Günaydın
6/10
·184 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 00:00
Selam. Yazarla tanışma kitabım. Bir grup sayesinde tanışma fırsatı buldum. Kitapta konuşma işaretleri yoktu ve virgül ile ayrılmıştı. Diyalogları cümlelerin sonuna geldikçe duraksayarak anlamaya çalıştım. Okurken biri mi konuşuyor yoksa anlatıcı kendi kafasının içinden mi konuşuyor ayrımını yapmak biraz zaman kaybettirdi diyebilirim. Biraz karışır gibi oldu. Anlamak için birkaç kez okumam gerekti. Ancak kitabın sonuna gelince anlaşılır oldu her şey. Meğer defalarca okumama rağmen anlamakta güçlük çeken ben değilmişim. Yazar kitabı bu şekilde yazmış. Okuyucunun aklına güvenmiş, okuyucuyu kitapta tutmaya çalışmış ve bence başarılı oldu. Dili sade fakat okurken biraz dikkat gerektiriyor. Ve bir de azim... Bana karışık gibi geldiği anda pes edip bıraksaydım şuan bu kitabı tamamlayamazdım. O yüzden azimle okumak da şart bence. Ve sonu gerçekten şaşırttı. Kitapla kalmanız dileğimle.
1000Kitap
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,383 okunma
Masum Olan Kimdi?
Puan vermedi
Roman boyunca çoğu okur Füsun’a acır ve onu mağdur olarak görür. Ancak bana göre asıl mağdur olan kişi Sibel’dir. Çünkü Sibel, Kemal’in nişanlısıdır ve evlilik hazırlıkları içindedir. O, Kemal’i severken ve ona güvenmişken aldatılan taraf olmuştur. Füsun ise Kemal’in nişanlanacağını bilmesine rağmen onunla birlikte olmuştur. Bu durum, Füsun’un tamamen masum olmadığı gerçeğini gösterir. Kemal ve Füsun duygularının peşinden gitmiş olabilirler; ancak bunu yaparken Sibel’in hayatını ve duygularını hiçe saymışlardır. Toplum içinde genellikle yasak aşk yaşayan taraf romantikleştirilir. Fakat burada asıl haksızlığa uğrayan kişi Sibel’dir. Onun tek “suçu” sevmiş ve güvenmiş olmasıdır. Romanın sonunda Sibel’in hayatına daha sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi, aslında “iyiler kazanır” düşüncesini destekler. Sibel, takıntılı ve yıkıcı bir aşkın içinde kaybolmak yerine kendi değerini koruyan bir karakter olarak kalır. Bu yönüyle romanın en güçlü ve onurlu karakterlerinden biridir.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·136 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 00:52
resat nurinin gizli el kitabini bitirdim.. icimde hem mutluluk hem burukluk hem seref e duydugum kin hem senihayi anlamanin verdigi sukunet var. spoiler vermek istemiyorum fakat bazi dusuncelerimi de soylemek istiyorum. bence her sey sevismek degil. baska kadinlarin bellerine sarilmayi boyunlarini isirmayi cok basit anlatmis resat nuri. sanirim resat nuri de bunu aldatmaktan gormuyor. tamam hepimiz insaniz insani duygularimiz olur fakat bilmiyorum ben sadakatsizligi benimseyemiyorum ve icim o kadar aciyo ki. mevzu bahis ben olmasam bile bi askin ilk zamanlar gibi kalmayip erkegin sonradan aldatmasi benim kalbimi cok kiriyor. su an kitabin cok disinda konusacagim belki ama bunlari bu kitap sayesinde dusundugum icin bi yerde sizinle de paylasmak istiyorum. sadece sunu dusunuyorum bu ihanet bana yapilirsa ben bu aciyla nasil bas ederim su an bunu dusunurken bile bogazim dugumleniyor gozlerim doluyor. aslinda ben bunu hak etmedimden cok ya da bana bunu nasil yapardan cok bize bunu nasil yapar? birbirimizle ilk tanismalarimiz ilk hissettiklerimiz ilk heyecanimiz utancimiz ilk kavgamiz karsisindaki insanla derin bir bag kuran bi insan ona guvenmis kendini ya da onu tek basina biz olmaktan daha az sevmis bi insan bunu kaldiramaz gibi geliyo. buyuk konusmak ve yasamak hic istemiyorum. sadece acik konusmak gerekirse yine soyluyorum allah korusun ikisini de ama ölumle ayrilmak, bi tarafin karsi tarafi aldatip ayrilmasindan daha az aciticakmis gibi geliyo. cunku en basta birbirini o kadar seven o kadar deger veren iki insandan birinin "biz" e birlikteligimize boyle bi sey yapmasinin acisi.. bilmiyorum gercekten tarif edemiyorum. cünkü ölümde ihanet yok. kötülük yok. “Seçim” yok. ama aldatmada bilinçli bir seçim var. Ve insanın canını yakan o seçim. cok mu abartiyorum? bilinmez.
