Biz Allaha ve Resulüne malikiz.
Ölçümüz daima şuydu ve daimla o kalacaktır: "Zehirle pişmiş aşı yemeğe kim gelir?"
Büyük şair ve arif Yunus Emrenin bu mısralarından güzel söz yoktur. Onun içindir ki, insanları pohpohlamak ve nefs ayranlarını kabartmak yerine, insanlara, yemesi gerçekten zehirden beter bir aş teklif ettik. İrfan, idrak ve insaf sahibi herkes, kurtuluş cevherinin bu acı aş içinde bulunduğunu anlar ve ona dört elle sarılır. Büyük bir Fransız şairinin sanatı anlattıktan sonra "gerisi edebiyattır!" demesi gibi, gerisi yemek değil, muzahrefättır. Zehirle pişmiş aşı yemeğe kim gelir? Evet, evet, ölçü budur! Malûm olsun ki, yarın, Hakkın iznile muvaffak olursak, şimdiden insanlara pek sert ve kılıçlı görünen bu aştan, çok daha acılarını yedireceğiz.
Sonumuzun tatlilaşması ıçın... Varsa bu aştan yemeye yeni istekliler, buyursun! Soframız açıktır!