" Zenginin zengin diye derdi olamaz, fakirin fakir diye, gencin genç diye, yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? "
Bazen hayata en yakın olduğumuz yerle ölüme en yakın olduğumuz yer birbirine karışır; en mutlu ve en kederli anların böylesine yakınlığı insanın trajik şaşkınlığı ve güvensizliğidir.
Çok istemek kadere karşı gizli bir başkaldırıdır. Kaderin çoğu zaman insandan beklediği tutku ve arzu değil, sabır ve teslimiyettir. Yüksek arzular yüksek sınamalar anlamına gelir.
Bir savaş meydanından geçerek gelmişim o günden bugüne. Darbeler ala ala, yıkıla kalka, uyarıları duymayarak, "Dur!" işaretlerini görmeyerek... Sadece içimdeki, "Devam, sonuna kadar devam!" diyen sese kulak verip, orası burası darmadağınık bir halde gelmiş ve hedefimin kapısına dayanmışım. Son metrelerde çok yorgun olsam da, gittiğim yönden artık hiç emin olamasam da, o sesin
peşinden gitmekten başka bir şey yapamıyorum.