değersiz bir hayat, kelimenin tam anlamıyla okurken nefessiz bırakan bir romandı. kitap dört “sıradan” arkadaşın oldukça “normal” arkadaşlıklarından ve ilişkilerinden bahsederek başlıyor. karakterleri tanıyoruz ve her karakteri hem yargılıyor hem seviyor hem de özümsüyoruz, zamanla onlarla birlikte yaşar oluyoruz bu sıradan hayatı. birbirlerine olan anlayışlarını ve anlayışsızlıklarını, hayatları boyunca hem birey olarak hem de bir arkadaş olarak yaptıkları hataları okuyoruz. onlarla özlüyor onlarla birlikte seviyoruz birilerini, onlarla affediyoruz. kitapta, geçmişini sır gibi saklayan yakın arkadaşları jude’un çevresinde hayatlarının nasıl değiştiğini görüyoruz. birbirlerine değer veren, bambaşka karakterlerde 4 arkadaşın içlerinden biri uğruna nasıl kenetlenebildiğini okuyoruz. korkuyu anlatıyor kitap en çok da. bir şeyden ölümüne korkmayı, bu korkunun bir hayata nasıl mal olduğunu görüyoruz. kitabın en güzel yanlarından biri, birilerine güvenmenin ne kadar zor ve belirsiz bir şey olduğunu anlatırken aynı zamanda karakterin kendi tabularını yıkmaya çalışıp birilerine güvenmeye soyunma çabasından bahsediyor olmasıydı. karakterin kendini hiçbir şeye layık görmemesi, kendini inanılmaz bir katı ifadeyle yargılarken çevresindeki insanların ona uzattığı elleri tutmaya bile layık olmadığını düşünmesi ve buna rağmen onu seven insanların inatla onu yaşatmaya çalışması öyle acı ki. değersiz bir hayat birine koşulsuz yardım etmenin ve hatta sevdiğin kişi uğruna bir şeyleri feda edebilmenin hikayesi aslında, birine değer vermenin hikayesi. son olarak değersiz bir hayat, bazen başımıza gelenleri hak etmediğimizin, bunların yalnızca hayatın önümüze sunduğu şeyler olmasının hikayesiydi ve bazen tek ihtiyacımızın anlatmak olduğunun.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bu kitap okuduğum ilk gotik edebiyat eseriydi ve kitaba hayran kaldım. uzunca zamandır okumak istediğim bu eser gerçekten gotik edebiyata başlangıç için oldukça ideal. kitap, insanın ikircikli kişiliğinin ne denli tutarsız ve tehlikeli olduğunu, var oluşumuz içerisindeki zıt kutupların nasıl bir seviyede çarpışabileceğini gözler önüne seriyor. kitabı okuduktan sonra nefessiz kaldım. kitap bana iyiliğin ve tutarlılığın içimizde olduğu kadar, kötülüğün ve aşırılığın da bir o kadar bünyemizde barındığını hatırlattı. ne de olsa ikisi de kendi benliğimiz. her ne kadar bir diğerini ötekileştirip, yokmuş gibi davransak da...