Güneş gibi parlak yüzü olmayan ve günahlarla yüzlerini karart-mış kişiler elbette kendi kirliliklerini göstermemek için gecenin karanlığı ile perdelenmek, gizlenmek isterler.
. O günahkârın diken gibi olan vücudunda bir gül yaprağı bile yoktur. Bu sebeple ilkbaharlar, gül yetiştirmeyen dikenlerle dolu fidana ve onun gizlediği sırlara düşmandır.
Fakat baştan aşağa gül gibi ve süsen çiçeği gibi güzel ve hoş olan kişi için bahar, görür ve gösterir iki gözdür.
Mânâsız ve faydasız olan diken, gül bitirmediğinden, gül bahçe-sinde yan gelip oturmak için güz mevsimini ister.
Güz mevsimini ister ki, o mevsim, gülün güzelliğini örtsün, giz-lesin de kendinin çirkinliğini, ayıbını kimseye göstermesin; böy-lece sen ne bu gülün rengini, güzelliğini görürsün, ne de dikenin çirkinliğini.
Bu yüzdendir ki güz mevsimi, diken için bahardır, hayattır; çün-kü o mevsimde, kara taşla yâkut bir görünür. 198