Gizli ElReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20241,103 okunma
7/10
·402 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 23:09
Herkese selamlar Bugun size kalemi ile yeni tanıştığım @melekber.deniz in son kitabi #yalnızseniistedim yorumu ile geldim. Yazarin anlatimini ve kalemini hep merak ediyordum. Daha evvel ki kitaplarini okumus olan çevremden romantik komedi tarzında yazdığını duymustum ki cok severim o türü. Bu kitabi da oyle sandım açıkçası. Ama tam bir Yesilcam dramasına dalmışım da haberim yokmuşKitapta o kadar üzüldüğüm olaylar ve kisiler vardi ki kim için empati kuracağımı şaşırdım. Herkes mi birbirinden mutsuz olur? Olurmuş. Guvenipte o güven bosa cikinca veya sevginin karşılığı olmayinca maalesef mutsuzluk kapidan ayrilmiyormusAma ta ki o kapiyi Özgür aralayana kadar Özgür muhtesem ötesi bir adamdı. Hatta o kadar ki bazi tavirlari bana fazla geldigi icin yok artik dedirtti. Tamam arkadaş seviyorsun, sonsuz güveniyorsun ama o kadar da anlayışla yaklasilmaz her duruma be. Serhan ile Gonca'nin konuşmasına ben bozuldum yahuAma Gonca'nin yerinde olmayı cok istedim. Böylesine sevilmek resmen ruya gibiydi. Gonca ise ne kadar uğraşsam da empati kuramadığım sevmediğim biri oldu. Evet cok uzuldu, cok cekti. Çokta güçlü bir kadındı bunlara asla sözüm yok. Ama verdiği kararlar üzgünüm ama benim icin ofsaytti. Levent ile ilişkisinin başlama seklini bir kere olduramadim. Ama iste diyorum ya Gonca hem şanssız bir insandı, hem de bu kadar sevilirken bence şansının farkina varamayan biriydi. Onu seven adamlar gerçekten cok sevdiler. Hangisini seçse onunla ömrünü mutlu bir sekilde geçirebilirdi. Gerçi son tercihi en doğrusu oldu, simdi Özgür varken bende onu isterdimAma ne bileyim hepsi birbirinden guzel seven adamlardi benim nazarımda. En üzüldüğüm ise net Levent olduParalel evrende Gonca ile onun mutluluğunu kafamda kurdum. Cok buyuk bir hata yaptı istemeden, ama iste sonuclarid cok aci oldu.
Yalnız Seni İstedimMelekber Deniz · Kaktüs Sanat Yayınları · 202518 okunma
Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Nereden başlasam acaba diye bir düşündüm . Bana hissettirdiklerin den her zaman ki gibi bahsedeceğim. Öncelikle ırmak zileli okuruna güvenmiş, anlaşılır mı diye korkmadan çekingen davranmadan kitabı yazdığı ve zekamıza güvendiği çok açık . Bu sebeple cesur bir yazar çok sevdim . Diğer kitaplarını da kesinlikle okuyacağım . Kitaba gelirsem konusunu söyleyemem ama kesinlikle çok sürükleyici aynı zamanda derin . Satır aralarında doğru cümleler ve sorular hep var . Çok fazla kitap okumayan birine karışık gelebilir küçük bir ihtimal ama bence değildi . Bitirdikten sonra kitabı kafanızda bitirmeniz uzun sürüyor . Hatta keşke okumuş biri olsa da bu kitabı bir kaç saat tartışşak diyorum . Yakaladığım bazı noktalar , satırlar , İpuçları hepsini kafamda çeviriyorum şuan da :) Bu ay okuduğum en iyi kitap olabilir kendisi . Tavsiyedir efendim .
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,383 okunma
9/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 20:44
Tepsideki Melek’i okurken, bir roman okuduğumu sık sık unuttum. Daha çok bir evin içinde dolaşıyormuşum, birinin konuşmasına kulak misafiri oluyormuşum ya da kendi çocukluğumdan bir ses bir yerlerden çıkıp geliyormuş gibi hissettim. Kitap büyük bir hikâye anlatma derdinde değil; zaten gücü de buradan geliyor. Melekli bir tepsi etrafında dolanan anlatı, aslında bir evin, bir ailenin ve o evin içinde biriken duyguların sessizce nasıl taşındığını gösteriyor. Roman boyunca dikkatimi en çok çeken şey, anlatının acele etmemesi oldu. Okuru bir yere yetiştirmeye çalışmıyor; olay örgüsü kurayım, dramatik bir an yaratayım gibi bir telaşı yok. Bunun yerine küçük şeylerle ilgileniyor: söylenmiş bir söz, yarım kalmış bir cümle, bir hitap, bir eşya. Anlatıcı sanki sürekli hatırlıyor ama hatırladıklarını düzenleme ihtiyacı da duymuyor. Zaman ileri geri gidiyor, şimdiki anla geçmiş birbirine karışıyor. Bu da metni daha “hayat gibi” yapıyor; çünkü zaten hatırlama dediğimiz şey de böyle çalışıyor. Dil meselesi burada çok belirleyici. Tepsideki Melek’in dili bana hep konuşuyormuş gibi geldi. Yer yer eksiltili, yer yer kendini düzelten, bazen bir şeye takılıp kalan bir dil bu. Süslü değil, gösterişli değil ama çok canlı. Okurken “güzel cümle” kurulsun diye yazılmış yerler hissetmiyorsunuz. Sanki yazar cümleye değil, anlatılan şeye güvenmiş. Bu da okur olarak beni rahatlatan bir şey oldu; metnin beni etkilemeye çalışmadığını, sadece kendi sesini takip ettiğini düşündüm. Bu noktada ister istemez Esra Kahya’nın ilk kitabındaki(Kambur) dili aklıma geliyor. İlk kitabında cümlelerin biraz daha öne çıkmak istediğini, düşüncenin aforizma gibi parlatıldığını hissettiğimi hatırlıyorum. O kitapta yer yer “bak burada bir şey söylüyorum” diyen bir dil vardı. Tepsideki Melek’te ise bu ihtiyaç sanki
1000Kitap
Tepsideki MelekEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2025201 okunma