"O kitaplardaki yalnızlığı çok gösterişli bulurdum.Aynı zamanda da korkutucu.Kendime "Bu kadar yalnız kalınabilir mi ?" diye sorardım."Sosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe ?" Ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını...Tabii bunu ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için söylemiyorum.Sözüm benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara.Ben hep kalabalık oldum.Şehrin uzağındaki bir semte giden, tek otobüsü kadar kalabalık.Tıkış tıkış !"
"Biraz kazılsa toprak görünür aslında.Biraz kaldırılsa dünyanın kabuğu, görünür gerçek var olan çıplaklığıyla...Görünür o muhteşem yazı.Dev harflerle.Bütün kıtaları kaplayan ve hepsinin altına kazınmış olan: MADE IN USA"
"Ve korkuyorlar.Çünkü onların oynadıkları oyun, günün üç saatini, içlerinde bağırıp çağıran anarşiste ayırıp geri kalan zamanında normal bir insan gibi yaşamaktan ibaret.Çok azı söylediklerini yapar.Çok azı gece anlattığını gündüz yaşar.Bunlar daha çok düşünsel kurt adamlardır.Barış ve anarşi işaretlerini sokaktaki aynı kadın heykelinin iki göğsüne çizenler bu salaklardır işte.Coşarlar insan hayatının değersizliğini anlatırken.Ama daha sonra işkence gören bir teröristin haberi karşısında, en çelik hümanist kesilip insan haklarından dem vururlar.Çelik hümanistler çelik kapı taktırırlar evlerine, adlarına methiyeler dizdikleri kaosun, devrimin geldiği gün kendilerine bir zarar gelmesin diye.Sağdan nefret ederken soldan da etmeyi unutanlardır bunlar.Kişisel muhalefetlerine bir kalabalığın fikrini eklemekten zevk duyarlar."Sola daha yakınım!" derler utanmadan.Gölgesiz yaşayamazlar, yalnız kalmaktan ödleri koptuğu için.Yakın olmazlarsa herhangi bir tarafa, yok olacaklarını düşünürler.Açık deniz adamlarının yanında karadan uzaklaşamayan dubalar gibi dururlar."
"Ve bir gün, yakın bir arkadaşımın ağabeyinin superposé av tüfeğini alıp civardaki en yüksek binanın çatısına çıktım.Helikopterlerin tepesine inebildiği gökdelenlerden birisiydi.Fişeği yerleştirip gökyüzüne kaldırdım namluyu.Dürbünden bulutları gördüm.Bir ara, bulutlar bir surata benzedi.Keskin bakışlı bir yüz çizdi havada.İki devasa göz oldu, uçuşan beyaz ve gri bulutlar...Tereddüt etmedim.O iki gözün arasına yolladım silahın içindeki bütün nefretimi ve korkumu.Yapacaklarımdan korktuğum için beni sürekli izleyeni öldürdüm.Görmesin yeryüzündeki en insanlıkdışı insanı diye.Her şeyi bileni öldürüp yalnız kaldım.Tüfek patladı.Bulutlar hareketlendi.Gözler şekilsizleşti.Surat yok oldu.Ve Tanrı'nın kanı aktı.Üç gün yağmur yağdı.Ben, benim hayatımı bileni yok ettim.Geriye kaldı milyarlarca Tanrı !"