Burada yokum ama sızım her yerde; gülüşüm kederde.
9/10
·230 syf.··
2026 76. kitabı
Hayat bazen bir şaka gibidir ama gülmeyi unuttuğunuz o gri sabahlar vardır ya, işte o zaman karşınıza bir ayna çıkar. Burak Aksak, "Ben Orada Değildim" ile sadece bir hikaye anlatmıyor; okurun tam da "ben buradayım" dediği o can alıcı noktadan tutup bizi kendi yokluğuna davet ediyor. ​Bu kitap, bir yazarın kaleminden dökülen kelimeler yığını değil; daha çok bir dostun, bir gece yarısı vapur güvertesinde kulağınıza fısıldadığı o içten itiraf gibi. Aksak, absürtlüğün içindeki o keskin hüznü öyle bir maharetle işliyor ki, sayfaları çevirirken aslında kendi kayboluşlarımızı, vazgeçişlerimizi ve "keşke"lerimizi okuyoruz. Mizahın o koruyucu zırhına bürünmüş trajediler, satır aralarında sinsice bekliyor ve hiç beklemediğiniz bir anda kalbinizin orta yerine dokunuveriyor. ​İnsan ruhunun en kuytu köşelerindeki o tanıdık yalnızlığı, sanki dünyanın en sıradan olayıymış gibi bir doğallıkla kağıda döküyor yazar. Okurken bir bakıyorsunuz kahkahalarınızın tınısı değişmiş, yerini derin bir iç çekişe bırakmış. Burak Aksak, kelimeleri birer nota gibi kullanıyor; kimi zaman yüksek perdeden bir isyan, kimi zaman ise sessiz bir kabulleniş... O, aslında orada olmadığını iddia ederken, tam da ruhumuzun en merkezi yerinde, o tarif edilemez sızının tam kalbinde duruyor. ​Bu eser, bitirdiğinizde rafa kaldıracağınız bir kitap değil. Zihninize ekilen, zamanla yeşerecek ve her "orada olmadığınızda" size eşlik edecek bir yol arkadaşı. Aksak, bu anlatısıyla edebiyatın sadece süslü cümleler kurmak olmadığını, asıl maharetin o cümlelerin arkasındaki boşluğu doldurabilmek olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. O büyük bir yazar, çünkü bize kendi yokluğumuzda bile ne kadar kalabalık olduğumuzu hatırlatıyor.
Duygu ve Düşünce
Ben Orada DeğildimBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 20192,327 okunma
Kitap yakılan bir dünyada okur olmak ister miydin?
Puan vermedi·202 syf.·
2026 17. kitabı
Hayatımda hiçbir kitap beni bu kitap kadar derin duygulara sokmamıştı.Konusu sade gibi görünse de, satır aralarında insanın içine işleyen, ağır ama sessiz bir derinliği vardı. Okurken durup durup düşündüren, bazen kalbimi sıkan, bazen de içimde açıklayamadığım bir boşluk bırakan çok farklı bir kitaptı. Ana karakterle ilgili ilk hissettiğim şey, onun aklını mı yitirdiği yoksa aslında aklını korumaya çalışan tek kişi mi olduğu sorusuydu. Yer yer ona kızdım, yer yer çok acıdım. Bazen gülümsedim ama çoğu zaman gülüşüm yarım kaldı. Çünkü bu kitap, sizi rahat bırakmıyor. Yangın söndürmesiyle bildiğimiz itfaiyecilerin, kitap yakmakla görevli olduğu bir dünyada geçiyor hikâye. Kitapların yasak olduğu, düşünmenin tehlikeli sayıldığı bir düzen… Okurken, kitabı kapatıp mola verdiğim anlarda bile tuhaf bir suçluluk hissettim. Sanki biri beni izliyormuş, sanki elimdeki kitap bile saklanması gereken bir şeymiş gibi. Bir kitabın bunu hissettirebilmesi gerçekten çok etkileyiciydi. Hikâye alışıldık bir şekilde ilerlemiyor. Tam her şeyi anladığınızı sandığınız anda, beklemediğiniz bir yerden vuruyor sizi. Sessizce ama derinden. Ve belki de kitabın en can yakan sorusu şuydu: “İnsanlar neden insanlara acı vermek ister?” Bu cümle, kitabı bitirdikten sonra bile zihnimden çıkmadı. Küçük bir bebeğim olduğu için kitabı birkaç günde okuyabildim ama eminim ki çoğu okur eline aldığında kendini durduramayacak. Çünkü bu kitap sadece okunmuyor, hissediliyor. Daima sevgiyle kalın :)
