Terk edilmek yalnız kalmak sünnettir.
1. Gönül Yarası ve Terk Edilmişlikle Sınanan Peygamberler Hz. Yusuf ve Züleyha (Aşkın ve Sabrın İmtihanı) Durumu: Hikayede Züleyha, Hz. Yusuf’a beşeri bir aşkla bağlanmış ancak aşkına karşılık bulamayınca ona iftira atarak hapse attırmıştır. Yusuf (a.s.) hem ailesi tarafından bir kuyuya atılarak ortada bırakılmış hem de Züleyha’nın hırsı yüzünden zindanda yıllarca yalnızlığa terk edilmiştir. Neden terk edildi/yalnız kaldı? İffetini, iffetsiz bir aşka feda etmediği; Allah'a olan sevgisini beşeri bir arzunun önüne koyduğu için. Hz. Yakub (Ayrılık Acısı) Durumu: Hz. Yakub, oğlu Yusuf’a duyduğu derin sevgi (muhabbet) yüzünden evlatları tarafından adeta evlat acısıyla baş başa bırakılmıştır. Yıllarca gözyaşı dökerek kör olmuş, dünya hayatında büyük bir hicran (ayrılık) yaşamıştır. Neden terk edildi? Oğullarının kıskançlığı ve Yusuf'a olan aşırı sevgisini çekememeleri yüzünden. Hz. Muhammed (s.a.v.) (Taif ve Tebük Yalnızlığı) Durumu: Mekkelilerin zulmünden kaçıp sevgi ve merhamet arayışıyla gittiği Taif halkı tarafından taşlanmış, yapayalnız ve kanlar içinde bırakılmıştır. Ayrıca eşi Hz. Hatice’nin vefat ettiği yıla "Hüzün Yılı" denmiştir; en büyük destekçisini kaybederek insani bir yalnızlık yaşamıştır. Neden terk edildi? İnsanları batıldan hakka davet ettiği ve kurulu düzene (putperestliğe) karşı çıktığı için. 2. İlahi Aşkın ve Yalnızlığın Alimleri / Sufileri Tasavvufta "terk edilmek", kulun Allah’a olan aşkı yüzünden halk (insanlar) tarafından dışlanması demektir. Sufiler buna "Malamat" veya "Gurbet" derler. Hallac-ı Mansur Durumu: Allah’a duyduğu aşırı sevgi ve cezbe (Enel Hak - Ben Hakk'ım/Hakk'tanım sözü) yüzünden dönemin uleması ve dostları tarafından yalnız bırakıldı, zindana atıldı ve idam edildi. Hatta en yakın dostu Şibli bile ona
Din
Her an, ömrün en mukaddes parçası; gönlün kendi cennetine akma zamanıdır... ​Zira geçmiş bir daha yaşanmaz, gelecek ise henüz sana emanet değildir. Avucunda tuttuğun yegâne hakikat, şu aldığın nefesin içindeki "şimdi"den ibarettir. ​Bir anı ıskalamak, koca bir ömrü eksik yaşamaktır. Bu yüzden aşkını, gülüşünü, mutluluğunu erteleme, özrü geciktirme, sarılmayı sonraya bırakma. Çiçeğin uyanışını kaçıran, baharı yaşamış sayılmaz. Gözünün önündeki gülüşü görmeyip geçen, aşkı ve sevgiyi ıskalar. ​Her an, sana lütfedilmiş bir defalık hediye. Ya şükürle açarsın bu zarfı, ya pişmanlıkla mühürlersin. Seçim senin: Ya o anın içinde aşkla var olursun, ya da sadece vakit geçirirsin. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
Reklam
Ne çok gezen bilir ne de çok okuyan. Allah kime ilim ve hikmet nasip ederse ancak o bilir. Bu bazen bir çoban olur, bazen bir evsiz. "Hakk'ı bil sırrını eyleme zâhir, Olmak ister isen bu yolda mâhir, Harâbât ehlini hor görme Şâkir, Defineye mâlik virâneler var" -İbrahim Hakkı Erzurûmî "Nice âlimler vardır ki hakiki ilimden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bu tür âlim ilim hafızıdır, ama ilim sevgilisi değil. Ey emin kişi, bilgide ne kadar ileri gidersen git onunla gaybı gören gözlerin açılmaz. Kendine, aşkı ve bakışı öğret! (İşte) bu bilgi, taşa kazılan nakış gibidir. Tutulmadan, kekelemeden yüzlerce kitap okusan, Allah takdir etmediyse aklında hiçbir şey kalmaz. Fakat Allah’a lâyıkıyla kulluk edersen bir kitap bile okumadan, yeninden-yakandan duyulmadık bilgiler bulursun." -Mevlânâ
Allah Teâlâ Sevdiği Kulunu...
