Sezai Karakoç, İslam’ın Dirilişi adlı eserinde İslam’ın üzerindeki karanlık perdeyi aralayarak nasıl bir diriliş sesi olunabileceğini anlatır. Müslümanların ancak İslam’ın özündeki diriliş ruhunu yeniden keşfederek uyanabileceğini aksi halde Doğu’nun karanlık alışkanlıkları ile Batı’nın kör taklitçiliği arasında kaybolup gideceğimizi vurgular.Eserde diğer dinler ve kıtalar da ele alınarak İslam’ın yüceliği derin bir bakışla ortaya konur. Kitabın bir bölümünde Türkiye’deki Nurculuk ve Büyükdoğuculuk akımlarının “İslam dirilişinin ilk düşünce, inanç ve aksiyon hareketleri” olduğu belirtilir. Nurculuk’un Bediüzzaman Said Nursı’nin, Büyükdoğuculuk’un Necip Fazıl Kısakürek’in, Diriliş’in ise Sezai Karakoç’un çizgisinde ilerlemesi bu topraklarda yeniden bir uyanışın işareti gibidir…
Mekânın cennet olsun, Büyük Üstad..
Düşüncede diriliş olmaksızın inançta diriliş gelişemez. İnanışta diriliş olmaksızın da duyuşta , duyarlıkta, yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz.