Bazen sadece koşarsın. Dikenli, kum Afrika çöllerinde olsan bile,ayaklarının parçalanacağını, yolda vahşi canlılarla karşılaşacağını bilsen de, varıp varabileceğini bilmesen bile… Yoldaki çektiğin
“Bizler geçmiş fabrikalarıyız: başka neyiz ki? Zaman yiyoruz ve geçmiş üretiyoruz. Bizler zamanın gıdasıyız.”
”Sana hangi geçmişin teslim edilmesini isterdin ? Senden esirgenen hangi geçmişi yaşamak
“Mutluluğunu kimse çalamaz senden başka” diye ifade etmiş yazar. İnsanın toplumsal normlara katı bir şekilde bağlanmasından ziyade bireyselleşmesi, bilinçli yaşaması ve özgünleşebilmesi vurgusu oldukça yoğun eserde.
Aslında Herkesin içinde bir parça da olsa küçük adam olduğunu düşünüyorum ben. İnsanı kendisiyle kendi yanlış algılarıyla gerçekleriyle yüzleşemesini sağlayan düşündürücü , farkındalık kazanmasına katkıda bulunabilecek felsefi ve psikolojik bir eser, Hatta bir eleştiri ve topluma sesleniş eseri de diyebiliriz.
“Doğruyu söylemek, doğrudan sana dokunursa, yaşam tehlikesi getirir. Doğru, yaşam kurtarıcıdır, ama her korsan ona ganimet diye bakıyor! yoksa, şimdi olduğun yerde ve olduğun gibi olamazdın!”
Kitap özeleştiriden yoksun olduğumuz her noktaya değiniyor diyebilirim.
Kitaptaki küçük adam vurgusuyla biz insanlara seslenişi anlatımını daha etkileyici ve vurgulu kılmış, kitaptaki yer yer karikatür çizimleri kitaba ayrıca renk atmış.
Yazar küçük adam diye sesleniyor okura evet ama aslında küçük adam bir karakter veya kişi değil, yazar burada önyargılı, harekete geçemeyen, pasif,menfaatçi ve bencil…topluma sesleniyor.
“Aynı masada oturduğun ya da aynı evde yaşadın herhangi bir kişinin, büyük bir iş başarabileceğine, inanmazsın. Bu yüzden, bütün büyük insanlar yalnızdılar.”
“Hayat böyle bir şeydi işte, bazen en karanlık ve en aydınlık zamanları aynı anda yaşatıyordu. Bir yandan alırken, öbür yandan veriyordu.”
“Seven, doğuran, ümit eden, binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan, Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara…”
Vee 100. Kitabımla birlikte 2025 okuma hedefimi tamamlamış bulunmaktayım kendimi ayrıca tebrik ediyorum %100 okur diyebilirim artık sanırım kendime.Böyle güzel bir esere denk gelmesi de ayrıca anlamlıydı.
Kitaba gelince, üç cesur yüreğin-Smita,Gulia,Sarah- yaşam örgüsü adeta…
Hikaye, karakterler, kitabın adı o kadar örüntülü ki gerçekten çok anlamlı bir eserdi.
Mutlaka okunmasını tavsiye ediyorum.
Yazarın anlatımı çok sade ve akıcıydı. Aynı zamanda umut dolu bir eserdi. Keşke her kadın Smita gibi cesur, Gulia kadar kararlı ve Sarah kadar değişime açık olabilseydi…
Keşke her kadın kendi olabilme özgürlüğünü tadabilseydi…
Mükemmellik, her zaman güçlü olmak, hep mutlu olmak ya da kötü bir talihe boyun eğmek zorunluluk değil ama var olmak bir zorunluluktu! Herşeye rağmenlerinle birlikte kendin olabilmek - kendin kalabilmek - sadece kendince yaşamak bir zorunluluktu onlar için…
Kendi girdabından kurtulma cesaretini göstermiş, vazgeçmeyen güçlü kadınlara…
“Yarın yeniden işe koyulacağım.
Beni bekleyen başka hikayeler,
Başka hayatlar,
Başka sayfalar var .”