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gogol’de Gülüşün Altındaki Çatlak
8/10
·224 syf.··
2025 139. kitabı
Gogol’ün metinleri ilk bakışta mizahî ve absürt görünür; ancak bu gülüş, okuru rahatlatmak için değil, rahatsız etmek için vardır. Bir Delinin Anı Defteri, Palto ve Burun’da delilik, yoksulluk ya da tuhaflık bireysel bir sapma değil, toplumsal düzenin insana dayattığı görünmezliğin sonucudur. Gogol’ün kahramanları akıllarını bir anda yitirmez; yavaş yavaş dünyayla kurdukları dengeyi kaybederler. Üniforma, rütbe, palto ya da burun gibi semboller insanın kendisi değil, toplumda “var” sayılmasının araçlarıdır. Bu araçlar elinden alındığında geriye kalan şey, korunmasız ve sessiz bir yalnızlıktır. Bu yüzden Gogol güldürürken içimizi daraltır. Çünkü anlattığı delilik, bizden uzakta değil; görmezden gelinen her insanın eşiğinde durur. Onun metinleri şunu fısıldar: İnsan, dengini bulamadığında ya görünmez olur ya da “deli” ilan edilir. Gülüyorum, çünkü adamın biri kralla konuştuğunu sanıyor. İçim daralıyor, çünkü kimse onunla konuşmuyor. Bir paltoya tutunuyor insan, çünkü soğuk değil asıl mesele, görünmezlik üşütüyor. Bir burun kayboluyor ansızın — işte tam burada gülüşüm yarıda kalıyor. Çünkü yüz dediğin şey başkalarının bakışıyla duruyor yerinde. Delilik bir çığlık değil, yavaşça eğilen bir boyun. Akıl kaçmıyor, dünya fazla geliyor. Ve anlıyorum: Deliler değil onlar. Sadece dengini bulamamış insanlar.
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Neler oluyor şu an??
Puan vermedi·284 syf.··
2025 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 04:22
Öncelikle Feyyaz Yiğit... Eğer Feyyaz Yiğit'in mizah anlayışını seviyorsanız bu kitap sizin için yazılmış diyebilirim. Gülmekten gözümden yaş getiren kitabın sonunda gülüşüm aniden yerine şaşkınlığa bıraksa da cidden 8-9 senedir kendimi iyi hissetmiyorken (ki daha fazla da olabilir) bu kitap hiç gülmediğim kadar güldürdü beni. "Thunder & Shadows” isimli bilardo salonunda, Ekrem ve onun yoldaşları Mustafa, Sezer, İsmet, Masis ve İkbal sizlere nerede olduğunuzu unutturacak anlar yaşatacaktır. Herkesi memnun edeyim derken işin içine halılar, perdeler, Besmeleler, Zülfikarlar, Kürt börekleri, Hz. İsa figürü ve daha nicesinin katıldığı güldürürken düşündüren, düşündükçe güldüren bir kitap olmuş. Bu arada “Başkasına ait bir memnuniyetin gölgesinde dinlenemezsiniz.” İlla ki bir yerinde kendinizi bulacağınız bu eser sizi biraz olsun her şeyin mecbur ciddiyetinden koparıp alacaktır. Ama o ne biçim sondu ya, asla böyle bir şey beklemiyordum, resmen travmam oldu.
8-9 Senedir Kendimi İyi HissetmiyorumFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2015876 okunma
NİETZSCHE: BİR TUHAFLIK MERAKLISI FİLOZOF...
