#okudumbitti
8/10
·372 syf.··
2026 18. kitabı
Hayat gerçekten tek bir seçimden mi ibaret, yoksa vazgeçtiğimiz her ihtimal yaşamaya devam mı ediyor? Sarah Jio, Yaşanmamış Hayatlar'da bu sorunun peşinden gitmektedir. Romanın başkahramanı Lena, evlenme teklifi beklediği gecenin bir ayrılıkla sonuçlanmasının ardından kendini toparlamak için teyzesinin evine gitmektedir. Ancak ertesi sabah uyandığında bildiği hayat tamamen değişmiştir. Her yeni güne, geçmişte yolunun kesiştiği farklı bir adamla evli olduğu bambaşka bir yaşamda uyanmaya başlamaktadır. Paris'ten İrlanda'ya uzanan bu sıra dışı yolculukta Lena, yalnızca farklı hayatları deneyimlememekte; verdiği ve vermediği kararların onu nasıl şekillendirdiğini de keşfetmektedir. Sarah Jio, bu romanda romantizmi yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmak için kullanmamaktadır. "Ya öyle değil de böyle olsaydı?" sorusunu merkeze alarak seçimlerin, pişmanlıkların ve kaçırılmış fırsatların insan hayatındaki yerini sorgulamaktadır. Her alternatif yaşam, Lena'ya başka bir ihtimal sunarken okura da mutluluğun kusursuz bir hayatta değil, doğru seçimleri sahiplenebilmekte saklı olduğunu hissettirmektedir. Yaşanmamış Hayatlar, "keşke" duygusunu romantize etmek yerine onunla yüzleşmeyi seçen bir roman. Sarah Jio, bu kez geçmişe dönmekten çok, insanın kendi hayatını kabullenme sürecini anlatmaktadır. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, Lena'nın hangi hayatı seçtiğinden çok, hiçbir hayatın kusursuz olmadığı gerçeğiydi. Belki de romanın en güçlü yanı tam olarak burada yatmaktadır.
Edebiyat
Yaşanmamış HayatlarSarah Jio · Epsilon Yayınevi · 2025913 okunma
Beyaz Geceler
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Beyaz Geceler Bazı insanlar hayatımıza yıllarca kalmak için değil, birkaç gece boyunca bize kendimizi tanıtmak için girer. Beyaz Geceler tam olarak bunu anlatıyor. Yalnızlığın içinden doğan umut, umutla birlikte gelen hayal kırıklığı... Dostoyevski, birkaç güne sığdırdığı hikâyeyle bazı insanların yıllarca anlatamadığı duyguları birkaç sayfaya sığdırmış. Kitabı bitirdiğimde karakterlerden çok kendi sessizliklerimi düşündüm. Adem @adem_clk7dos Fyodor Dostoyevski
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 161. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
"KONUŞULMADI ÇÜNKÜ SÖYLENECEK HİÇBİR ŞEY YENİ DEĞİLDİ" "İçimde eskiyen bir şeylerin olması sığınaklarımın birer birer yıkıldığını hissettiriyor ve yabancılaşıyor kalbim günden güne çoğu şeye." Hayatımızda olup bitenler elbette yorucu. İş kayıpları, biten ilişkiler, hayal kırıklıkları... Ama asıl ağır olan, bunların ardında bıraktığı tortu. O anlatılamayanlar. O sindirilemeyenler. O "keşke"ler ve "belki"ler. Kopacak gibi durmak, kopmaktan daha yorucudur. Günümüz insanının en büyük sırrını ifşa ediyor aslında. Yani bazen bırakmak, devam etmekten daha cesurcadır. Kendi gerçeğimizle yüzleşmek, sahte bir huzur içinde sürüklenmekten daha iyidir. En büyük kırılmalar alkışın içinde olur. Ne kadar doğru bir tespit. Başarılı görünen insanların sahne arkasında yaşadıkları çöküşler, ödül törenlerinde gülümserken içi parçalanan sanatçılar, terfi alan ama ruhunu kaybeden çalışanlar, mutlu evlilik fotoğrafları paylaşan ama sabahları aynaya bakamayan insanlar ve daha niceleri. Kalabalık, en iyi saklanma yeridir bir nevi. Her şeyin normal göründüğü anlarda, aslında her şey bitmiştir. Dışarıdan bakıldığında "devam ediyor" görüntüsü aldatır çoğu zaman. İnsan en çok, kimse bakmazken değişir. Kimsenin görmediği yerlerde kopan şeylerden dolayı. Bu kopuşlar sessizdir, çığlıksızdır. Sadece gözlerimizin içinde bir ışığın sönmesiyle belli olur. Sürüklenmek ile yaşamak arasındaki fark? Sürüklenen insan, akıntıya kapılmıştır. Rüzgar nereye eserse oraya gider. Toplum ne derse onu yapar. Beklentileri karşılamak için yaşar, kendi isteklerini değil. Yaşayan insan ise rotasını kendi çizer, durur, sorgular, seçer. Kitapta; ders veren bir ses yok. Sadece şunu söyleyen bir bakış var. Yap ya da yapma, uygulayıp uygulamamak bize kalmış. Devam ediyoruz diye iyi sanılıyor ama çoktan bırakmış oluyoruz bir
Edebiyat
