Puan vermedi·133 syf.··
2026 116. kitabı
Bugün sizlere masal tadında keyifli ve bir o kadar da anlamlı bir kitapla geldim. Bazı yolculuklar sadece harita üzerinde kat edilen mesafelerden ibaret değildir; insanın kendi sınırlarıyla, sadakatiyle ve kalbinin derinliklerindeki karanlıkla yüzleştiği birer sınava dönüşür. @ibrahimtapdk ’ın yazdığı “Fortuna Favet Fortibus”, tam olarak böyle derin ve dönüştürücü bir serüvenin kapılarını aralıyor. Hikaye, masalsı atmosferiyle bizi çok eski zamanlara, Xenteria Kabilesi’ne götürüyor. Bir tarafta pratik zekasıyla öne çıkan Karl, diğer tarafta ise gücü ve cesaretiyle hayranlık uyandıran Leo var. İki yakın dostun kaderi, yaşadıkları toprakların sınırlarını aşan büyük bir mücadeleyle kesişiyor. Verimli topraklara sahip ancak askeri açıdan zayıf olan Xenteria ile çorak topraklarda güçlü ordular barındıran Xen Kabilesi arasındaki o ezeli denge, bir gece aniden gerçekleşen kurt saldırısıyla tamamen sarsılıyor. Büyük şefin iki dostu gizli bir görevle düşman topraklarına göndermesi ise dostluk, ihanet, savaş ve esaretle örülü o büyük maceranın fitilini ateşliyor. Romanın en güçlü yönlerinden biri, okuru hiç yormayan, sayfaların nasıl aktığını fark ettirmeyen sürükleyici ve akıcı dili. Ancak kitabı görsel bir şölene dönüştüren asıl unsur, sayfaların arasına serpiştirilmiş olan ve hikayenin o mistik atmosferini adeta canlandıran nefis görseller. Bu çizimler, okurken kurduğumuz dünyayı zenginleştiriyor. Gümüş Mızrak’ın sırrı ya da Apollona’nın gizemi gibi merak unsurları canlı tutulurken, karakterlerin yaşadığı içsel değişim ve büyüme süreci de satır aralarına çok başarılı bir şekilde yedirilmiş. Kitabın en özgün ve okuru etkileyen sürprizi ise son düzlükte karşımıza çıkıyor. Yazar, hikayenin bitişini tek bir kadere bağlamak yerine okura alan tanıyarak “iyi son” ve “kötü son”
Fortuna Favet Fortibusİbrahim Tapdık · 40 Kitap Yayınevi · 20262 okunma
9/10
·68 syf.··
2026 7. kitabı
Plutarkhos, MS 1. yüzyılda yaşamış, Yunan düşüncesinin en önemli biyografi yazarlarından biri olarak gösterilen bir büyüğümüz. :) Sparta’nın efsanevi yasacısı Lykurgos hakkında da biyografik bir eser üretmiş… Okuduğumuz kitap tam da bu işte. Plutarkhos’un amacı yalnızca tarihi olduğu gibi aktarmak değil, onun için biyografi, ahlaki ve politik bir ders verme aracı gibi… Bu nedenle Lykurgos’un Hayatı, tarihsel gerçeklerden çok, bir toplumun ruhunu şekillendiren yasaların ve karakterlerin felsefi anlamını ve değerini ön plana çıkarıyor. Lykurgos’un yaşamı rivayetlerle örülü… Kimliği, dönemi ve hatta gerçekten yaşayıp yaşamadığı bile tartışmalı… Plutarkhos, bu belirsizliği bir eksiklik olarak değil, anlatının ahlaki gücünü artıran bir unsur olarak kullanıyor. Lykurgos’un kısa süreliğine kral olup yeğeni için tahtı bırakması, onun özverisini ve halkın güvenini kazanmasını simgeliyor. Ardından yaptığı seyahatler (Girit, Anadolu, Mısır…) farklı yönetim biçimlerini incelemesine ve Homeros’un destanlarını Sparta’ya taşımasına vesile oluyor. Bu geziler, onun yasalarının entelektüel temelini oluşturması hasebiyle önemli. Lykurgos’un Sparta’da gerçekleştirdiği köklü reformları anlatılıyor kitapta. Toprakların eşit dağıtımıyla sınıfsal farkların azaltılması, altın ve gümüş paranın kaldırılmasıyla lüksün sınırlanması, ortak sofralarla yurttaşların eşitlik içinde yaşamaya zorlanması, çocukların devlet kontrolünde sert bir eğitimden geçirilmesi ve kadınların da spor yaparak toplumsal düzenin bir parçası haline gelmesi gibi yenilikler dikkat çekici… Bu düzenlemeler, Sparta’yı diğer Yunan şehirlerinden ayıran eşitlikçi, disiplinli ve askeri ruhu güçlü bir toplum haline getirmiş… Lykurgos’un yasaları yazılı bir başvuru kaynağı değil… Törelerden oluşuyor. Bu durum da, halkın bilinçli
