Doğru ve kalpten gelen bir ihlâs, Hakk'a bağlılık, dini her türlü şaibe ve tahrifattan koruma aşkı, Allah'ın Sözü'nü yüceltmek, masum Peygamberimizin (s.a.v.) sözünün dışında her söze karşı gelip terk etmek... Bütün bunlar, insanı bahsettiğimiz her tür tenkit ve mülahazalardan gücenmez hâle getirir ve eleştirilerin Islâm'ı anlamaya ve anlatmaya yardım edebilecek, İslâm'ı koruyacak bir tarzda olduğunu görür görmez onları geniş bir yüreklilik ve açık bir kalple karşılar. Bu da şunu gösterir: Maksat ne insanı olduğundan fazla büyütmek, ne süslü söz söylemek, ne de yazıyı tezyin etmektir. Asıl maksat hakkı izlemek ve Allah'ın rızasını kazanmaktır.Allah hakkı söyler, hak yoluna hidâyet eder.
Ahiret Penceresinden
Firâset sahibi kâmil mü'minler, îmânın kazandırdığı engin görüş ufku sâyesinde hâdiseleri âhiret penceresinden seyrederler. Bu vesileyle de her dâim bir artı-eksi, yani fayda ve zarar hesabı içinde olurlar. Bu yüzden onların îman aşkı karşısında, dünyevî ezâ ve cefâların, gelip geçici çile ve ıztırapların, sözü edilecek kadar bile değeri yoktur...
Sayfa 70 - Erkam Yayınları, Genç Kitaplığı, İstanbul 2010·Kitabı okudu
Reklam
aynen milli mücadele devlet operasyonu.. aynen..
Tarihe bir vesika olması için, Ferid Hükumeti'nin şeyhülislamlarına yazdırdıkları fetvaları aşağıya yazıyorum: Fetvalar Suretleri Sebeb-i nizam-ı alem olan Halife-i İslam edamallahu te'ala hilafetehu ila-yevmi'l-kıyam Hazretlerinin taht-ı velayetinde bulunan bilad-ı İslamiye'de bazı eşhas-ı şerire ittifak ve ittihad ve kendilerine rüesa intihab ederek teba'a-i sadıka-i şahaneyi hıyel ve tezvirat ile iğfal ve idlale ve bila-emr-i ali ahaliden asker cem'ine kıyam edüp zahirde askeri iaşe ve techiz bahanesi ile ve hakikatte cem'-i mal sevdasıyla hilaf-ı şer'-i şerif ve mugayir-i emr-i münif birtakım garamat ve vergüler tarh ve tevzi' ve enva' -ı tazyik ve işkencelerle nasın emval ve eşyasını gasb u garet ve bu vechile ibadullaha zulmü i'tiyad ve tecrime cesaret ve Memalik-i Mahruse'nin bazı kura ve biladına hücum ile tahribve hak ile yeksan ve teba'a-i sadıkadan nice müflıs-ı ma'sumeyi kati ve itlaf ve ma-i mahfüfeyi sefk ve ıraka ettikleri ve canib-i emirü'l mü'mininden mansub ba'z-ı me'murin-i ilmiye ve askeriye ve mülkiyeyi hod-be-hod azl ve kendi hempalarını nasb ve merkez-i hilafet ile Memalik-i Mahruse'nin muvasalat ve münakalat ve muhaberatını kat' ve taraf-ı devletten sadır olan evamirin icrasını men' ve merkezi ve diğer memalikten tecrid ile şevket-i hilafeti kesr ve tevhin-i kasd iderek makam-ı mualla-yı İmamet'e ihanet etmekle ta'at-i imamdan huruc ve Devlet-i Aliyye'nin nizam u intizamını ve biladın asayişini ihlal için neşr-i eracif ve işa'a-i ekazib ile nası fitneye saik ve sa'i bi'l-fesad oldukları zahir ve müstehak olan rüesa-yı mezburun ile a'van ve etba'ı bağiler olup dağılmaları hakkında sadır olan emr-i aliden sonra hala inad ve fesadlarında ısrar ederlerse mezburların habasetlerinden tathir, bela ve şer ve mazarratlarından tahlis-i ibad vacib olup
Sayfa 116·Kitabı okudu
Duygularını yok etme kanalize et
İnsan fıtratında bulunan kin, öfke, gazap, kıskançlık, haset, kibir gibi ilk bakışta olumsuz gibi görünen duyguları yok edip söndürmek değil, onları veriliş gayelerine göre kullanmak esastır. Mesela kibir, kendisine en çok benzeyen duygu olan izzete dönüştürülebilir. Kibri olan biri, benliğiyle övüneceğine bir başkasıyla veya başka bir meseleyle övünebilir. İslamiyet ile, Peygamberiyle, Rabbine kul olmakla övünebilir, övündüğünde kendisine zararı dokunmayacak pozitif şeyler bulup onlarla övünebilir. Kıskançlık, kendisine en çok benzeyen duygu olan gıptaya dönüştürülebilir. İnsanların malını mülkünü değil de ilmini ve ibadetini kıskanmakla insan büyük bir sermaye elde etme yoluna girer. Makam mevki aşkı gibi ruhu körelten bir hastalık; manevi makamlara ait sevgilere; Cenab-ı Hakk'ın rızasını tahsil etme aşkına dönüştürülebilir. Olumsuz her duygunun olumlu kullanılacağı bir bağlam daima mevcuttur. İnsanın kendi hastalığını keşfetmesi ve onu yok etmek yerine doğru yere kanalize etmesi esastır. İnsan fıtratında bulunan, hırs, öfke, haset ve inat gibi duygular insana eziyet olsun diye değil, bir hikmete, bir işleve, bir beklentiye binaen verilmiştir. İnsana verilen bu özellikler aynı zamanda onları kullanmak ve gerçekleştirmek için birer emirdir. Allah kulağı vermekle duymayı, gözü vermekle görmeyi, ayağı vermekle yürümeyi manen emretmiş olduğu gibi insana hırsın, öfkenin, hasedin ve inadın verilmesi de insandan bu minvalde bir şeyler istendiğini göstermektedir. İnsan, içindeki bu duygularla örülmüş düşmanlık potansiyelini yok etmeye çalışmamalı, ona hayati bir iş için verilmiş bu yetenekleri heba etmeden, onları veriliş gayelerine uygun kullanarak en kazançlı neticeleri elde etmeye bakmalıdır. Diğer yandan, insan benliğindeki bu güçlü duyguları yok etmeye karar
Sayfa 130·Kitabı okudu
Aşk, susmaktır ey gönül! Konuşursan dilin yanar, susarsan kalbin.
Ey Niyâzî hâl-i aşkı herkese fâş eyleme, Sırr-ı Hakk'dır ana bigâne haberdâr olmasın (Ey Niyazi, aşkın halini açığa vurma, herkese anlatma. O aşk ki Hakk'ın sırrıdır. O aşka bigane, yabancı olanlar bundan haberdar olmasın.)
Sayfa 30 - Söz: Mevlana·Kitabı okudu
Büyükler İçin Ramazan Risalesi
"Nasıl ki zahir yapısındaki bir hücre, parmak izi bile cümle yaratılmış insanlar arasında o kişiyi işaret edecek,bulduracak hususiyete sahipse,Cenab_ı Hakk'ın ibadet olarak kullarına yazdığı her taat ve emir,muhteviyatında bu aşk_ı ilahiyi barındırır ve erbabına bu hakikat rahını buldurur."
Sayfa 266 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Din İslam
Reklam
Reklam