Konuşulmadı Çünkü Söylenecek Hiçbir Şey Yeni DeğildiSezgin Kocabaş · Destek Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2020 648. kitabı
Öyle bir roman düşünün ki eserin karakterlerinden bir tanesi gelmiş geçmiş en önemli filozoflardan biri Nietzsche, diğer tarafta psikanalizin kurucusu Freud, devrinin en önemli doktorlarından biri olan Josef Breuer ve tabii ki güzelliğiyle etrafındaki erkekleri kendine hayran bırakan, adı Nietzsche, Rilke hatta Tolstoy'la aşk dedikodularına karışmış, başına buyruk ve önemli edebi eserler ortaya koymuş olan Lou Salome. Böyle bir kadronun varlığı bile o kitabı çekici kılıyor, okuma isteği oluşturuyor. Roman olmasının yanında edebi anlatımı, felsefik, psikolojik ve tarihi içeriğiyle de dolu dolu bir eser. Doktor Breuer ve Nietzsche kitabın iki ana karakteri olarak görülmektedir. Yukarıda saydıklarım ve sayamadığım diğer karakterler de yan karakterleri oluşturmaktadır. Ümitsizlik içerisindeki Nietzsche'yi tedavi etmeyi üstlenmiş Doktor Breuer ile Nietzsche arasında bu tedavi sürecinde aralarında geçen diyaloglar kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Tabii ki hasta koltuğundaki isim Nietzsche olunca zamanla roller değişiyor ve Nietzsche, Breuer'ın doktoru oluyor. Günden güne iyice birbirine açılan bu iki insanın içsel yolculukları, tıkındıkları yerde birbirlerine yardım edişleri, ikili arasında gerçekleşen felsefe, psikoloji içerikli entellektüel sohbetleri benim için tadına doyum olmaz nitelikteydi. Yazarın anlatımı da ekstra bir alkışı hakediyor. Benim gibi çok felsefe içerikli eserler okumayanlar bile bu anlatım şekliyle kitabı okumakta ve anlamakta çok zorlanmayacaktır. Gönül rahatlığıyla bu güzel eseri okumayan herkese tavsiye eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Dr. Jekyll ile Bay Hyde
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:04
Merhaba hissedenler, şimdi de size #ürkünçhikayeler #robertloisstevenaon 'dan #dr.jekyllilebayhyde kitabıyla geldim. Dostlarının çok sevdiği ve kendisiyle vakit geçirmekten büyük keyif aldığı Dr. Jekyll birdenbire tuhaf davranmaya başlar. Uzun yıllardır kendisini tanıyan yakın dostu Gabriel Utterson, Dr. Jekyll'in evine Bay Hyde adında tuhaf bir adamın gidip geldiğini öğrenir. Gabriel'in tek bildiği, Bay Hyde'ın kötü bir adam olduğu ve en iyi arkadaşının onu korurken günden güne kendisinden ve dostlarından uzaklaştığıdır. Peki, ama neden ? İşin en tuhaf kısmı da burasıdır zaten ! Bir insan sevdiği dostlarından birdenbire neden tuhaf davranmaya başlar? Bazen iyilik olsun diye bir şeyler yapmaya çalışırız ama bu bazen çok kötü bir şeye dönüşebilir. Ya bu kitapta da tam böyle şeyler oluyor. Korkunç bir şey; gerçekte olacağını düşünürsek eğer, çok korkunç bir şey, hele ki bu bir bilim insanıysa. Bence güzel bir eserdi. Ben severek ve merak ederek okudum. Akıcı, etkileyici ve enfesti. Kısa bir ara vermişsiniz gibi düşünün; bana öyle güzel ve huzurlu anlar yaşattı. Siz de gizemli şeyleri seviyorsanız bir göz atmalısınız. #kitapalıntıları "Çok korkunç bir şey gördüm. Bu dünyaya ait olmayan bir şey!" "Dr. Jekyll'e ne olduğunu bir gün öğrenebilir miyiz sence?"
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · The Kitap Çocuk Yayınları · 202627,2bin okunma
8/10
·412 syf.··
2026 112. kitabı
Çanakkale savaşına İngiltere'nin tarafından bakmak hiç şüphesiz farklı bir bakış açısı ortaya çıkarıyor. Bir tarafta dünyanın belki de o güne kadar gördüğü en büyük donanma diğer tarafta ise Türklerin şanlı ve kararlı direnişi. Kitap İngilizlerin Çanakkale cephesine savaşı neden taşıdığı, nasıl hazırlandığı gibi bilgileri içeriyor. Bazı İngiliz siyasetçilerin karşı çıkmalarına rağmen Deniz bakanı Winston Churchill'in zorla dayatmasıyla deniz savaşının planları kabul edilmiştir İngilizler kara kuvvetleri olmadan donanmayla Çanakkale'yi geçebileceklerini hayal ediyorlardı sonradan kara kuvvetlerinin desteğinide alarak Çanakkale'yi geçmeyi denediler fakat sonuç tam bir hayal kırıklığıydı ve sonunda başaramayacaklerını anlayınca donanma ve askerlerini geri çekmeye başladılar ve bu geri çekilmeye "şanlı kaçış" adını verdiler.
GeliboluRobin Prior · Akılçelen Yayınları · 201226 okunma