"Neden soyadımı kullanıyorsun?"
"Çünkü sana daha uygun."
"Bunu nereden çıkardın akıllım?"
"Çünkü Etrüskler, kendilerini Diana'ya adayan genç avcı rahibelere 'Camilla' derler. Camilla gibi bir isimle koşu şampiyonu olman normal."
"Güzelmiş. Bunu hiç duymamıştım. Bütün arkadaşlarıma artık bana Camilla demelerini söyleyeceğim."
"Bana da Claudius de, olur mu? Uygun ismim bu. Topal anlamına gelir. Akrabatarım bana Tiberius derler genellikle, ama bu uygun değil, çünkü Tiber çok hızlı akar."
Köyün birinde fakir bir adam yaşarmış. Bu fakir adamın muhteşem güzellikte bir atı varmış. At o kadar güzelmiş ki şatoda yaşayan derebeyleri atı satın almak istiyorlarmış ancak adam her seferinde satmayı reddediyormuş: 'Bu at benim gözümde sadece bir hayvan değil aynı zamanda bir arkadaş. İnsan arkadaşını nasıl satar?' diyormuş. Bir sabah ahıra gittiğinde atının kaybolduğunu görmüş. Köylüler hep bir ağızdan, 'Biz sana söylemiştik! Onu satacaktın. Bak işte, çaldırdın ... Ne büyük şanssızlık!' demişler. Yaşlı adam köylülere, 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebilir?' diye cevap vermiş.
Köylüler alay etmişler. Ama on beş gün sonra at, peşinde bir vahşi at sürüsüyle çıkagelmiş. At kaçıp kendine bir dişi at bulmuş, şimdi de sürünün bütün üyeleriyle geri dönmüş. Köylüler bu defa heyecanla, 'Ne büyük şans!' diye bağırmışlar. Yaşlı adam oğluyla birlikte vahşi atları ehlileştirmeye başlamış. Ancak bir ha fta sonra oğlu atlarla antrenman yaparken düşüp bacağını kırmış. Arkadaşları bu defa da 'Ne büyük şanssızlık!' demişler. 'Hayattaki yegane yardımcın olan oğlunun yardımı olmadan bu fakir halinle tek başına ne yaparsın?' diye hayiflanmışlar. Yaşlı adam, 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebi lir?' diye cevap vermiş yine. Bir süre sonra derebe yinin ordusu kö ye gelip bütün gençleri askere almış. Yaşlı adamın bacağı kırık olduğu için askere gidemeyen oğlu dışında ... Köylüler yaşlı adama, 'Ne kadar şanslısın, hepimizin çocukları savaşa gitti, oğlunu göndermeyen bir tek sen varsın. Oğullarımız belki de savaşta ölecek!' demişler. Yaş lı adam cevap vermiş: 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebilir?"'
Bir zamanlar İo isminde güzel bir kız varmış. O kadar güzelmiş ki kudretli Yunan tanrısı Zeus ona aşık olmuş. Fakat Zeus'un karısı Heran bu durumdan hiç hoşlanmamış.
Kıskanç Hera, Zeus'a neden kıza bu kadar ilgi gösterdiğini sormuş. Zeus, Hera'nın dediklerinin doğru olmadığını söylemiş ve İo'yu Hera'dan saklamak için onu bir ineğe çevirmiş. İo'ya otlaması için lezzetli mor menekşeleri olan bir tarla vermiş. Fakat Hera bu işin peşini bırakmamış ve kıza işkence etsin diye ona bir at sineği yollamış. İo çaresizlikten kendini denize atmış. Kendini attığı deniz İyonya Denizi olarak bilinir şimdi.
Hera, İo'ya tekrar Zeus'la görüşmemesini tembihleyerek, ondan söz almış ve bunun karşılığında onu tekrar bir kız haline getirmiş. Menekşe kelimesi buradan gelir. O yapraklar saf aşkı temsil eder.
Çünkü İo masumdu. Zeus'un ondan hoşlanması onun suçu değildi.