"Kız galiba o yolun yolcusu? Ha? Şişman karıda da tam esnaf kılığı var ya!..."
Ömer güldü:
"Sen zaten başka türlü düşünemezsin ki; o mübarek kafan her şeyi mevcut bir ölçüye uydurmadan rahat edemez. Bu adam şu kadını tanımıyordu, gitti, konuştu. Kadın polise vermedi, demek ki o yolun yolcusuydu. Oldu bitti. Başka bir şey olamaz. Hayatta fevkalade hiçbir hadise yoktur. Her şey birbirinin aynıdır. Işte bu kadar...
"Böyle dümdüz bir beynim olacağına hiç olmamasını tercih ederdim..."
"Biz çok zengindik memlekette, şimdi çok utanıyorum."
"Neden?"
"Şu postallarımdan..."
"Aldırma."
"Aldırma mı? Ayıp değil mi bunlarla..."
"Neden ayıp olsun? Benim bir ağabeyim var, der ki: eski ayakkabılarımdan zenginler utansın..."
Gözlerim gene ayakkabılarıma kaydı, yanları patlamıştı. Bu türlü postalları olan birinin hiçbir kızı sevmeye hakkı olmayacağını düşündüm. Onları geri çektim, birbiri üstüne koydum, nafile... Patlaklar görünüyordu.