Nos, yine beni yalnızca birkaç gündür tanıdığını unutuyordu ve bunu ona hatırlatmak benim vazifem değildi. Ben onu ezelden beri tanıyormuşum gibi davrandığımda bu gerçeği o da benim yüzüme vurmuyordu.
Sayfa 153·Kitabı okuyor
"Tanrı'ya inanıyor musun, Marlo?" diye sordum. İyi biri olmaya takıntılıydı. Ne kadar büyük bir kalbi olduğunu görmüyordu, hiçbir zaman yeteri kadar iyi kalpli olduğunu düşünmeyecekti, ona kaç kez söylenirse söylensin.
Sayfa 152·Kitabı okuyor
Reklam
özenle boyadım ipliğini sevginin, gidip de bulamamanın incinmiş rengine. sisi gümüş bir rüzgarla tepelerden eğirdim, dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını, sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim. ölümü tastamam ezberledim de geldim, dilimde bu buruk türkü tadıyla bilmem ki burdan nereye giderim. sonunda kendime bir top yangın edindim, soluğumla besledim dudağımın ucunda. ömrümün külüydü savrulan hep ardımda, örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla. koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla, adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.
Sayfa 41 - III / kendi göğünü aramak / sis - pdf·Kitabı okuyor
Alıntı
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahîra’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Bâtılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.
Timaş Yayınları,2023.
Şiir
Kayan yıldız sırrı...
(...) Mecazî anlamda, “Necib Fazıl’ın ölümünün sırrı”dır. Üstad Necib Fazıl kayan bir yıldızdır; veya eski bir efsaneye göre, her ölenin gökte bir yıldızı kayar… Salih Mirzabeyoğlu, kendi hayatı için çok önemli bir dönüm noktası olan bu ölümü, hece vezninde kaleme aldığı tek şiir kitabında, “Kayan Yıldız Sırrı” diye ele alır. “Ben kimim?” diye sormak, “ölüm nedir?” diye sormakla birdir, hikmeti çevresinde… Kitaba ismini veren “Kayan Yıldız Sırrı” şiiri ise şudur: Göklerde kanat açmış gûya gönlümce hür kuş Ben değil mi yine ben kedere hedef durmuş Gizleniyor bildiğim saklambaç oyununda Benim gölge âlemde kendisine kaybolmuş *** Bu mahmurluk sırtımda kaplumbağa kabuğu Rahatı rahatsızlık şu dünyanın seyrinde Ah geçmiş ne gelecek şimdiyse uçan buğu Yollar ki birbirine kavuşmanın derdinde *** Su üstünde ürperti hep gurbetlik duygusu Nakışa düşen mânâ deniz üstünde desen Zamanın nabzımı tutsun diye kurduğu Dalgada gölge eşya benim gözümde de sen *** Bir kayanın üstünde bilmem böyle kaç vakit Rüyâların izinde tâbirlerin peşinde Yıldırım düşen levha kumaşım ki mücerret Açıktan geçen gemi yüreğim o gemide *** Tedirgin bekleyişler berzah sırrında hapis Fikir ki saklı güzel gözümde açık derin Pervane çeken mihrak nisbet kurduğum akis Rüyâların ötesi müjde verdi güvercin *** Ağı germiş çoktandır yıldız köşeler cinsi Gebe dumanlı dünya sancı sarınca doğum Rüzgâr dinlenen dalga kıyı idrakı şimdi Ruh nisbeti bir harman ışık içinde oyun!
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-II-, 30 Ağustos 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahîra’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Bâtılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.
Timaş Yayınları,2023.
Şiir
Reklam
Reklam