Kusursuzluğun kusuru
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Bu kitapta belli bir hikaye yok, dialog yok, edebi bir içerik yok.Ne var? Günümüz dünyasında sosyal medya ile yaşayan insanın hayatına tutulan bir ayna var..Göçmen genç bir çiftin hayatı üzerinden bu çağın insanı anlatılmış güncel terimlerle...Kitabın yazarı genç bir Italyan.Felsefe eğitimi almış ama kitap da bunu pek kullanamamış..Hayatı anlatmıs felsefeye başvurmadan..Sanki aceleyle yazmış çok da irdelemeden.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026161 okunma
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Günümüzü anlamamızda (özellikle 90 sonrası doğan genç kuşak için ) oldukça yardımcı olacak bir kitap… Yazarın entelektüel birikimi ve dünyayı anlama/yorumlama konusunda elinden geldiğince objektifliği kitabın değerini daha da artırıyor. İdeolojiden kimlik siyasetine, laiklikten dinciliğe, kültürden ekonomiye, küreselleşmeden iklim değişikliğine kadar bir çok alanda görüşlerini net olarak ortaya koyup içinde bulunduğumuz zamana dair başlıca ipuçlarını vurgulamış. 2009 yılında yayınlanmasına rağmen oldukça güncel kalabilmiş bir eser…
Çivisi Çıkmış DünyaAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20194,141 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Aziz Nesin’in "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler" Kitabı Üzerine İnceleme Aziz Nesin adını duyduğumda, onun haksızlıklara karşı nasıl bükülmez bir iradeyle mücadele ettiğini, toplumsal çarpıklıklar karşısındaki dik duruşunu zaten biliyordum. Bilmeyen de yoktur sanırım; o, bu toprakların yetiştirdiği en cesur, en yürekli kalemlerden biri. Onun gibisi bir daha zor gelir Türkiye’ye. İşte bu hayranlık ve saygıyla, onun edebi ve düşünsel dünyasına ilk adımı "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler"* kitabıyla attım. Ve ilk Aziz Nesin deneyimim, beni yanıltmadı; tam aksine, hayranlığımı katbekat artırdı. Bu kitap; özellikle yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, halı altına süpürülmüş sayfalarını öğrenmek isteyenler ve toplumsal meselelere derin bir ilgisi olanlar için tam anlamıyla bir başucu kaynağı. İşte benim gözümden, Aziz Nesin’in o cesur kalemiyle şekillenen bu çarpıcı eserin detaylı incelemesi. İki Farklı Coğrafya, Aynı Evrensel Sancak Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki ana eksen üzerine kurulmuş. Aziz Nesin, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı insan hakları ihlallerinden beslenen iki büyük trajediyi yan yana getiriyor: 1980’li yıllarda Bulgaristan’daki totaliter rejimin Türk azınlığa uyguladığı asimilasyon politikaları ve Türkiye’nin kendi içindeki Kürt meselesi. Bulgaristan’da Türkler: Nesin, Jivkov rejiminin Türklerin isimlerini zorla değiştirmesini, dillerini ve dinlerini yasaklamasını sert bir dille eleştiriyor. Oradaki soydaşlarımızın uğradığı haksızlıkları, evrensel insan hakları çerçevesinde titizlikle inceliyor. Türkiye’de Kürtler: Yazar, madalyonun diğer yüzünü çevirmekten de korkmuyor. Kendi ülkesindeki tabu sayılan Kürt sorununa değiniyor. "Başkasına yapılınca haksızlık dediğimiz şeye, kendi içimizde göz yumamayız"
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de KürtlerAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2013138 okunma
Şeytan Değil, Korkaklık
6/10
·520 syf.··
2026 9. kitabı
