Okur
Günay Xankişiyeva
TAKİP ET
Günay Xankişiyeva
@gunception
translator/interpreter/dreamer
11 okur puanı
29 Ara 2020 tarihinde katıldı.
26
Kitap
3
İnceleme
44
Alıntı
0
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Qarışqalar öz yuvalarında yaşayıb öz yuvalarında da ölürlər və bu da onlara başucalığı gətirir. Amma insan kəmağıldır, o, şahmat oyunçusu kimi qalibiyyətli yox, oyunun özünü sevir. Kim bilir, bəlkə də, bəşəriyyətin məqsədi məqsədin özü deyil, elə məqsədə dprği can atmaq, irəliləməkdir, məqsəd iki vur ikidir, iki vur iki isə həyat deyil cənablar, ölümün başlanğıcıdır. Ən azından, insan həmişə iki vur ikidən qorxub, indi mən də qorxuram. Tutaq ki, insan bütün ömrü boyu bu iki vur ilini axtarır, ömrünü buna həsr edir, okeanları keçir, amma tapmağa qorxur. Çünki tapsa, daha axtarmalı bir şey olmayacağını bilir. İşçilər işləyib pullarını alacaqlar, sonra da meyxanaya gedəcəklər, bəs, insan hara gedəcək? Ona görə də, insan həqiqi məqsədinə çatmaq istəmir, bir sözlə, insan gülünc varlıqdır.
2
Günay Xankişiyeva
tekrar paylaştı.
Kayaberk İpek
Yeraltından Notlar'ı inceledi.
152 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Mantığın Mantıksızlığı ve Felsefi Bir Bakış Açısı: Varoluşçuluk
Gözlemlediğim kadarıyla pek çok kişi bu kitabı yarım bırakmış veyahut bir şey anlamadığını öne sürerek beğenmediğini dile getirmiş. Ben de bu karmaşıklığa bir nebze de olsa açıklık getirme amacı ile bir inceleme yazmak istedim. Fyodor Dostoyevski külliyatı kronolojik okuma maratonumun 11. kitabı olan Yeraltından Notlar’ı iki gün önce bitirdim. Ama ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi hâlâ kafamda soru işaretleri var. Üzerimden kamyon geçmiş bir şekilde kapatmıştım son sayfasını, tek hatırlayabildiğim bu. Her sayfayı karaladım, cümlelerin altını çizmekten bir hâl oldum, kitabın canına okudum. O da benim canıma okudu haliyle. Üniversitede okuduğum bölümün üzerimde bıraktığı ve asla vazgeçemediğim bir alışkanlığım var. Okuduğum bir eserin alt metinlerini, detaylarını, motiflerini, yazıldığı dönemin edebî ve siyasi arka planını, o eserin ortaya çıkma nedenlerini ve gerekçelerini araştırarak okumak. Bazı eserler vardır ki aynen bu şekilde itinalı bir okunma sürecinden geçmelidir. Yeraltından Notlar ise abartısız tam olarak bu şekilde okunması gereken bir kitap. Ve naçizane fikrim; edebî eserler yazarından bağımsız olarak okunabileceği amma velakin yazıldığı dönemden özerk olamayacağı ve ele alınamayacağı yönünde. Zaten Dostoyevski okumak demek; Dostoyevski’nin bize sunmuş olduğu harikulâde psikolojik tahlilleri ve karakterleri akıl süzgecimizden geçirerek, muhakeme ederek, sorgulayarak okumak demek. Bu şekilde okunmadığı takdirde, verilmek istenen mesajın da tam olarak anlaşılmayacağını düşünüyorum. Biraz da mevzubahis eser hakkında bir şeyler konuşalım değil mi? Aslında Yeraltından Notlar 1864 yılında kendisinden bir sene önce Nikolay Chernyshevski tarafından yazılmış ‘’What Is To Be Done?’’ adlı temelinde dönemin popüler fikri ‘’ütopik sosyalizm’’ olan bir romana cevaben yazılıyor. Chernyshevski’nin yazdığı eserde kararlarımızı akıl ve mantık vasıtasıyla alırsak rasyonel ve akılcı bir ütopyaya ulaşabileceğimiz savunuluyor. Mutluluğun ve hakikatin anahtarına rasyonel ve bilimsel süzgeçten geçtikten sonra kavuşabileceğimiz vurgulanıyor. Dostoyevski ise bu düşünceye sıcak bakmıyor ve bu düşünceye karşı çıkma amaçlı şu an incelemesini okuduğunuz kitabı yazmaya başlıyor. Dostoyevski insanın yalnızca akılcı ve bilimsel formüllerle yetinmeyeceğini, bazı durumlarda içgüdüsünün ve arzularının da ağır basabileceğini belirterek bu ütopik tezi çürütüyor. [Sigmund Freud’un da Dostoyevski’nin bu yönünden etkilendiğini söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. (Bknz: İd, Ego, Superego.)] Peki bu düşüncelerini bu okuduğumuz kitapta nasıl belirtiyor Dostoyevski? Hemencecik kitabımızın giriş cümlelerine bakarak bunu rahatlıkla anlayabiliriz: ‘’Tıbba ve doktora saygım olduğu halde tedavi olmuyorum ve olmayacağım.’’ (sf.7) Gördüğünüz gibi, hasta durumdayken bir insanın aklına ve mantığına başvurarak doktora gitmesi beklenir fakat Dostoyevski gitmemeyi tercih ediyor, çünkü öyle istiyor. İnsana rasyonalizmin yetmeyeceğini harf harf nakşediyor Dostoyevski ve Chernyshevski’nin ütopyasını çürütüyor. Bir diğer örnek ise; ‘’Kim olursa olsun, insan daima, her yerde akılla çıkarın buyurduğu gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever; arzularımızın çıkarımıza tamamıyla ters düşmesi de mümkün, hatta bazen zorunludur.’’ (sf.128) Bu konuda diğer önemli bir örnek alıntı ise yine kitabın ilk bölümünde bulunan matematiksel bir metafor: ‘’Gene de, ne olursa olsun, şu iki kere iki pek musibet bir şey. Bana göre iki kere iki sadece bir küstahlıktır efendim. İki kere ikiyi yolumuzun ortasında külhanbeyi gibi durmuş, elleri belinde, ortalığı tükürüğe boğarken düşünüyorum. İki kere iki dördün üstünlüğünü kabul ediyorum elbette; fakat her şeyi hoş görmeye karar verdikten sonra, iki kere ikinin beş etmesinden bile hoşlanmak mümkündür.’’ (sf.37) İlk alıntıda bahsettiği gibi rasyonelliğe ve bilimsel hakikate saygısı var Dostoyevski’nin fakat insanlığın sadece bunlarla yetinemeyeceğini dile getirmeye çalışıyor. Eminim ki bu örnek 1984 okuyucularına yabancı gelmemiştir, Dostoyevski kendinden sonraki gelen yazarları, psikologları, düşünürleri mutlaka etkilemiştir. Ayrıca birçok edebiyat eleştirmenine göre Yeraltından Notlar, 20. yüzyıl varoluşçu edebiyatının öncüsü olarak anılır. Dostoyevski bu eserinde absürtlük, toplumdan uzaklaşma, radikal bireysel özgürlük gibi temaları işledi. Ve ondan sonra Friedrich Nietzsche, Jean-Paul Sartre, Samuel Beckett gibi filozoflar ve yazarlar şüphesiz bu fikirlerden hareketle bir düşünce ekolu (Varoluşçuluk) kurdular. Başka bir deyişle Fyodor Dostoyevski zamanının çok ama çok ilerisinde bir kalemdi. Kitabın ortaya çıkış nedenlerini az da olsa öğrendiysek, içerik hakkında konuşmak istiyorum biraz da. Dostoyevski bu eserinde, modern toplumun uçlarında yaşayan yalnız bir insanın zihnindeki karanlık ve çelişki dolu dehlizlerini gezdiriyor bize. Ve o modern toplumun insanın kişiliği ve psikolojisi üzerinde bıraktığı kara lekelere yakından şahit oluyoruz. Ana karakterimiz 1860’lar Petersburg’unda düşük seviyeden bir kamu çalışanı olan ve etrafındaki topluma, onların sahte tavırlarına ve dışlanmışlığa dayanamayıp gitgide deliren, toplumdan uzaklaşan ve benliğini kaybeden zihni çelişkilerle dolu, ezilmiş bir anti-kahraman. Ayrıca işlenen temaların yanı sıra bu toplum kurbanı, şüpheci ve haksızlığa uğramış karakteri Dostoyevski’nin sonraki eserlerinde de çokça göreceğiz. Kitabımızın muhteviyatı iki bölümden oluşuyor; İlk olarak ‘’Yeraltı’’ bölümünde, bir münzevi olan karakterimiz ‘’Yeraltı Adamı’’ 40 yaşındaki haliyle bizlere sesleniyor. Bu yaşına kadar edindiği acı tecrübelerden sonra yeraltına çekilip (tabii ki bu metaforik bir yeraltı) insanları, toplumun düşünce yapısını ve o dönemin edebiyat topluluğunu topa tutmaya başlıyor. Sibirya sürgününden hemen sonra, hastalığından dolayı zorunlu Avrupa seyahatinde, oraların kültürünü ve insanlarını iyice analiz ettikten sonra kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları kitabında da bahsettiği gibi; Avrupa insanını ve kültürünü bayağı buluyor. Özellikle Fransa ve Almanya’yı eleştiren