Kitap 1930-1970’li yıllar arasında geçiyor ve içerisinde savaşa giden ana karakterimiz olan Egger’in çocukluğundan ölümüne kadar olan yaşamı konu alınmış.
Mekan olarak Avusturya Alpleri’nde geçiyor.
Kısaca özetini yapacak olursam :
Egger’ın küçüklüğünden başlayıp ölümüne kadar tüm hayatının çoğu ayrıntılarına şahit olmak değişik bir his uyandırdı bende.
Hayatının başında aslında onun için önemli olan şeyler sonradan nasıl önemsizleşiyor, bunu kitap iyi yansıtmayı başarmış.
Köye gelen Bittermann&Oğulları şirketinin üstlendiği teleferik inşaatında çalışmaya başlayan Egger’in gençliği bu inşaatta geçiyor.
O dönemin şartlarında bir teleferik inşaatı kısa sürmüyor haliyle.
Bu inşaat işi de basit bir iş değil, dağları oyuyorlar gibi düşünebilirsiniz aslında.
Bu sıralarda Egger, Marie ile tanışıyor ve çok temiz, saf bir ilişki yaşıyorlar.
!!SPOİLER!!
Bu aşk maalesef uzun süremiyor ve Marie elim bir kazada vefat edince Egger o sıralarda çıkan savaşa katılıyor.
5-6 yıl kadar savaşta kalıyor ve dönünce de para kazanmak için turistlere rehberlik yapıyor.
Egger kendi yaşamına odaklanmış ve yalnızlığı seven bir adam olarak hayatı son buluyor.
Sakin ve sürükleyici bir kitap, tavsiye ederim.