Usta ve Margarita'yı bitirdiğimde aklımda şeytan kalmadı. Bu biraz garip gelebilir. Sonuçta romanın en unutulmaz karakterlerinden biri Woland. Yıllardır hakkında yazılan incelemelerin büyük kısmı da onun etrafında dönüyor. Şeytan Moskova'ya gelir, ortalık karışır, insanlar maskelerini düşürür, sistem alaya alınır... Ama kitabı kapattığımda zihnimde kalan kişi Woland değil, Pontius Pilatus oldu. Çünkü Bulgakov'un asıl meselesinin kötülük değil, korkaklık olduğunu düşünmeye başladım. Pilatus gerçeği görüyor. Yeshua'nın suçlu olmadığını biliyor. Onunla konuşurken karşısındaki insanın tehlikeli değil, hatta son derece masum biri olduğunu anlıyor. Ama doğruyu görmek başka, onun yanında durmak başka. Pilatus'un trajedisi de burada başlıyor. Bu yüzden romanı okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: Hayatı çoğu zaman kötü insanlar değil, korkak insanlar şekillendiriyor. Ve Bulgakov bunu yazdığı dönemi düşündüğümüzde daha da anlamlı hale geliyor. Romanın Stalin döneminin gölgesinde yazıldığını bilmek önemli. Ancak Usta ve Margarita'nın gücü doğrudan Stalin'i anlatmasından gelmiyor. Tam tersine, onu hiç anlatmamasından geliyor. Bulgakov bir diktatörü değil, diktatörlüklerin yaşayabilmesini sağlayan insan zaaflarını anlatıyor. * Korku. * Konfor. * Sessizlik. * Bedel ödemek istememek. Bunlar yalnızca Sovyetler Birliği'ne ait meseleler değil. Bu yüzden roman bugün hâlâ canlı. Çünkü insan değişen rejimlerden daha yavaş değişiyor. Romanın fantastik tarafı da burada işlev kazanıyor. Woland ve ekibi Moskova'ya geldiğinde insanları bozmazlar. Zaten bozulmuş olanı görünür kılarlar. * Açgözlüler daha açgözlü olur. * Kibirliler daha kibirli. * Sahtekârlar daha sahtekâr. Bu yüzden romanın ironik tarafı şudur: Şeytanın dolaştığı bir şehirde en rahatsız edici varlık şeytan
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Prometheus'un Ateşi: Olimpiyat Meşalesi
10/10
·78 syf.··
2026 95. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:29
Günümüzde, olimpiyatlarda sporcuların koşarak elden ele taşıdığı o meşale, aslında binlerce yıllık bir hikâyenin yankısıdır. Prometheus'un tanrılardan çalıp insana armağan ettiği kızıl ateş; bilimin, bilgeliğin, uygarlığın ta kendisiydi. Bugün hâlâ Milli Eğitim'in logosunda o meşale durur, öyle rastlantı değil, insanlığın en eski inancının kalıcı izlerini taşır. Aiskhylos, bu mitolojik hikâyeyi bir tragedyaya dönüştürürken aslında insanlığın doğuşunu yazdı. Prometheus o ateşi verene kadar insan karanlıkta, soğukta, çaresizdi. Ateşle birlikte yemek pişirdi, demiri işledi, dili geliştirdi, düşündü. Bir titan'ın tek hamlesi, tüm bir uygarlığın fitilini ateşledi. Zeus da tanrısal bir ayrıcalık olan akıl ve bilgeliğin insanlığa aktarılmasına sinirlenerek Prometheus'u en ağır şekilde cezalandırdı. Bu yüzden Prometheus'un hikâyesi bitmez. O ateş matematikten sanata, tıptan felsefeye insanın ürettiği, keşfettiği, anlamlandırdığı her şeyin içinde yanar. Bilgi bir kez insana geçti mi artık geri alınamaz; ışık bir kez yakıldı mı karanlık bir daha aynı olmaz. Elbette tragedyada daha pek çok tema var. İnsanlar topluluk hâlinde yaşamaya başladıkça sorunlar da büyümüş, iktidar da, adalet arayışı da. Aiskhylos bunu binlerce yıl önce görmüş ve yazmış, hâlâ güncel, hâlâ çekici olması da bundandır. Kısa ama derin bir tragedya. Ocağınızdaki ateş sönmesin. İyi okumalar..
Edebiyat
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
8/10
··
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:45
2000 yıl önce yazılmasına rağmen bugün hâlâ çok güncel. Hayatta her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, önemli olanın olaylara verdiğimiz tepki olduğunu hatırlatıyor. Sakin kalmak, duygulara kapılmamak ve iyi bir insan olmaya odaklanmak üzerine çok basit ama güçlü fikirler var. Kısaca, hayatı daha bilinçli ve dengeli yaşamayı düşündüren bir kitap.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma