Okurken çokta beklentiye girmeyin....
Puan vermedi·368 syf.·
2026 102. kitabı
Her klasikle dost olmak gerekmiyormuş. Bunu bana en net hissettiren kitaplardan biri Madam Bovary oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey hayranlık değil, daha çok bir uzaklıktı. Flaubert'in kalemindeki ustalığı inkâr etmek mümkün değil; karakterlerin ruh hâllerini, dönemin atmosferini ve insanın bitmek bilmeyen arayışlarını büyük bir dikkatle anlatıyor. Ancak tüm bu ustalığa rağmen romanla aramda bir bağ kuramadım. Emma Bovary'nin mutsuzluğunu okudum, hayallerini okudum, hayal kırıklıklarını okudum. Fakat onun peşinden sürüklenemedim. Sürekli başka hayatların özlemini duyması, elindekilerle yetinememesi ve mutluluğu hep başka yerlerde araması bir noktadan sonra beni karaktere yaklaştırmak yerine ondan uzaklaştırdı. Onu anlamaya çalıştım ama sevmeyi başaramadım. Belki de beni en çok zorlayan şey, romanın bende herhangi bir duygu uyandıramamış olmasıydı. Ne öfke, ne üzüntü, ne de merak... Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine girmek yerine dışında kaldığımı hissettim. Kitabı bitirdim ama karakterler benimle birlikte gelmedi. Yine de bu, kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Neden bir klasik olarak kabul edildiğini anlayabiliyorum. Sadece bazı kitaplar hayranlık uyandırırken bazıları okuruyla aynı frekansta buluşamıyor. Madam Bovary benim için edebî değerine saygı duyduğum ama kalbimde yer açamadığım kitaplardan biri... Keyifli vakitler dilerim...
Madam BovaryGustave Flaubert · Ema Yayınları · 201740,9bin okunma
7/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:38
Merhaba arkadaşlar. İyi geceler, iyi okumalar ve mutlu bir haftasonu dilerim. Nasılsınız? Jules Verne’nin Fatih Robur kitabıyla aynı ismi taşıyan kahramanını daha evvel ‘Dünyanın Hakimi’ kitabında da görmüştük ama asıl eser yani karakterden bahseden eser bu olduğu için ne yazık ki tam olarak fark edememişiz. Kitabı da şöyle 700-800 sayfalık Jules Verne külliyatlarından zannediyorduk ama 300 sayfaya ancak yaklaşan yine ışıklar içinde başlayan bir roman çıktı karşımıza. Ancak bu ışıkların devamında bu defa bir volkanik bağlantı, bir yanardağ veya insanların başına gelen bir felaketten ziyade kendi döneminde de üst düzey çekiciliği olan Özgürlük Anıtı, Gize Piramidi ve Eyfel Kulesinin üstünde beliren siyah bayraklar dikkatimizi ilk olarak çekiyor. Bunları yapan kişi de Robur’dur. Kitap onun özelinde olduğundan söylemekten çekinmek için de bir nedenimiz yok. Diğer yandan Weldon Enstitüsü ise karşımıza çıkan bir kurum. Bunlar da oldukça ilginç bir bakış açısıyla yaşayan topluluk. Nasıl? Onların düşüncesine göre insanlık bir gün uçak veya helikopter gibi havadan daha ağır taşıtlar yerine onlardan yani havadan daha hafif taşıtlarla göklere egemen olacak düşüncesiyle yaşıyorlar. Gerçi Cesnalar 1955 yılında üretildi ama onlar bile bildiğim kadarıyla havadan ağırlar. Sonuçta uçak hala. Verne ve onun karakteri Robur’un da amacı zaten ağır hava taşıtlarının üstünlüğünü her alanda ve her anlamda kanıtlamak. Bu enstitü için devam ettiğimizde Robur ile birtakım durumlar yaşandığını, buranın başkanı ve sekreterinin de dahil olduğu bir kaçırma vakasını, bu kişilerle beraber dünyanın dört bir yanına gidildiğini de okuyoruz. Burada önemli olan ve ilgimizi çeken kısım ise Albatros isimli geminin (gemi diyoruz ama kendisi uçuyor) ortaya çıkması ve onunla yaşanılan maceralar. Enstitü
Fatih RoburJules Verne · Alfa Yayınları · 202080 okunma
Reklam
Koyunlar her zaman eğitimsiz değildir!