Allah Teâlâ sevdiği kulunun ruhunu ve kalbini ilimle nurlandırır. Cehaletin karanlığından kurtarır, ilim ve hikmetle yolunu aydınlatır. Ona hakkı hak, batılı batıl olarak görebilecek bir basiret ve feraset nasip eder. Allah Teâlâ sevdiği kuluna cihad şuuru verir. Önce kendi nefsiyle mücadele etmeyi öğretir. Sonra ailesinin, yakınlarının ve bütün insanların hidayeti için gayret etmeyi nasip eder. Güzel ahlâkı, merhameti ve hakikati yaşayarak ve anlatarak Allah'ın nurunu gönüllere ulaştırmaya çalışır. İnsanlığın hayrına hizmet etmeyi kendisine vazife bilir. Allah Teâlâ sevdiği kuluna kulluk bilinci kazandırır. Nefsini tezkiye edip kalbini tasfiye eden kul, Rabbinin rızasını hayatının en büyük gayesi hâline getirir. Gönlünde hizmet aşkı uyanır; ömrünü, vaktini ve imkânlarını Allah Teâlâ'nın rızasına uygun işlerde değerlendirmeye çalışır. Her nefesini Hakk'a yakınlaşmanın ve insanlığa faydalı olmanın vesilesi kılmak ister. Allah Teâlâ sevdiği kulunu ibadetle şereflendirir. Ona namazı sevdirir, ibadeti kolaylaştırır ve huzuruna kabul eder. Kulunu namazda misafir eder, secdede kendisine yaklaştırır ve rızasıyla mükâfatlandırır. Namazla kuluna acizliğini, Rabbine olan ihtiyacını ve hayatın gerçek anlamını hatırlatır. Her secdede dünyanın geçici, ahiretin ise ebedî olduğunu hissettirir. Kalbini gafletten uyandırır, ruhunu huzurla doldurur. Allah Teâlâ sevdiği kulunu oruçla terbiye eder. Ona sabrı, nefsiyle mücadeleyi ve iradesine hâkim olmayı öğretir. Açlığın ve susuzluğun içinde nimetlerin kıymetini fark ettirir; fakirin, garibin ve muhtacın hâlini anlamasını sağlar. Allah Teâlâ sevdiği kulunu zekât ve sadakayla güzelleştirir. Malın gerçek sahibinin Allah Teâlâ olduğunu öğretir. Vermenin lezzetini tattırır, paylaşmanın huzurunu yaşatır ve kalbini cimrilikten arındırır.
Hayat ve İnsan
Ben olmadan bizi, biz olmadan aşkı anlayamazsınız... Çünkü gerçek aşk, ben’i eritir, bizi diriltir, Ve ikimizi de Hakk’a şahit kılar. ___ /Güven Taşdemir
BAYRAM O BAYRAM OLA
Cân bula cânânını Bayrâm o bayrâm ola Kul bula sultânını Bayrâm o bayrâm ola Hüzn ü keder def' ola Dilde hicâb ref' ola Cümle günâh af ola Bayrâm o bayrâm ola Mevlâ bizi afv ede Gör ne güzel 'ıyd ola Cürm ü hatâlar gide Bayrâm o bayrâm ola Feyz-i mehabbet-i Hakk Nur-i hidâyet siyâk Cennet-i a'lâ durak Bayrâm o bayrâm ola Hakk'ı seven merd-i şîr Kalbi olur müstenîr Allah ola destigîr Bayrâm o bayrâm ola El tuta kitâbını Dil tuta hitâbını Cân tuta şitâbını Bayrâm o bayrâm ola
Reklam
Reklam