Uzun bir zamandır kendi kendime bir çok şey üzerine düşünürken ve uzun günler boyunca kendimi ve kendi iyiliğimi ve hangi kötülükten kaçınmam gerektiğini araştırırken birdenbire bana seslendi; neydi o? Ben mi yoksa bir başkası mı İÇİMDEN BİRİ Mİ YOKSA DIŞIMDAN MI
Belkide bilinçdışım ben olmayan ama ifade bulmak için ısrar eden bir kişilik oluşturuyor..
"Seni nasıl tanıdım? Yanıtlamıyor belleğim. Hiçbir şeyi umursamadan özensiz giyinmek gibi. Bir dostla el sıkışır gibi rahat olmalı. Gülümsedin. Çok eskiden birçok kavgaya birlikte girmişiz gibi yakın duruyorsun bana. Çokça sevgiden konuştuk. Ama borçlu değiliz birbirimize gelecek günler için değil mi?"
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu.
Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp,
Hayâller alev alev beynimi yakar oldu.
Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp
Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.
İlginç Zamanlarda. Günler ilerledikçe dalgalar şiddetini arttırarak dövmeye başlamıştır. kalbinizin duvarlarını ve çaresizliğin sesi çığlık çığlığadır içinizde. Ateş düştüğü yeri yakar...
Yarın gelecek. Sonra öbür gün. Sonra bir bakmışım, bir hafta geçmiş. Bu kadar yorucu olduğunu hiç düşünmemiştim. O günler geldiğinde de yine aynı karanlık, aynı sıkışmışlık içinde yaşayacağımı bilmek... Buna katlanmak istemiyordum. İçimde fırtına koparken dışarıdan bakınca sakin sakin yürüyen halim sinirimi bozuyordu. Bir an önce bir yere varmak istedim. Bir sonuca.