Bir alışkanlık inşa etme süreci dört basit adıma ayrılabilir: işaret, istek, tepki ve ödül. Bütün alışkanlıklar aynı sırayla bu dört aşamadan geçer.
İlk olarak işareti ele alalım. Tarih öncesi çağlarda yaşamış atalarımız yiyecek, su ve seks gibi birincil ödüllerin yerini gösteren işarete dikkat ederlerdi. Bugün vaktimizin çoğunu para ve şöhret, güç ve statü, övgü ve onay, aşk ve dostluk ya da bir duygusal tatmin gibi ikincil ödüllerin habercisi işaretleri öğrenerek geçiriyoruz.
İstekler ikinci adımdır ve her alışkanlığın ardındaki motivasyon gücünü oluştururlar. Belli bir motivasyon ya da arzu olmadan -bir değişim isteği duymadan- harekete geçmek için nedenimiz olmaz. İstekler kişiden kişiye değişir. Bir kumarbaz için kumar makinelerinin sesi Yoğun bir arzu dalgasını kıvılcımlandıran güçlü bir tetikleyici olabilir. İşaretler, yorumlanmadıkları sürece anlamsızdır. Bir işareti isteğe dönüştüren, gözlemcinin düşünce, duygu ve hisleridir.
Üçüncü adım tepkidir. Bir tepkinin oluşup oluşmayacağı, ne kadar motive olduğunuza bağlıdır. Belli bir eylem sizin harcamak istediğinizden daha fazla fiziksel ya da zihinsel çaba gerektirirse onu yapmazsınız. Bir alışkanlık siz ancak onu yapmaya muktedirseniz gerçekleşir.
Son olarak, tepki bir ödül getirir. Ödüller her alışkanlığın nihai amacıdır. İşaret, ödülü fark etmek demektir. İstek ise ödüle arzu duymaktır. Ödülleri iki amaca hizmet ettikleri için kovalarız: (1) Bizi tatmin ederler ve (2) Bize öğretirler.
Beyniniz bir ödül dedektörüdür. Siz hayatta ilerlerken duyusal sinir sisteminiz sürekli olarak hangi eylemlerin arzularınızı tatmin ettiğini ve size haz verdiğini izler. Haz ve hayal kırıklığı duyguları, beyninizin işe yarayanları yaramayanlardan ayırmanıza yardımcı olan geri bildirim mekanizmasının parçasıdır.