9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 110 sayfalık bir kitap •Madam Corinne; Cenova asıllı, entelektüel bir kadın. Hayatını Mekteb-i Harbiye'nin yakışıklı subayı Ömer Lütfü Bey ile birleştiriyor ama Balkan Savaşı’nda eşini şehit verince dünyası kararıyor. Tam bu acının ortasında Mustafa Kemal çıkıyor karşısına. Silah arkadaşının emanetine sahip çıkmak için yaptığı taziye ziyareti, yıllar sürecek derin bir sırdaşlığın ilk adımı oluyor. •Mustafa Kemal o dönem henüz tüm dünyanın tanıdığı o büyük lider değil; kabına sığmaz ama bir o kadar da ketum bir binbaşı. Yüreğini kasıp kavuran o büyük hayalleri, ülkenin kaderini değiştirecek fikirleri duyan o çok az insandan biri Corinne oluyor. Ve aralarındaki mektup trafiği, Mustafa Kemal'in 21 Kasım 1913’te Sofya’ya gidişiyle başlıyor. •12 Ocak 1914’te Corinne’e yazdığı mektupta, içindeki büyük ihtiraslardan bahsediyor. Bu hırs makam için değil; vatanın kurtuluşu için. Henüz ortada dünya savaşı yokken kafasındaki o modern Türkiye vizyonunu, kadının toplumdaki yerini ilmek ilmek buraya yazıyor. Bu satırlar, 10 yıl sonra gerçek olacak muazzam bir kehanetin belgesi resmen. •Ardından o cehennem gibi Çanakkale Siperleri dönemi geliyor. Ölümün nefesinin hissedildiği siperlerde bile sırf insan kalabilmek, zihnini diri tutmak için Corinne’den ısrarla Fransızca romanlar, tiyatro oyunları istiyor. •İstanbul işgal edildiğinde, evinde Mustafa Kemal’in imzalı portresi asılı diye Corinne ve ailesi hapse atılıyor, ardından Roma'ya sürgün günleri başlıyor. Cumhuriyet kurulduğunda Corinne’in yazdığı o gurur dolu son mektubu tüylerimi diken diken etti. Yıllar sonra Türkiye'ye döndüğünde, yoğun devlet işlerinin ve bürokratik duvarların araya girmesiyle
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 048 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2026 30. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 18:32
“Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonuma bir yenisi daha eklendi: Arıları Kurtardığımız Yaz. Arıları çok seven biri olarak daha kitabın ismine ve kapağına ilk anda vuruldum zaten. Kitap boyunca karakterlerin çoğunu gerçekten çok sevdim. Özellikle çocukların yaşadıkları durum karşısında verdikleri tepkiler çok gerçek hissettirdi bana. Her çocuk zor bir durumla farklı şekilde baş etmeye çalışıyor sonuçta; biri kaçmayı seçerken diğeri içine kapanıp susmayı tercih etti, kalanlarsa kabullenmeyi. Ama hepsinin ortak noktası, bir gelecekleri olduğunu annelerine kanıtlamaya çalışmalarıydı. Bu çabaları okurken hem üzüldüm hem de onlarla gurur duydum. Ama Wolf’un annesine karşı aynı sempatiyi hissedemedim. Bir anne olarak çocuklarının duygularına bu kadar duyarsız olması beni gerçekten sinirlendirdi. Eğitimlerini önemsememesi, istemedikleri kostümleri giymeye zorlaması ve istemedikleri bir yolculuğun içine sürüklemesi boyunca içimde sürekli bir öfke vardı. Çocukların sesini duymamakta bu kadar ısrar etmesi çok can yakıcıydı. Kitapla ilgili sevmediğim şey ise açık sonla bitmesiydi. Violet nereye gitti? Geri dönecek mi? İkizler yolculuğa devam mı edecek yoksa büyükanneleriyle mi kalacak? Hikâye bittiğinde kafamın içinde hâlâ cevap bekleyen bir sürü soru vardı. Yine de kitabın o sıcak, kırgın ve umutlu havasını sevdim. Özellikle arıların hikâyenin içinde taşıdığı anlam çok güzeldi. Bazı insanlar için arılar sadece arıdır belki ama bu kitapta özgürlüğü, düzeni, geleceği ve ait olmayı temsil ediyorlardı sanki. Robin Stevenson Arıları Kurtardığımız Yaz
Arıları Kurtardığımız YazRobin Stevenson · Ren Kitap · 2017137 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:05
Bu kitabı 2.okuyuşum ve ilk okuduğumdaki o etkiyi alamadım maalesef:( Ve Şebnem İşigüzel'in önsözünde dediği cümleye katılıyorum: "Gurur ve Önyargı'yı ilk kez okuyacak olanların yerinde olmayı çok isterdim." 1700'lerde yaşayan 5 kız kardeş. Baş kahraman ikincileri olan Elizabeth. Onun Darcy ile olan aşkı ilk okuduğumda beni çok etkilemişti. Yazar cümleleri öyle güzel kullanıyorki, diyologlar dışında geçen hareketleri, beden dilini okuyucuya çok iyi anlatıyor ve o aşkı hissettiriyor size. 3 yıl önce bu kitabı ilk okuduğumda duygularım çok farklıydı. Şu an etkilenmemin az olması sanırım yaşadığım dönemle alakalı. Filmi de var ve o kadar güzelki. Elizabeth'i Keira Knightley'den başkası oynayamazdı:)
