Yazardan okuduğum ikinci kitap ve her ikisinden de büyük keyif aldığımı söyleyebilirim. Soluk soluğa bir maceradan çok daha fazlası oluyor kurgularında. Bu kitabında da yine birkaç temayı birleştirmiş, merakla okunan, tempolu, altı doldurulmuş bir kurgu oluşturmuş.
Issız adada hayatta kalma konusu her zaman çok ilgimi çeker. Ama durun, burada sorun sadece su, beslenme ve barınma değil. Bir de katil var bizim 'mükemmel çift' lerimizin arasında. Peki mükemmel çift de ne oluyor derseniz, bunun için kurgunun başına döneceğiz.
Kitabımız, Lyla ve erkek arkadaşı Nico'nun bir reality şov için görüşmeler yapması ile başlıyor. Aslında ben daha çok yazarın, bu tür şovların arka planındaki gerilimler üzerinden ilerleyeceğini düşünmüştüm. Beş çiftimiz muhteşem bir adada kalıp, bazı oyunlara katılacak ve her hafta bir kişi elenecek. Kalan kişi strateji yapıp başka birinin partneri ile de çift olabilecek. İlk bölümler biraz, bu oyunlar, birbirinden farklı, sırları olan çiftler ve yapım ekibinin pek de güven vermeyen hazırlıkları ile ilerliyor. Aynı zamanda da bölüm aralarında gelecekte bir günde, telsizle yapılan imdat çağrılarına yer verilmiş. Merak dozunu artıran da bu çağrılar oluyor. Bir fırtına olacak, yaralılar var, yarışmacılar adada mahsur kalacak bunları biliyoruz. Ve o bölümlere gelmek için de sabırsızlandığımız bir gerçek.
İşte fırtınadan sonra kurgu farklı bir yöne gidiyor. Kitapta zaman zaman gerilim yükseliyor. Çünkü artık yarışma yerine hayatta kalan olma mücadelesi var. Kim güvenilir, kim değil bilmediğiniz bir yandan da açlık ve susuzlukla mücadele ettiğiniz günler... Merakla ve keyifle okudum, türü sevenlere tavsiye ederim.