9/10
Kitleler Psikolojisi, üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ güncelliğini koruyan bir kitap. Gustave Le Bon, insanların tek başlarınayken ve bir kalabalığın parçası olduklarındaki davranış farklarını inceliyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, eğitimli ve kültürlü insanların bile kalabalık içinde sorgulama becerilerini kaybedebilmeleri oldu. Milletvekillerinin mecliste zaman zaman birbirlerine bağırmalarını, hakaret etmelerini ve hatta kavga etmelerini hep garip bulurdum. Bu kitap, en azından bu davranışların arkasındaki psikolojiyi anlamama yardımcı oldu. Ayrıca kitap, iyi niyetle başlayan bazı toplumsal hareketlerin neden zamanla kontrolden çıkabildiğini de düşündürdü. Çünkü kalabalıklar bazen bireylerin tek başlarına asla savunmayacağı davranışları normalleştirebiliyor. Elbette günümüzde eleştirilen bazı görüşleri var. Ancak buna rağmen kitap, insanın kalabalığın içinde neden farklı davrandığını anlamak açısından hâlâ değerli. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan soru şuydu: Gerçekten kendi düşüncemin peşinden mi gidiyorum, yoksa kalabalığın peşinden mi?
Kitleler PsikolojisiGustave Le Bon · Tutku Yayınevi · 20165,2bin okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2026 137. kitabı
Taşra hayatının boğucu sıradanlığından kaçmak için pembe romanlardaki o lüks ve tutkulu aşkların peşinden koşan Emma’nın hüzünlü ve çarpıcı çöküşünü okudum. Flaubert, hayaller ile gerçeklerin amansız çatışmasını ve toplumsal ikiyüzlülüğü öyle muazzam bir psikolojik derinlikle işlemiş ki hayran kalmamak elde değil. Kendi yarattığı illüzyonların altında ezilen bir kadının trajedisini anlatan, edebiyat tarihinin en güçlü klasiklerindeydi.
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma
Eziyet gibi bir kitap
Okuması çok zor, karakterleri asla bağ kurulamayacak seviyede kalitesiz bir kitap. Ayrıca kitapta doğru düzgün bir olay örgüsü dahi yok. Bölümler yok. Bir pasagraf bir konuda devam ederken sonraki paragraf bir ay sonrasına geçiyor. Karakterlerin bakış açısı da hiçbir düzen olmadan çok şık ve karışık şekilde değişti durdu. Betimlemeler çok ama çok uzun ve yersiz. İçim bayıldı öldüm dirildim gene bitiremedim kitabı :( sonu bile çok sıkıcı ve tuhaftı. Ayrıca Emma Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın, senin kadar çekilmez bir kitap karakteri daha görmedim.
Madam BovaryGustave Flaubert · Norm Kitap · 201140,9bin okunma
Bataklık
7/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:48
Roman, gelişim çağında okuduğu romantizm akımıyla yazılmış kitaplardan etkilenen Emma’nın başından geçenleri anlatır. Emma, evlendikten sonra hayatını romanlardaki lüks yaşam ve kusursuz aşk beklentisiyle sürdürmek ister. Gerçeği hayallerine uydurmaya çalıştıkça boşluğun içinde savrulur ve yalanların arkasına saklanarak başına türlü işler açar. Ona göre Charles; yeteneksiz, tutkusuz ve beklentilerini karşılayamayan bir adamdır. Charles iyi niyetli olsa da Emma’nın dünyasına hitap edemez. Ben, Emma’nın Charles’a bir an için gerçekten aşık olduğunu ve her şey için pişmanlık duyduğunu düşünüyorum; ancak okuyanlar bu anı yakalayacaktır. ​Yazar; mekânları, kıyafetleri ve özellikle o günün eşyalarını detaylı bir şekilde betimler öyle ki çoğu boğucu ortam daha iyi hissedilir. ​Kişinin kendisini olduğundan daha önemli görmesinin, gerçeklik temeline dayanmadığı sürece hastalıklı bir düşünce yapısı olduğunu vurgular. Elde edilmesi mümkün olmayan şeylere karşı duyulan hırs, insanı olmadık heyecanlara sürükleyip hayatını felakete götürür. ​Yazar, hikâye içerisinde dinin ve burjuvazinin çıkarcılığını sert bir şekilde eleştirir; eczacı ile papazın galibi olmayan kavgaları buna örnektir. Dünyada dürüst veya romantik olanlar değil, sistemi kendi çıkarları için kullanan eczacı gibi insanlar kazanan taraftadır.
1000Kitap
Madam BovaryGustave Flaubert · Alfa Yayınları · 201840,9bin okunma
Reklam
Reklam