cümleleri vardı o kitapta. Yine bu kitabında da Rus kültürünün ve romantizminin Avrupa’daki tarzı kopyaladığını öne sürerek aslında Rus kültürünün kendine has tarzı olması gerektiğini dile getiriyor. Özellikle bu kısımda ‘’billur saray’’ diye bahsettiği yer ise tam olarak Chernyshevski’nin rasyonel ütopyası oluyor ve güzelce eleştiriyor. Bu bölümde biraz konudan konuya atladığı ve okurla dalga geçer gibi espri yaptığı için biraz yavaş ilerliyor konular. Bu konuda uyarmak istiyorum, pes etmeyin. :) İkinci bölüm ise ‘’Sulusepken’e Dair’’. Bu bölüm ilk bölüme nazaran ve biraz da aydınlandığımız için daha akıcı nitelikte. 20’li yaşlarında başına gelen olayları ve neden ‘’Yeraltı Adamı’’na dönüştüğünü anlatıyor bize. E biz de burada sanırsam biraz hak vermeye başlıyoruz kendisine. Sürekli ‘’güzel ve yüksek şeyler’’den ve onları çok iyi bildiğinden bahsediyor. Bu ‘’güzel ve yüksek şeyler’’ ise tamamen Alman filozof Immanuel Kant’ın ‘’beatiful and sublime’’ yani ‘’güzel ve yüce’’ estetik anlayışına göndermeden başka bir şey değil. Bunun üzerine ayrı bir inceleme yazılır o yüzden o konuya girmeyeceğim. İlgilenenler için yoruma bir yazı bırakacağım… İkinci bölümde Dostoyevski ‘’bizi’’ bize anlatıyor. İnsanın içindeki en gizli kapıların ardındaki hislerin ve en aşağılık tarafların tercümanı oluyor. ‘’Bizi’’ bizden çok iyi tanıyor buna söyleyecek lafım yok, düşünüp de dile getiremediğimiz ne varsa karşımıza geçip gözlerimizin içine bakarak tek tek söylüyor edebiyatın psikoloğu. Ve bir bakmışsınız ki son sayfayı çevirmişsiniz. İşte böyle. Yeraltından Notlar, benim kalbimin, psikolojimin, ruhumun en ulaşılmaz yerlerine dokunduğu için bendeki tesiri kolay kolay geçmeyecek. Hatta üstte neler bahsettim onu bile hatırlamıyorum şu anda. Sindirmesi kolay bir kitap olmadığından, benim için ‘’tekrar tekrar okunması gerekenler’’ listesine üst sıralardan giriş yaptı. Bonus: Ünlü psikolog Jordan Peterson'ın Dostoyevski ve Yeraltından Notlar kitabı üzerine derslerinden birinde yaptığı konuşmadan bir kesit: youtube.com/watch?v=5arpUlh_g3g Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim!
Yeraltından Notlar
8.6/10
· 68bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
288
Günay Xankişiyeva
tekrar paylaştı.
Alperen Kurt
Yeraltından Notlar'ı inceledi.
140 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
-Seni seviyorum aynı zamanda senden nefret ediyorum-
Zıtlıkların, eleştirinin, esrimenin yazarı: ''Fyodor Dostoyevski. '' Dostoyevski'nin İnsancıklar, Beyaz Geceler, ve Kumarbaz kitabından sonra gelen ''Yeraltından Notlar'' kitabı, Dostoyevski'nin olgunluk eseridir. Yeraltından Notlar ve bu kitaptan sonraki eserlerinde Dostoyevski tabiri caizse ''gerçek yüzü''nü bizlere gösteriyor. Peki nedir bu gerçek yüz? Dostoyevski'nin gerçek yüzü: Aklın ve sağduyunun eleştirisi, Vicdan kavramının eleştirilmesi, eleştirel dil kullanımı, karşıtlıkların çarpışması, esrime ile yazım, din(hristiyanlık)-ateizm çarpışması gibi özellikler içeriyor. Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi eserler bu dil, mizaç, ve bakış açısıyla yazılmış kitaplardır. Dostoyevski'nin bu eserlerinin ''olgunluk dönemi eserleri'' olarak nitelendirilmesi ise Dostoyevski'nin Sibirya sürgününe gittikten sonra bakış açısının değişmesi ve esrime hastalığının sık sık nüks etmesinden kaynaklanmaktadır. Bütün bu bilgileri Stefan Zweig'ın Dostoyevski biyografisinden almaktayız(Üç Büyük Usta). Dostoyevski'nin yazım hayatının gelişimini ve en sevdiğim kitabı ''Yeraltından Notlar''ı umarım sizlere güzel aktarmışımdır. Keyifli okumalar dilerim...
Yeraltından Notlar
8.6/10
· 68bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
119