Kuyucaklı Yusuf... neler söyleyebilirim diye çok düşündüm. Böyle hüzünlü hikayeler yürek burkucu.
Bu kitabı çok önceden almıştım ama bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım ve bu sene okumaya niyet edip okudum.
Güzel ve akıcı bir hikaye okuyoruz. Yusuf'un hikayesine saflığına, aşkına ve acı dolu yaşantısına eşlik ediyoruz okurken...
Ben kitabı beğendim. Sadece okurken eski Türkçeye ait kelimelerle betimlemeler hızlı ilerlememi engellemiş oldu. Ama okunması gereken kitaplardan biriymiş bunu anlamış oldum.
İyi ki yolumuz kesişmiş Kuyucaklı Yusuf...
Aslında kitapla ilgili söylemek istediğim çok bir şey yok. Ama bir kaç cümle eklemek istedim.
Hacime ve Şimamoto arasında çocukluktan başlayıp süregelen bir aşk mı demeliyim hayalde süregelen bir aşk mı demeliyim bilemedim.
Çocuklukta başlayıp yolları ayrılan ve yıllar sonra tekrar yolları buluşan bir aşk diyebilirim sanırım.
Öyle çok etkileyci bir aşktı diyemiyorum. Ama sade anlatımı ile genel olarak beğendiğim bir kitap oldu diyebilirim. Kitapta en çok beğendiğim bir şeyi seçecek olursam güzel alıntılar yapacağım bana hitap eden güzel kurulmuş cümlelerdi.
Yazardan ilk okuduğum kitaptı. Şimdi gözümü Sahilde Kafka'ya diktim. En kısa zamanda onu okumak istiyorum.
Kitap hakkında bir inceleme gibi değil de kitapla ilgili minik bir anı yazmak istedim.
2017 yılında okudum bu kitabı.
Boş dersimde öğretmenler odasında otururken okul kütüphanesi için yeni gelmiş olan kitaplar masanın üzerinde duruyordu. Onların arasında gözüme ilişti Sadako. Sonra okumaya başladım. Ve bir solukta bitti. Bittiğinde gerçekten duygulanmıştım. Okur gibi değil de yaşar gibi olmuştum bu kitapta. Ben çok sevmiştim kitabı.
Bir boş ders saatimi değerli bir okuma ile doldurmuş olmuştum.
Erkek bir yazarın kaleminden delicesine aşık bir kadının, aşık olduğu adama mektubu. Ne de güzel okunup bitirilesi bir mektuptu. Tek solukluk bir kitaptı.
Bir çırpıda okunan bir kitap. Ancak bir çocuk kitabı olmak için hikâyenin içeriğini çok uygun bulmadım. İçerisinde hançer ile ilgili olan yerler ve bazı yerlerde balığın büyükler ile konuşma şekli çocuklara uygun olmadığını ortaya koyuyor bence. Ama biz büyükler için bir solukluk hikâye. Hayır orada bir şey yok diyen tüm kalıplaşmış gönüllere güzel bir cevap veriyor küçük kara balık. "Yola düşüp gitmek,başka yerlerde neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum" diyerek başlayan merak duygusu, sorgulama ve keşfetme ile devam eden bir hikâye.