Alçakgönüllülüğe hiç de taraftar gözükmeyen Kepler buluşlarını şu sözlerle anlatıyordu :
Bu seslerin senfonisini duyabilen bir insan, zamanın sonsuzluğunu bir anda bile kavrayabilir ve azıcık da olsa Tanrı'nın, en büyük sanatçının zevkini tadabilir.
Kutsal coşkunun girdabına bırakıyorum kendimi... Kalıbı döktüm ve kitabı ben yazmaktayım. Bu kitap ister şimdi okunsun, ister gelecek kuşaklar tarafından okunsun, farketmez. Tanrı'nın da bir tanık bulabilmek için 6000 yıl bekleyişi gibi.
Sonra zorlu bir matematik problemi karşısında bocalayan krala, "Geometri alanında krallara mahsus özel bir yol yoktur." diyen geometri dehası Eukleides'e (Öklid) rastlıyoruz.
Sahibkıran, nihâyet 1405 yılının kışında devasa ordusu ile Çin'e doğru yola koyuldu. Bu sırada torunu ve veliahtı gösterdiği Pir Muhammed'e ordusu ile Kandahar tarafına yönelmesini emreden bir buyruk gönderdi. Buyruğa şu notu da eklemişti.
"Oğlum, iki koldan gireceğiz Çin denen küffar toprağına. Müslüman'a zulmetmenin ne olduğunu göstereceğiz."
Öyle kazanılmış, öyle düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı. Türk, Oğuz beyleri, milleti işit: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese Türk milleti ! ilini, töreni kim bozabilecekti ? Orhun Abideleri