Henüz ölmedim. Yakında çıkacağım. Eksi üç aylığım. Rahim içindeki bu eksi zamanın nasıl ölçüldüğünü bilmiyorum. Burası karanlık ve rahat, hareket eden bir şeye bağlıyım. Üç ay sonra diğer tarafta geçeceğim. Bazıları bu ölüme doğum diyor.
Dönüp buz ve kızıl kaya yığını içinde bırakılmış olan kızağa baktı. İyi iş görmüştü, dedi. Sadakati fark gözetmeksizin, alıştığımız, kullandığımız, onlarsız olamadığımız sabırlı, inatçı, güvenilir eşyaları da kapsıyordu. Kızağı özlüyordu.
Hiçbir şey istemiyor hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. Hâlâ istediğim, hâlâ korktuğum ya da hâlâ özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.