"Neden soyadımı kullanıyorsun?" "Çünkü sana daha uygun." "Bunu nereden çıkardın akıllım?" "Çünkü Etrüskler, kendilerini Diana'ya adayan genç avcı rahibelere 'Camilla' derler. Camilla gibi bir isimle koşu şampiyonu olman normal." "Güzelmiş. Bunu hiç duymamıştım. Bütün arkadaşlarıma artık bana Camilla demelerini söyleyeceğim." "Bana da Claudius de, olur mu? Uygun ismim bu. Topal anlamına gelir. Akrabatarım bana Tiberius derler genellikle, ama bu uygun değil, çünkü Tiber çok hızlı akar."
Sayfa 108·Kitabı okudu
Meğer birini aşkla, şuurla ve şükranla sevmek ne güzelmiş!
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ne güzelmiş, kendini şarj etmek deyimi. Üstelik bunu bir sahafta yapabilmek tam anlamıyla lüks. İmrendim doğrusu.
Sayfa 78 - Athica Yayınları Haziran 2026- Wada·Kitabı okudu
Köyün birinde fakir bir adam yaşarmış. Bu fakir adamın muh­teşem güzellikte bir atı varmış. At o kadar güzelmiş ki şatoda ya­şayan derebeyleri atı satın almak istiyorlarmış ancak adam her se­ferinde satmayı reddediyormuş: 'Bu at benim gözümde sadece bir hayvan değil aynı zamanda bir arkadaş. İnsan arkadaşını nasıl sa­tar?' diyormuş. Bir sabah ahıra gittiğinde atının kaybolduğunu gör­müş. Köylüler hep bir ağızdan, 'Biz sana söylemiştik! Onu satacak­tın. Bak işte, çaldırdın ... Ne büyük şanssızlık!' demişler. Yaşlı adam köylülere, 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebilir?' diye cevap vermiş. Köylüler alay etmişler. Ama on beş gün sonra at, peşinde bir vahşi at sürüsüyle çıkagelmiş. At kaçıp kendine bir dişi at bulmuş, şimdi de sürünün bütün üyeleriyle geri dönmüş. Köylüler bu defa heyecanla, 'Ne büyük şans!' diye bağırmışlar. Yaşlı adam oğluyla birlikte vah­şi atları ehlileştirmeye başlamış. Ancak bir ha fta sonra oğlu atlarla antrenman yaparken düşüp bacağını kırmış. Arkadaşları bu defa da 'Ne büyük şanssızlık!' demişler. 'Hayattaki yegane yardımcın olan oğlunun yardımı olmadan bu fakir halinle tek başına ne yaparsın?' diye hayiflanmışlar. Yaşlı adam, 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebi­ lir?' diye cevap vermiş yine. Bir süre sonra derebe yinin ordusu kö ye gelip bütün gençleri askere almış. Yaşlı adamın bacağı kırık olduğu için askere gidemeyen oğlu dışında ... Köylüler yaşlı adama, 'Ne ka­dar şanslısın, hepimizin çocukları savaşa gitti, oğlunu göndermeyen bir tek sen varsın. Oğullarımız belki de savaşta ölecek!' demişler. Yaş­ lı adam cevap vermiş: 'Şans mı, şanssızlık mı, kim bilebilir?"'
Menekşe
Bir zamanlar İo isminde güzel bir kız varmış. O kadar güzelmiş ki kudretli Yunan tanrısı Zeus ona aşık olmuş. Fakat Zeus'un karısı Heran bu durumdan hiç hoşlanmamış. Kıskanç Hera, Zeus'a neden kıza bu kadar ilgi gösterdiğini sormuş. Zeus, Hera'nın dediklerinin doğru olmadığını söylemiş ve İo'yu Hera'dan saklamak için onu bir ineğe çevirmiş. İo'ya otlaması için lezzetli mor menekşeleri olan bir tarla vermiş. Fakat Hera bu işin peşini bırakmamış ve kıza işkence etsin diye ona bir at sineği yollamış. İo çaresizlikten kendini denize atmış. Kendini attığı deniz İyonya Denizi olarak bilinir şimdi. Hera, İo'ya tekrar Zeus'la görüşme­mesini tembihleyerek, ondan söz almış ve bunun karşılığında onu tekrar bir kız haline getirmiş. Menekşe kelimesi buradan gelir. O yapraklar saf aşkı temsil eder. Çünkü İo masumdu. Zeus'un ondan hoşlanması onun suçu değildi.
Sayfa 368 - Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Bu kısmı daha güzelmiş :)))
Kendimi seçemiyorum Bırakıp kaçamıyorum
Sayfa 164·Kitabı okudu