Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor.
“Lüzumsuz hiçbir şeyin peşinde koşmadım. Hiçbir ihtirasın peşinde beyhude yere emek sarf etmedim. Hiçbir zaman sınıfımızın birincisi veya ikincisi, hatta yirmincisi olmak istemedim.”
“Hakkında konuşulmasından daha kötü olan tek bir şey vardır dünyada: Hakkında hiçbir şey konuşulmaması. Bu senin aptallığın olur. Böylesi bir portre, seni İngiltere’ deki bütün genç erkeklerden daha yüksek bir yere taşıyabilir ve bütün yaşlı erkekleri kıskançlıktan çatlatabilir, eğer hâlâ bir parça heyecan duyabiliyorlarsa.”
“Ah, gençliğiniz elinizdeyken değerini bilin! Günlerinizin altınlarını sıkıcı kişileri dinleyerek, ciğeri beş para etmeyenleri adam etmeye çalışarak boşa harcamayın; hayatınızı cahillere, adilere, kabalara adayarak yazık etmeyin. Yaşayın! İçinizdeki şahane ömrü sürün! Hiçbir şey boşa gitmesin. Her an yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkmayın..”