6/10
·124 syf.·
Beğendi
·
2025 129. kitabı
Friedrich Nietzsche, "İnsan Nasıl Kendisi Olur" alt başlığıyla, ECCO HOMO, eserini "Önsöz"de şöyle tasvir ediyor. "Geriye baktım ileriye baktım, hiçbir seferde bu denli çok, bu denli iyi şeyler görmemiştim. Boş yere toprağa gömmemişim bugün 44. yaşımı; gömebildim, çünkü onun içinde yaşayan her şey kurtuldu ve ölümsüz oldu. "Tüm değerleri yenileyiş" ilk kitabı; Zerdüşt'ün Türküleri; Putların Yıkılışı, çekiçle felsefe yapmayı denemem, -hepsi bu yılın, hem de son çeyreğinin armağanları!- Nasıl minnet duygusu hissetmem hayatımın yaşanmasına? İşte böylece kendi yaşamımı anlatıyorum. 124 sayfaya, 14 ara başlıkla, nev'î şahsına münhasır fikirlerini, hayâllerini, nefretlerini, arzularını sığdırmış... İlk iki yazı'nı başlıkları: "Neden Böyle Bilgeyim?" ve "Niçin Böyle Akıllıyım?" narsisitliğini belgelemiş sanki, Olanca nefret, küçümseme ve aşağılamalarını, Alman ırkına, İdealizme, İyilere, kadınlara ve bazı muhaliflerine insafsızca kusmuş, Övgü ve sevgilerini ise, Başta Zerdüşt'üne, ve kendi gibi Geleneği-Tarihi olmayan-"Geleneksizciliğine" ve "Geleneksizcilere" Kötülere, içgüdülerine bağlı dürüst(!) kötülere sarfetmiş... Cins, tuhaf, garip bir filozof Nietzsche... Kendi içgüdülerine dayanarak dürüstlüğü, kendi olmak'ı (kötü de olsa) yüceltmiş, Zerdüşt'ü de kötü olmasıyla beraber dürüst bir kötü olduğu için yaratmış... Kendi olmayan insanları samimiyetsiz, sun'î, yapmacık, idealist taklidi yapan, İyiyi ululayan ama İyi olmayı aslında çıkarına uyduğu için savunan, dürüst olmayan insanlardan ve dünyadan nefret eden, Ne geleneğe, ne dine, ne ideallere, ne iyiye, ne doğruya, ne Tanrıya inanan bir Ateist-Nihilist'in serencamı... İşte söylekiklerinden bir kaç cümle tadımlık niyetine: "Siz gözümün rastladığı en yüksek insanlar, budur benim sizden kuşkum ve içimden gülüşüm: benim üstün insanıma
Felsefe ve Düşünce
Ecce HomoFriedrich Nietzsche · Olympia Yayınları · 202412,3bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 92. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 00:15
Payell | İmera Fera ”Aşk olsun Çakır, kalbimi çalmışsın.” “Sana aşk olsun patuli, benimki de sende kalmış.” Merhabaa, Okurken çok eğlendiğim, bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum bir öneriyle geldim. Esme Derin, enerjik, cesur ve popüler bir YouTuber. Hayatını sosyal medya üzerinden paylaşıyor, takipçileriyle samimi bir bağ kuruyor. Bir gün Rize’de içerik çekerken, karşısına beklenmedik bir anda bir adam çıkıyor ve Esme onun gülüşüne takılıp kalıyor. Esme, bu adamı daha fazla tanımak istiyor ama kim olduğunu bilmiyor. Bu yüzden çektiği fotoğrafı sosyal medyada paylaşıp, altına şöyle yazıyor: “Kimsin, neredesin, beni bul gülüşü güzel bey.” Ve o gülüşün sahibi: Ordu’nun çikolata ve fındık kralı, teknolojiye mesafeli, ciddi ve kendi halinde bir iş adamı: Çakır Efe Ataoğulları. Sosyal medyayla arası olmayan, fenomenlere burun kıvıran bir adamın, bir kadının spontane paylaşımıyla ülke gündemine oturması… Kitap, Esme ve Çakır’ın birbirlerini tanıma, anlamaya çalışma ve engelleri aşma süreçlerini anlatıyor. Aşkın sosyal medyanın gölgesinde nasıl geliştiğini, farklı değerler, beklentiler ve hayat tarzları arasındaki çatışmaları da derinlemesine işliyor. Benim için bu kitap, “hafif ama içi dolu” türden.Keyifli anlatımı, renkli karakterleri ve modern-yöresel senteziyle okurken hem eğlendiriyor hem de küçük küçük duygusal dokunuşlarla kalbinize dokunuyor. Özellikle diziye uyarlansa izlerim dediğim türden. Sosyal medyanın aşkı şekillendirme gücünü, tesadüflerin hayatımıza yön verişini ve Karadeniz’in o kendine has dokusunu bir araya getiren sıcacık bir roman. Mizah, romantizm ve biraz da yöresel tatlar arıyorsanız bu kitap tam size göre diyebilirim. ”Gülüşüm senin olsun, sen zaten benimsin.”
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma