Hakan Kerimoğlu

Hakan Kerimoğlu
@hakankerimoglu
Gezgin Fotoğrafçı Sanat Tarihi Sevdalısı ig: hakanphotograph #219099904
Gitmek göze alabilmektir. Gitmek tehlikedir. Gitmek merak etmektir, riski göze alabilmektir.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·117 syf.··
2026 54. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 21:44
Stefan Zweig okurken hep aynı hissi yaşıyorum: Adam olay anlatmıyor… insanın içini anlatıyor. “Alacakaranlık Öyküsü” de tam olarak böyle bir metin. Dışarıdan bakınca çok büyük bir şey olmuyor gibi ama içerde inanılmaz bir yoğunluk var. Bir duygu, bir an, bir fark ediş… ve hepsi insanın içine yavaş yavaş işliyor. En çok hoşuma giden şey şu oldu: Zweig, karakteri anlatmıyor aslında. Onun zihninin içinde dolaştırıyor seni. Ve bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Okuduğun şey başkasının hikâyesi değil, senin içinden geçen bir şey. Alacakaranlık kavramı zaten başlı başına her şeyi anlatıyor. Ne tam aydınlık ne tam karanlık… İnsan da tam olarak böyle bir yerde duruyor bence. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, insanın bazı şeyleri fark ettiğinde artık çok geç olması hissiydi. O geç kalmışlık duygusu gerçekten rahatsız edici ama bir o kadar da gerçek. Kısacası bu kitap bana şunu hissettirdi: İnsan, kendi içindeki şeyleri anlamakta çoğu zaman geç kalıyor. Ve belki de en çarpıcı tarafı şu: Bu hikâyeyi okurken bir karakteri değil… kendimi okuyor gibi hissettim.
1000Kitap
Alacakaranlık ÖyküsüStefan Zweig · Milliyet Yayınları · 199512 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 21:44
·
2026 54. kitabı
Stefan Zweig
0/10 · 12 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 11. kitabı
Üç Kız Kardeş bende bir hikâye hissinden çok, uzun süredir ertelenen bir hayatın ağırlığını bıraktı. Kitap boyunca herkes bir yere gitmek istiyor. En çok da Moskova’ya… Ama aslında mesele bir şehir değil. Mesele, insanların olmak istedikleri hayat. En garip olan şu: Herkes neyin eksik olduğunu biliyor gibi. Ama kimse gerçekten bir adım atmıyor. Sanki hayat onların yerine akıyor ve onlar sadece izliyor. Karakterler bana çok gerçek geldi. Çünkü kimse tamamen güçlü değil, kimse tamamen zayıf da değil. Herkes biraz umutlu, biraz yorgun, biraz da geç kalmış gibi. Kitapta büyük olaylar yok ama içten içe bir tükenmişlik hissi var. Konuşmaların arasında, özellikle de sessizliklerde bu çok net hissediliyor. Şunu düşündüm okurken: İnsan bazen mutsuz olduğu için değil, yaşamak istediği hayatı sürekli ertelediği için yoruluyor. Çehov yine hiçbir şeyi zorlamıyor. Dram yaratmaya çalışmıyor.
1000Kitap
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 10. kitabı
Hayatta bazı şeyler bir anda değil, geç kalındığı için kaybedilir. Vişne Bahçesi bana bir olay anlatmaktan çok, bir şeylerin yavaş yavaş bittiği hissini verdi. Kitapta aslında çok net bir durum var: herkes değişimin farkında ama kimse gerçekten harekete geçmiyor. Sanki herkes bekliyor… ama neyi beklediğini de tam bilmiyor. En çok dikkatimi çeken şey şu oldu: Karakterler aptal değil, durumu anlamıyor da değiller. Ama buna rağmen hiçbir şeyi değiştiremiyorlar. Bu da bana çok tanıdık geldi. Vişne bahçesi sadece bir yer değil gibi hissettirdi bana. Daha çok geçmişin, alışkanlıkların ve bırakılmak istenmeyen şeylerin bir sembolü. Ve insanlar bazen bir şeyi kaybedeceklerini bildikleri hâlde ona tutunmaya devam ediyor. Kitap boyunca büyük bir dram yok ama içten içe bir sıkışmışlık hissi var. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten bir şey söylemiyor. Asıl mesele yine söylenmeyenlerde. Şunu düşündüm okurken: İnsan bazen hayatını değiştiremediği için değil,
1000Kitap
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma