Aslında hiç güvenmeyen oydu. Bana hiç güvenmedi, hiçbir konuda.
“Ben kimseye kendimi anlatmak zorunda değilim; çünkü anlayan zaten suskunluğumdan anlar, anlamayanla da konuşacak bir hikâyem yok artık. İnsanların gerçek yüzünü görmek için çok büyük savaşlara gerek yok, sadece biraz zaman ve biraz sessizlik yeter. Ben çok şey yaşadım; güven dedikleri şeyin ne kadar kırılgan, sözlerin ne kadar boş olabileceğini erken öğrendim. O yüzden artık herkesi kalbime almıyorum, çünkü orası herkesin kalabileceği bir yer değil. Benim çizgim net: Ya adam gibi durursun ya da benim hayatımda hiç durmazsın. Kimseye kin tutmam ama herkesi de aynı yere koymam. Bir kez değerin düşerse, eskisi gibi yükselmezsin bende. Çünkü ben affeder gibi yapıp unutanlardan değilim, sadece susup yoluna devam edenlerdenim. Bazı insanlar kaybettiğini anlayınca geri döner, ama iş işten geçmiştir; çünkü ben o kapıyı çoktan içimden kilitlemiş olurum. Benim hikâyem kolay yazılmadı, o yüzden herkes okuyamaz. Her gülüşümün arkasında bir savaş, her sessizliğimin içinde bitmiş bir defter vardır. Bana ağır gelen insanlar değil, gereksiz yük olan hislerdir. Ben artık kimseyi taşımıyorum; kim neyse orada kalsın. Çünkü insan en çok kendine yük olana değil, en çok değer verdiğine kırılıyor. Son sözüm şudur: Ben kaybettiğim şeyleri aramam, çünkü kaybettiysem zaten benim değildir.”
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah , plan yapanların en hayırlısıdır
Güneşin gökyüzündeki vakur yürüyüşü, Allah'ın kudretinin her gün yeniden okunan bir ayeti gibidir. O, ne kendisi için doğar ne de karşılık bekler; Rabbinin emrine itaat ederek bütün mahlûkata ışığını ulaştırır. Her sabah doğuşunda, sadakatin, teslimiyetin ve emanet şuurunun sessiz bir dersini verir. Müminin kalbinde taşıdığı iman da böyledir; Allah'a güvenle yoğrulduğunda, ruhun en derin köşelerinde saklı kalan güzellikler birer birer ortaya çıkar ve kul, her şeyde Rabbinin tecellilerini görmeye başlar. Tevekkül, bir müminin kuşanabileceği en güçlü zırhtır. Fakat bu güç, kibirden değil; Allah'ın huzurunda eğilen bir kalbin tevazusundan doğar. Rabbine güvenen gönül, dünyanın fırtınaları karşısında sarsılmaz bir limana dönüşür. İnsanlar sözlerle değil, o gönülden yayılan emniyetle huzur bulurlar. Çünkü bilirler ki bu güven, fanilere dayanmanın kırılganlığından değil; Hayy ve Kayyum olan Allah'a dayanmanın sağlamlığından kaynaklanmaktadır. Allah sevgisiyle aydınlanan bir kalpte aşk, geçici arzuların dar sınırlarını aşar. Yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevmeye dönüşür. Bir kuşun kanadında, bir yetimin tebessümünde, bir gülün kokusunda ve bir damla yağmurda Allah'ın rahmetini seyretmeye başlar. İmanın olduğu yerde ümitsizlik tutunamaz; teslimiyetin olduğu yerde korku küçülür; merhametin olduğu yerde ise muhabbet çoğalır. Kalbindeki iman güneşini sabırla büyütenler, başkalarının karanlıklarına da nur taşır ve nice gönüllerin yeniden dirilmesine vesile olurlar. Ömür denilen yolculuk sona erdiğinde geriye kalan, gösterişli sözler ve büyük iddialar değil; Allah için yaşanmış samimi bir kulluktur. Güneş her akşam ufka çekilirken bile Rabbinin emriyle yeniden doğacağını bilir. Mümin de böyledir; sessizdir, vakurdur, gösterişten uzaktır. Fakat kalbinde taşıdığı iman nuru
Duygu ve Düşünce
“Hem kabul etmemek başkadır, inkar etmek başka” Bediüzzaman Said Nursî
Dünyanın o süslü ve yorucu telaşlarından büyük paylar istemedim hiç... Yanımda senin güven veren gölgen olsun yeterdi; geri kalan tüm eksikleri, el ele verip sıfırdan inşa ederdik... Harun Kaya