Lykurgos'un HayatıPlutarkhos · İş Bankası Kültür Yayınları · 2010627 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Öyle güzelsin ki ''Yağmur''
Puan vermedi·224 syf.··
2026 167. kitabı
İncelemem Yağmur dan çok ''Yağmur'' şiiri üzerine. Nurullah Genç müthiş bir şair. İnsanın gönlüne dokunan çok güzel şiirleri var. Ama bir şair olsaydı ki; ''yağmur'' naatını yazmış onun dışında kalemi eline almamış, iki satır dahi karalamamış. ''Yağmur'' u ayak sesi sayar has şairlerin arasına yazardım yine de adını. ''Yağmur'' şiiri o kadar güzel… Bu şiiri yazana imrenmemek elde değil. Asıl imrendiğim şiiri yazmaktan ziyade o şiiri yazabilecek ruh haline ve tefekküre ulaşmak galiba. Nurullah Genç bir röportajında: ''Yağmur u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum.'' diyor. Biz o halde değiliz; ama Yağmur u sık sık okuyalım ki; Çağlar öncesinden aldığımız rafa kaldırdığımız mektubu açıp okumamıza vesile olur belki. Kaybettiğimiz hazinenin son parçalarını da yitirmeden olur da uyanırız. Kim bilir güvendiğimiz dağlar değişir, yollarımız aydınlanır, insanlık bahçemize bahar gelir. Koparılan baş olmaya ne gücümüz yeter, ne nefsimiz elverir; ama yedi başlı ejderhanın bir başını koparmak gelir belki içimizden. Ayağa kaldırdığımız batıla, vurulacak hak kılıcının kabzasında gümüş olmaya niyet etsek de olur. Özümüze yansıtamadıklarımızı, özleyen olsak da… Kirlenen, taşlaşan kalbimize sunarız damla damla yağmuru da, kıymetini bilemedik; ama en azından yağmurda ıslanmayı, temizlenmeyi bildik diye avuturuz kendimizi. İyi ki varsın Nurullah Genç
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,498 okunma
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:01
İncelemem spoilerlı olacak!!! Yazarın yazım dilini seviyordum zaten ve geliştirmiş kendini bu kitapta daha da hoşuma gitti. Böyle basit olayları boğucu betimlemeler olmadan farklı bir dille anlatışını seviyorum. Mesela kaşlarını çattı demiyor da kaşlarını düşmekten kurtaran gözlerinin ne kadar güçlü olduğunu kestiremedim diyor, muazzam okurken mest oldum. Tamam şimdi sevmediğim kısımlara gelelim, sonunun güzel bittiğini ve kitaba yakıştığını düşünsemde bence bu son ikinci kitabı anlamsızlaştırdı. Yani ikinci kitabın asıl olayı Nosu kurtarmaktı. Lanettinin nosu kurtaramamak olduğunu öğrendik ve Nos bu kitapta kurtuldu??? E ikinci kitabın sonunun mantığı neydi o zaman. İkinci kitap Nosu kurtarıp üçüncü kitap Maçaların mevzu üzerinden gitseydi olmazmıydı. Ayrıca laneti kalktımı bu kitap anlamadım orası tam açık değildi ya da ben kaçırdım bilmiyorum. Yani ikinci kitap sadece Nos'a okuyucu bir daha üzülsün diyemiydi? İkinci bir isyanım da Kai niye hiç bir olayda yer almıyor. Neden? Çocuk muamelesi yaptığınız kişi 18 yaşındaydı yanılmıyorsam ve bir darka yani neden bu çocuk hiç bir şeyde yer almıyor.Kaiyi daha çok görmek isterdim. Maçayla Marloyu daha çok görmek isterdim. Bast ailesini buldu mu bilmiyoruz. İkinci kitap Nosu kurtarmış olsaydık bu kitap en azından daha çok görebilirdik Bastın mevzusunu da. Kitabın akışı da pek bana göre değildi doğrusu hiç bir gerici olay olmaması olsa bile çabuk çözülmesi bana zaten her şey yoluna girecek ya dedirtti ve hikayenin benim açımdan o sürükleyiciliğini ilgi çekici havasını kaybettirdi. Bunu diğer incelemem de de dile getirdim zaten.Bu kitapla sınırlı değil de daha çok genel seri için bir eleştiri oldu gibi. Yazarımıza teşekkür ediyorum :)
1000Kitap
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025296 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917bin okunma
GÜMÜŞ YÜREKTEN DAHA IYI
Puan vermedi
bu kitabi okumayi gorur gormez istedim ve bitirdim,ozana gercekten uzuldum ama sonda yaptigini cok takdir ettim,en cok Holloway,Rosamunda,Yırtık Kanatlar kisimlarini sevdim,baska bir sey demeye gerek yok sanirsam
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025621 okunma