden biri idi. Bossart'a göre mizah tam da burada devreye giriyor; kendimizi ve hayatı biraz daha hafif bir yerden görebilmemizi sağlıyordu.. Hoşuma giden bir diğer konu ise mizahın sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olarak da ele alınmasıydı. Birlikte kahkaha attığımız insanlarla aslında yalnızca bir şakayı paylaşmadığımızı; çoğu zaman ortak değerleri, benzer bakış açılarını ve hayata dair bir duruşu da paylaşmış olduğumuzu fark etmek, mizahın insanları bir araya getiren görünmez bir bağ olduğunu ve bu
Edebiyat
Her Şeye Rağmen GülmekYves Bossart · İletişim Yayınları · 202447 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:59
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şık kitabı 8.5/10 Kitabın konusuyla karışık yorumum Kitapta seçkin ve Avrupai biri gibi görünmeye çalışan, bilgili ve kütürlü olmamasına rağmen kendini her konuda başarılı gören Şık yani Şöhret Bey var Şık gösteril meraklısı elinde iki kuruş parası olsa da onu giyimine ve gösteriş yapacak başka bir şeye harcayacak biri ve çok da gülünç biri fakat komik olduğundan değil komik duruma düştüğünden böyle komik Diğer baş karakter de benim gözümde Drol oldu ‍ zavallı köpeğin başına gelmeyen kalmadı Şık ve Madam Potiş yüzünden. Diğer yan karakterleri okurken de hiç sıkılmadım hepsi farklı insan tipinde ve eleştiri niteliğinde karakterler Yazarın kalemine bayılıyorum eski dönemde olup bu kadar güncel ve eğlenceli olması çok keyifli sanki günümüzden biri geçmişteki yazarları taklit ediyor gibi ve bu dehşet iyiii Bana göre Hüseyin Rahmi mizahı kullanarak aslında dış görünüşün ve gösterişin insanı değerli yapmadığını aksine gülünç düşürdüğünü anlatmak istemiş ve batılaşmayı da bir nevi eleştirmiş ki ben bu batılaşma olayına ayağ oluyorum canım yazar ne güzel yazmış kitabı #Şık #HüseyinRahmiGürpınar
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
Reklam
Reklam