Aşk
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Doğan Kitap · 201897,8bin okunma
8/10
·544 syf.··
2026 49. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Bu kitap ilk çıktığında okumayan kimse kalmadı ben hariç o yorumlar okuma isteğimi aşırı yükseltti kesinlikle okumam lazım diye düşünüyordum yazardan daha önce kitap okumamıştım ama yayinevini çok seviyorum bütün kitapları aşırı iyi. Ben bu kitapla ilgili aşırı kendimi yükselttiğim için biraz şaşırdım kitap ağır bir kitap kurgusu ağır sizler nasıl bir günde okuduğunuzu söylediniz ben anlamadım ben 5 günde okudum sindirerek okunacak bir kitap. Hadi gelin biraz kitabın konusuna bakalım. Gurur Leyla Farah Kitabımız Gurur ve Leyla arasında geçiyor diyebiliriz. Farah babasının düşmanları tarafından kaçırılmış ve sonrada kendini hiç toplayamamis psikolojisi bozuk biridir. Gurur ise anne ve babasını kaybetmiş biridir. İkisinin ortak noktası acı. Kitapta çok fazla karakter var bu beni biraz yordu ama seri devam ediyormuş ona da fırsat verip bu kitabı tekrar okuycam her kitabın okunma dönemi vardır belki de ona denk gelmedi ama bu kitabı seven çok kişi var. Yazarin kalemini beğendim ve sevdim güzeldi. Kitabın kapağı içinde yer alan çizimler aşırı iyiydi çok beğendim.
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,023 okunma
Anna Karenina
8/10
·1062 syf.··
2026 5. kitabı
Aşk insana neler yaptırabilir? Ya da şöyle sorayım; insana olağanüstü şeyler yaptıran duygu aşk mıdır? Statü, aile, fedakarlık, gurur gibi kavramları umursatmayacak derecede kör olmak aşktan mı? Bir kadının yumuşak karnını bulup onu oradan beslerseniz, kadın ömrünün sonuna dek görünmez bir iple size bağlı kalır. İşte bu roman da duygusal olarak aç bir kadının, ancak yoruluncaya kadar tutkuları peşinde koşan bir adam tarafından istemediği kadar beslenmesiyle başlıyor. Zamanla tutkular bitiyor, güzel elbiseler ardına gizlenmiş hastalıklı ruhlar ortaya çıkıyor ve oyun bitiyor. Upuzun, bir o kadar da kasvetli bir roman. Benim gibi melankoliyi seven biriyseniz tam size göre.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 98. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:19
Orhan Kemal’in 1960 yılında kaleme aldığı ve okuyucu ile buluşturduğu “El Kızı“, çok tanıdık bir hikayeyi ele almış olmakla birlikte, insanda farklı duygular yaratıyor. Toplumcu gerçekçi yazarlarımızdan Orhan Kemal işçiye, köylüye, yoksula, insan ilişkilerine dair önemli tespitleri romanlarındaki karakterler ile hayat bulmakta. El Kızı da bu başarısının örneklerinden biri. Romanımızın üç ana kahramanı var. Nazan, Mazhar ve Hacer. Nazan, Mazhar’ın karısı. Sevgisini belli edemeyen, her an hata yapmaktan korkan bir karakter. Mazhar şehrin en tanınan avukatlarından biri. Nazan’ı yıllar öncesinden sevmiş ve kendi isteğiyle evlenmiş. Mazhar’ın annesi Hacer ise aşağılık kompleksi yaşayan, avukat annesi olmakla gurur duyan ve Nazan’ı Mazhar’a layık görmeyen kayınvalide olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın adından da tahmin edilebileceği gibi, bir gelin-kayınvalide çatışması ve arada kalan bir koca ile başlıyor hikayemiz. Şahsen okurken yalnızca bu çatışmaların ele alınacağını düşündüğüm romanda işler bambaşka seyrediyor ve her karakterin penceresinden dünyaya bakmak mümkün oluyor. Kapak görselinde yer alan tektaş yüzük, hikayenin başında karşımıza çıkıyor. Nazan’ı mutlu etmek isteyen Mazhar, yüklü para vererek bu tektaşı satın alıyor. Karısına hediyeyi verdiğinde bu sefer ondan bir sıcaklık görmeyi umuyor. Mazhar’ın ricası ise, Nazan’ın bu yüzüğü Hacer hanıma göstermemesi. Ancak Hacer hanım bir noktada bu yüzüğün varlığından haberdar oluyor ve Nazan’a karşı duyduğu rahatsızlık birken bin oluyor. Asıl hikaye ve çatışmalar ise bundan sonra başlıyor. O yılların toplumsal cinsiyet rollerine ayna olmaya niyetli olan El Kızı romanı, günümüze de ayna tutmayı başarıyor bana kalırsa. Hikayede süslü, “boyanan” kadına; bakımsız, “pespaye” kadına ve özgür olma çabasında olan kadına nasıl
Roman
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma